Günümüzde takdir edilmek değil, taklit edilmek gerçek başarının işareti olarak kabul edilmektedir. Çünkü bizde “takdir” çoğu zaman içten değil, şeklen yapılır.

 

algılamamıza neden olur; oysa o başarıların arkasındaki cefalar ve emek genellikle göz ardı edilir.

 

Bugün sosyal medyada bir kadının başarı haberi paylaşıldığında ve yorumlara baktığınızda alkıştan çok küçümseme görürsünüz. Çünkü, burada asıl hedef başkası değil, yarım kaldığını bildiği kendi benliğidir.

 

Gerçek özgüven, başkasının başarısını kutlayabilmekten geçer. Özgüveni sağlam kadın, yanındaki kadının ışığını büyütür; özgüvensiz olan ise söndürmeye çalışarak kendi eksikliğini gizler.

 

Dostluk meselesi de benzer bir yerde duruyor. Çoğu zaman “kötü gün dostu”na değer biçeriz. Oysa acı anlarını paylaşmak kolaydır; zor olan, ışıklar sana çevrildiğinde aynı samimiyetle yanında durabilmektir. Bir başarı hikâyesinin altındaki samimi tebrik ile diş bilemesini gizleyen soğuk cümle arasındaki fark, dostlukla çıkarcılığı birbirinden ayırır. Gerçek dost, sen parladığında gölgesine çekilmeyendir ve çevrenizdeki ışıklar çoğaldıkça, sizin ışığınız daha fazla parlamaya başlayacaktır; yapmanız gereken tek şey olumsuz enerjiyi geride bırakmaktır.

 

Uzman Psikolog Nur Elâ Aşar