Dünya birleşmiş gibi görünüyor ama bir türlü birleşemiyor. Her gün ekranlardan akan görüntüler, yalnızca Gazze’deki çocukların değil, insanlığın da yüreğini parçalıyor. İsrail’in kara operasyonları ve bombardımanlarıyla birlikte her gün onlarca sivilin, kadınların, çocukların ve bebeklerin hayatını kaybettiğini izliyoruz. İnsan vicdanı buna nasıl sessiz kalabilir?

Türkiye, bu süreçte yalnızca tepki göstermekle kalmadı, uluslararası platformlarda diplomasi trafiğini hızlandırdı. Birleşmiş Milletler’de, İslam dünyasında ve farklı coğrafyalarda Türkiye’nin sesi duyuldu, mesele gündeme taşındı. Fakat tek bir ülkenin çabası ne yazık ki yeterli olmuyor. Büyük devletler sessiz, uluslararası mekanizmalar ise işlevsiz. Kınamalar yapılıyor ama akan kanı durdurmuyor.

Arap ülkeleri zaman zaman bir araya geliyor, ortak açıklamalar yapıyor, fakat bu açıklamalar Gazze’deki acıyı hafifletmeye yetmiyor. Kâğıt üzerinde alınan kararlar, sokakta yıkılan evleri geri getirmiyor, yetim kalan çocukların gözyaşlarını dindirmiyor. Dünya seyrediyor, ama Gazze yanıyor.

Oysa yapılması gereken açık: Somut adımlar atılmalı. Ekonomik, siyasi ve diplomatik baskılar uygulanmalı, insani yardımlar kesintisiz ulaştırılmalı, ateşkes için ciddi bir irade ortaya konulmalı. Eğer bu adımlar atılmazsa, her gün yeni ölümler, yeni acılar, yeni yıkımlar göreceğiz.

Bu tablo karşısında Türkiye’nin duruşu elbette takdire şayan. Ancak yetmez. Bütün dünya liderleri, bütün insanlık bu konuda harekete geçmeli. Çünkü Gazze’de sadece Müslümanların değil, insanlığın vicdanı ölüyor.

Şunu unutmamalıyız: Filistinli çocukların da okula gitme hakkı vardır. Filistinli çocukların da parkta oynama hakkı vardır. Filistinlilerin de evinde huzurla yaşama hakkı vardır. Bu hakları görmezden gelen bir dünyanın adaleti de, vicdanı da sorgulanmalıdır.

Buradan bir kez daha sesleniyorum: Ey dünya liderleri, ey İslam ülkelerinin yöneticileri… Bir an önce harekete geçin. Kınama açıklamalarıyla vakit kaybetmeyin. İnsanlık onuru adına, vicdanlar adına, bu vahşeti durdurun.

Çünkü Gazze’de atılan her bomba, yalnızca o çocukların değil, bizim de geleceğimizin üzerine düşüyor.