Camiler…

Milyonlarca insanın ibadet etmek için gittiği, yardım etmek isteyen vatandaşların güven duygusuyla bağışta bulunduğu kutsal mekânlar.

Cuma namazlarında vatandaşlar, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, camilerin ihtiyaçlarının karşılanması veya belirlenen yardım kampanyalarına destek olunması amacıyla bağış yapıyor.

Peki bu paraların hesabı nasıl tutuluyor?

Kim sayıyor?

Kim tutanak tutuyor?

Ne kadar para toplandığı vatandaşa bildiriliyor mu?

Ve en önemlisi:

Toplanan paranın tamamı gerçekten kayıt altına alınıyor mu?

İstanbul Küçükçekmece’de yaşanan olay, işte bu soruları yeniden gündeme getirdi.

İDDİA: TOPLANAN YARDIMLAR EKSİK BİLDİRİLDİ

Küçükçekmece Hz. Ebubekir Camii’nde görev yapan müezzin Ferdi Bıyıkoğlu, cuma günleri toplanan yardım paralarının usulüne uygun şekilde kayıt altına alınmadığını ve müftülük kayıtlarına eksik miktarlar bildirildiğini öne sürerek resmi makamlara başvurdu.

İddiaya göre camide toplanan miktarlar ile müftülüğe bildirilen rakamlar arasında fark bulunuyordu.

Bu iddiaların ardından taraflar arasında başlayan tartışma büyüdü ve olay cami avlusunda fiziksel kavgaya kadar uzandı.

Olayla ilgili adli ve idari süreç başlatılırken, imamın görev yerinin değiştirildiği bildirildi.

KAYMAKAMLIK DA SORUŞTURMA İZNİ VERDİ

Olayın en dikkat çekici noktalarından biri ise iddiaların yalnızca tarafların karşılıklı suçlamalarından ibaret kalmaması.

Odatv'nin aktardığı bilgilere göre Küçükçekmece Kaymakamlığı, 2023-2026 dönemindeki yardım toplama icmallerinde “hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan” ve rasyonel bulunmayan ciddi tutarsızlıklar tespit edildiğini belirterek imam hakkında soruşturma izni verdi.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor:

Soruşturma izni verilmesi, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

İddiaların hukuki süreç sonunda araştırılması ve varsa sorumlulukların ortaya çıkarılması gerekir.

ASIL SORU ŞU: CAMİLERDE BAĞIŞ SİSTEMİ YETERİNCE ŞEFFAF MI?

Küçükçekmece'deki olayın ardından artık sadece o camiyi konuşmak yeterli değil.

Türkiye'nin dört bir yanında cuma günleri camilerde yardım toplanıyor.

Vatandaşlar cebinden para çıkarıp bağış yapıyor.

Kimi 20 lira veriyor, kimi 100 lira, kimi gücü yettiğince daha fazla katkıda bulunuyor.

Belki de bir emekli, kendi ihtiyacından kısıp camiye yardım ediyor.

Bir işçi, haftalık kazancından ayırıyor.

Bir esnaf, helal kazancından bağış yapıyor.

Bu nedenle toplanan her kuruşun hesabı şeffaf, açık ve denetlenebilir olmalıdır.

VATANDAŞIN BİLMESİ GEREKENLER

Bence camilerde toplanan bağışlarla ilgili sistem çok daha şeffaf hale getirilmeli.

Vatandaş şu soruların cevabını görebilmeli:

O gün ne kadar para toplandı?

Para kimler tarafından sayıldı?

Tutanak tutuldu mu?

Tutanağa kaç lira yazıldı?

Para nereye teslim edildi?

Hangi amaçla kullanılacak?

Harcanan paranın belgesi var mı?

Bu soruların sorulması camilere veya din görevlilerine güvensizlik anlamına gelmez.

Tam tersine, şeffaflık güveni artırır.

CUMA BAĞIŞLARINDA YENİ BİR SİSTEM GEREKLİ Mİ?

Belki de artık teknolojiden daha fazla yararlanmanın zamanı geldi.

Her cuma toplanan yardım paraları elektronik ortamda kayıt altına alınabilir.

Sayım en az iki veya daha fazla görevlinin huzurunda yapılabilir.

Tutanaklar dijital sisteme işlenebilir.

Toplanan miktar ve yapılan harcamalar, mevzuata uygun şekilde vatandaşın görebileceği bir yöntemle açıklanabilir.

Böylece hem vatandaşın kafasındaki soru işaretleri ortadan kalkar hem de dürüst çalışan din görevlileri ve cami görevlileri töhmet altında kalmaz.

CAMİLERDE BAĞIŞLAR DENETLENMELİ

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve ilgili müftülüklere de bir çağrı yapmak gerekiyor.

Camilerde toplanan yardım ve bağış paralarının denetimi daha da sıkılaştırılmalı.

Özellikle yüksek miktarda yardım toplanan camilerde düzenli mali kontroller yapılmalı.

Tutanak sistemi sıkılaştırılmalı.

Bağışların hangi amaçla toplandığı açıkça belirtilmeli.

Harcamaların belgeleri muhafaza edilmeli.

Ve herhangi bir şüphe oluştuğunda gerekli idari inceleme gecikmeden başlatılmalı.

CAMİLER GÜVENİN ADRESİ OLMALI

Camiler toplumun en hassas noktalarından biridir.

Vatandaş camiye gittiğinde huzur bulmak ister.

Bağış yaptığında parasının doğru yere gittiğine inanmak ister.

Bu güvenin sarsılması, sadece bir caminin değil, toplumun tamamının zarar görmesine neden olabilir.

Bu nedenle Küçükçekmece'de yaşanan olaydan gerekli ders çıkarılmalıdır.

Mesele bir imamla bir müezzinin kavgasından ibaret görülmemelidir.

Asıl mesele;

Bağışların nasıl toplandığı, nasıl kayıt altına alındığı ve nasıl harcandığı konusunda tam şeffaflığın sağlanmasıdır.

SON SÖZ

Ben bir gazeteci olarak soruyorum:

Cuma günleri camilerde toplanan yardım paralarının tamamı kayıt altına alınıyor mu?

Bu paraların hesabı kim tarafından tutuluyor?

Vatandaş toplanan paranın nereye gittiğini görebiliyor mu?

Denetimler ne sıklıkla yapılıyor?

Ve en önemlisi:

Bağış yapan vatandaşın hakkı nasıl korunuyor?

Bu soruların cevabı açık, net ve şeffaf şekilde verilmelidir.

Çünkü vatandaşın camiye bıraktığı para, sıradan bir para değildir.

O para güvendir, emanettir.

Emanetin ise hesabı olur.

HABER: GAZETECİ İBRAHİM UYGUR