Pehlivan SÖNMEZ Yazdı 

Bir toplumun eğitim anlayışını anlamak istiyorsanız, çocuklarına nasıl davrandığına bakın. Çünkü eğitim yalnızca ders kitaplarından, sınavlardan ve diplomalardan ibaret değildir. Eğitim aynı zamanda değer kazandırma, karakter inşa etme ve geleceğe yön verme sürecidir.

 

Ne yazık ki son yıllarda eğitim hayatımızda dikkat çeken yeni bir alışkanlık ortaya çıktı: Mezuniyet gösterileri...

 

Bir zamanlar mezuniyet denildiğinde akla üniversite sıralarından başarıyla ayrılan gençler gelirdi. Yıllarca emek vermiş öğrenciler, aileleriyle birlikte bu anlamlı günü kutlar, eğitim hayatlarının önemli bir aşamasını geride bırakmanın gururunu yaşardı. Kep atmanın bir anlamı vardı. O kep, verilen emeğin ve kazanılan başarının sembolüydü.

 

Bugün ise mezuniyet kavramı adeta anlamından uzaklaştırılmış durumda.

 

Anaokulu mezuniyetleri, ilkokul mezuniyetleri, hatta sınıf geçme etkinlikleri bile dev organizasyonlara dönüştürülüyor. Çocuklar sahnelere çıkarılıyor, özel kostümler hazırlanıyor, profesyonel çekimler yapılıyor ve ortaya çıkan görüntüler çoğu zaman sosyal medya platformlarında paylaşılmak üzere hazırlanıyor.

 

İşte burada durup düşünmek gerekiyor.

 

Bu etkinlikler gerçekten çocukların mutluluğu için mi yapılıyor?

 

Yoksa yetişkinlerin alkış alma, beğeni toplama ve görünür olma isteğinin bir sonucu mu?

 

Günümüz dünyasında sosyal medya hayatımızın merkezine yerleşmiş durumda. Beğeni sayıları, görüntülenmeler ve paylaşımlar birçok kişinin önceliği haline geldi. Ne yazık ki eğitim kurumları da bu rüzgârdan etkileniyor. Bazı okullar artık eğitim başarılarıyla değil, düzenledikleri organizasyonların ihtişamıyla gündeme geliyor.

 

Oysa bir okulun değeri sahne dekoruyla değil, yetiştirdiği öğrencilerle ölçülmelidir.

 

Daha da düşündürücü olan, ortaokul ve lise mezuniyetlerinde ortaya çıkan bazı görüntülerdir. Elbette herkesin giyim tercihi kendine aittir. Ancak eğitim kurumlarının düzenlediği törenlerde yaşa uygunluk, ciddiyet ve örnek olma sorumluluğu da göz ardı edilmemelidir. Bazı etkinliklerde eğitimin ruhu geri planda kalırken, gösteriş ön plana çıkmaktadır.

 

Bugün birçok mezuniyet töreninin ardından öğrencilerin başarıları değil; sahne şovları, kıyafetler ve sosyal medya paylaşımları konuşuluyorsa, burada durup yeniden düşünmek gerekir.

 

Çünkü mezuniyet bir gösteri değildir.

 

Mezuniyet; emeğin, sabrın, öğrenmenin ve gelişmenin kutlandığı anlamlı bir dönüm noktasıdır.

 

Çocuklarımızın hafızasında kalması gereken şey; pahalı organizasyonlar, süslü dekorlar veya sosyal medyada alınan beğeniler değil, eğitim hayatlarında gösterdikleri çaba ve elde ettikleri başarılar olmalıdır.

 

Hiç kimse çocukların sevinmesine, eğlenmesine ve güzel anılar biriktirmesine karşı değildir. Elbette kutlamalar yapılmalı, öğrenciler ödüllendirilmeli ve başarıları takdir edilmelidir. Ancak bunu yaparken ölçüyü kaçırmamak gerekir.

 

Çünkü çocuklarımıza vereceğimiz en büyük miras, gösteriş kültürü değil; değerler kültürüdür.

 

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın tam zamanıdır:

 

Biz çocuklarımızı hayata mı hazırlıyoruz, yoksa onları daha küçük yaşlardan itibaren beğeni ve gösteriş yarışının bir parçası haline mi getiriyoruz?

 

Unutmayalım ki bir toplumun geleceği, dağıttığı diplomalarla değil; yetiştirdiği karakterlerle şekillenir.