Yetkililer tarafından önceki yıllarda yapılan müjdeli açıklamalar ve verilen sözler kamuoyunda büyük bir beklenti oluşturmuştu. Fakat bugün gelinen noktada, Balıklıgöl’de herhangi bir Alan Başkanlığı yapısının faaliyete geçmediği açıkça görülüyor. Bu eksiklik, bölgedeki yönetim ve denetim faaliyetlerinde ciddi bir yetki karmaşasına ve kontrolsüzlüğe yol açmış durumda. Yaşanan bu boşluk, hem tarihi dokunun korunmasını zorlaştırıyor hem de turizm yatırımlarının önünde büyük bir engel teşkil ediyor.
Tarihi Kimlik Tehlike Altında
Özellikle Şubat 2023’te yaşanan büyük deprem sonrası, Balıklıgöl çevresinde özel mülkiyete ait alanlarda artan betonarme yapılaşma, tarihi Urfa evlerinin özgün kimliğini kaybetmesine yol açıyor. Alan yönetiminin eksikliği nedeniyle denetimsiz kalan bu süreç, sadece tarihi dokuyu değil, şehrin kültürel hafızasını da tehdit ediyor. Şanlıurfa gibi binlerce yıllık bir geçmişe sahip kadim bir şehir için bu tablo kabul edilemez bir duruma gelmiş bulunuyor.
70 Milyon TL Kaynak Sağlandı Ama…
Şanlıurfa Valiliği geçtiğimiz aylarda, Balıklıgöl’deki sorunların çözümü için Alan Yönetimi kurulması yönündeki taleplerini Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ve ilgili bakanlıklara iletmişti. Ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile GAP İdaresi tarafından Balıklıgöl için toplam 70 milyon TL kaynak sağlandığı kamuoyuna duyurulmuştu. Ancak, Alan Başkanlığı'nın kuruluşuna dair somut bir adım atılmadı ve bu konuda kamuoyuna herhangi bir ilerleme bilgisi verilmedi.
Kalıcı Çözümler Bekleniyor
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Turizm Meslek Komitesi tarafından yapılan açıklamada ise, geçici ve günü kurtaran önlemlerin Şanlıurfa için yeterli olmadığı vurgulandı. Açıklamada, Balıklıgöl gibi kutsal ve tarihi bir alanın gerçek anlamda korunabilmesi için verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiği ifade edilerek, Alan Yönetimi’nin bir an önce kurulması çağrısında bulunuldu.
Sonuç olarak, Balıklıgöl gibi bir dünya mirası değerinde olan kutsal mekânın korunması, planlı şekilde geliştirilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılabilmesi için somut adımlar atılması kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi. Şanlıurfalılar ve bölgeye değer veren tüm vatandaşlar, artık sözlerin değil, icraatların zamanı
geldiğine inanıyor.


