SİYASET
Giriş Tarihi : 27-09-2016 15:30   Güncelleme : 27-09-2016 15:30

Ekonomideki kötü gidişin bedeli halklarımıza ödetilmek isteniyor

Ekonomiden sorumlu bakanların ve hükümet sözcüsünün son günlerde art arda yaptıkları açıklamalarda görüldüğü gibi, artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Ekonomideki kötü gidiş saklanamayacak boyutlara ulaşmıştır.

Ekonomideki kötü gidişin bedeli halklarımıza ödetilmek isteniyor

 

Geçtiğimiz yıllarda uluslararası kredi değerlendirme kuruluşlarını övenler, bugün onları siyasi komploculukla suçlayacak hale gelmişlerdir. Halbuki uluslararası kredi değerlendirme kuruluşlarının teknik analizleri ayrıntılı incelendiğinde, iddiaların doğru olduğu görülmektedir.

 

Başbakan’ın ‘ekonomide yeni düzenlemeler’ diye sunduğu kredi geri ödeme sürelerine yönelik tedbirler de aslında durumun vahametini ortaya koymuştur. 15 Temmuz darbe girişiminin etkilerini bahane ederek ve ekonomideki dalgalanmaların geçici olduğunu söyleyerek toplumu yanıltanlar, şimdi halkı yeniden borçlandırarak çözüm üretme peşindeler.

 

Kredi derecelendirme kuruluşları gibi, sermayenin küresel bürokrasisinin emekçiler ve halklar aleyhine tavsiyelerini bugüne kadar istisnasız uygulayan AKP iktidarları, bugün sadece ekonomide değil, siyasal ve toplumsal yapıda da büyük krizleri yaşamamıza neden olmaktadır. Ekonomideki kırılganlık had safhaya ulaşmıştır. Ekonomideki uzun süreli kötü yönetim ülkeyi derin krizlere sürüklemektedir. ‘Faiz lobisi’ söylemiyle halkı oyalayan ve ekonomiyi kendi siyasi ve maddi menfaatleri uğruna bu noktalara sürükleyenlerin, bu kuruluşlara söyleyecek sözü de kalmamıştır.

 

Yoksulluğun kalıcılaştığı ve yaygınlaştığı, işsizliğin arttığı, kamu hizmetlerinin giderek azaldığı, adaletsiz bir vergi sisteminin yerleştiği, büyümenin Türkiye ekonomisi için kriz eşiği olan yüzde 3’ler düzeyine gerilediği, faiz takıntısı nedeniyle enflasyonun yukarılara tırmandığı bu süreçte halka yeni yükler ekleyerek iktidarını sürdürme peşinde olanlar, gidişatın sürdürülebilir olmadığını çok iyi bilmelidirler.

 

Siyaseti OHAL düzeninde baskıcı bir rejime hapsedenler, özgürlükleri güvenlikçi bir anlayışla her geçen gün daha fazla kısıtlamaktadır. Aynı anlayış ekonomi alanında da görülmektedir. Kredi kuruluşlarına efelenerek, kamu emekçilerini işlerinden uzaklaştırarak, Kürt halkına yönelik siyasi ve iktisadi yaptırımlarla şiddeti artırarak gidilecek bir yol kalmamıştır.

 

AKP iktidarı 14 yıllık kötü yönetimin bakiyesini siyasal olarak ödeyecektir. Tüm ülkeyi bir cehennem çukuruna sürükleyen bu zihniyete karşı HDP olarak halklarımızla, emekçilerle, toplumsal muhalefetin tüm bileşenleriyle demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak; eşitlikçi bir iktisadi yaşamı örebilmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

 

Bugün ekonomide yaşananlar sonun başlangıcıdır. Halklarımızın özgür olmadan refaha kavuşamayacağının altını çizerek, sadece siyaseten değil, iktisadi alanda da sorumlulardan hesap soracağımızı kamuoyuyla bir kez daha paylaşıyoruz.