WWW.URFADABUGUN.COM,Urfa’da bugün,Urfa'nın Kültürü,Şanlıurfa Turizmi,Tarihi Şanlıurfa,Urfa Kültür Sanat
WWW.URFADABUGUN.COM,Urfa’da bugün,Urfa'nın Kültürü,Şanlıurfa Turizmi,Tarihi Şanlıurfa,Urfa Kültür Sanat

Karlı dağlardan gurbet yollarına uzanan 86 yıllık yaşam mücadelesi

Mehmet Bayer, 3 Kasım (Hibya) - Beş yaşında karlı dağlarda çobanlık yaptı, çocuk yaşta ailesinden uzak kaldı, okuma yazmayı askerlik sırasında öğrendi. 1972'de çalışmak için gittiği Almanya'da günlerce sokaklarda ve tren garında yaşadı. Tüm zorluklara rağmen kendi işini kurdu, iki ülkeden emekli oldu. Abdülkerim Akan'ın Hakkari'den Berlin'e uzanan yaşam öyküsü, yoksulluğa, yalnızlığa ve hayata tutunma mücadelesine tanıklık ediyor.

Karlı dağlardan gurbet yollarına uzanan 86 yıllık yaşam mücadelesi
Paylaş:

Hakkari'nin karlı dağlarında, kışın sıcaklığın eksi 30-35 derecelere kadar düştüğü bir coğrafyada başladı Abdülkerim Akan'ın yaşam mücadelesi. Henüz beş yaşındayken koyunların başında bekliyor, üç metreyi bulan karların içinde hayvanlara yol açıyordu. Ayağında çarık, üzerinde soğuğa karşı koruyacak doğru düzgün bir kıyafet yoktu. Isınabildiği tek yer ise bir tandırın başıydı.

Bugün 86 yaşında olan Akan'ın hikayesi, çocuk yaşta omuzlarına yüklenen sorumluluklarla başladı. Babasını henüz 6 aylıkken kaybeden, annesi başka bir evlilik yapınca babaannesinin yanında büyüyen Akan, küçük yaşta hem yoksulluğu, hem de yalnızlığı tanıdı.

Yıllar sonra Almanya'ya uzanacak yaşam yolculuğunda karşısına çıkan engeller, çocukluğunda öğrendiği mücadele etme zorunluluğunun farklı biçimlerde devam etmesinden ibaretti. Ancak bu yolculuğun sonunda, yokluklarla geçen yılların ardından kendi işini kuran ve iki ülkeden emekli olan bir hayat hikayesi ortaya çıktı.

Beş yaşında başlayan çobanlık mücadelesi

1940 yılında Hakkari'nin Merzan Mahallesi'nde dünyaya gelen Abdülkerim Akan, babası Nabi'yi henüz altı aylıkken kaybetti. Annesinin yeniden evlenmesinin ardından babaannesiyle yaşamaya başladı. Babaannesinin bir muhtarla evlenmesiyle birlikte onun yanına giden Akan, çocukluk yıllarını Silahyan bölgesinde geçirdi.

Köydeki yaşam şartları oldukça ağırdı. Henüz çocuk yaşta çobanlığa başlayan Akan, yazın hayvanları meraya çıkarıyor, kışın ise karla kaplanan dağlarda koyunların başında bekliyordu.

Akan, o günleri anlatırken yaşadığı zorlukları şu sözlerle dile getirdi:

''Beş yaşında koyunların başında beklerdim. Ayağımda o soğukta çarık, üzerimde doğru düzgün kıyafet yoktu. Çok üşürdüm. Tandır başında ısınıyordum. Kışın sıcaklık eksi 30-35 dereceleri buluyordu. Üç metre kar yağdığı olurdu. Koyunlar için o karın içinde yol açıyordum.''

Çocukluğunun oyunlarla değil, hayvanların peşinde ve ağır sorumluluklar altında geçtiğini belirten Akan, bu yaşamın 8 yaşına kadar sürdüğünü anlattı.

Ancak onun için çocukluk yıllarındaki en büyük kırılmalardan biri, babaannesini kaybetmesi oldu. Henüz küçük yaşta kendisini hayata bağlayan en önemli insanlardan birini yitiren Akan, şunları aktardı:

''Babaannem ile uyurduk. Bir de kedim vardı. Onu da koynuma alır, öyle uykuya dalardım. Bir sabah uyandım, babaannemi göremedim. Sonra komşular beni evlerine aldı. Dediler ki babaannen öldü. O anda hayatımın tükendiğini sandım. Orada hiçbir yakınım kalmamıştı. Artık yapayalnızdım.''

Çocuk yaşta yalnızlıkla tanıştı

Akan, 8 yaşındayken babaannesinin evlendiği muhtarın Reşit isimli büyük oğlu aracılığıyla Hakkari'ye gitti. Köyden şehre ilk kez çıkıyordu. Hakkari, onun gözünde alışık olmadığı kadar kalabalık ve farklı bir yerdi.

Şehirde halasının oğluyla karşılaştı ve onun yanına yerleşti. Bir süre burada yaşayan Akan, 9 yaşına geldiğinde babasının amcaları tarafından yanlarına alındı.

Ancak kalabalık bir evde yaşamak, onun çocukluğunu kolaylaştırmadı. Yaşıtlarının okula gittiğini, kendisinin ise ev işlerini ve ağır işleri üstlendiğini anlatan Akan, o yıllarda odun kestiğini, kışın sokak çeşmelerinden eve su taşıdığını söyledi.

Yaşıtları eğitim hayatına devam ederken o, günlük yaşamın sorumluluklarını yerine getirmek zorundaydı. Çocukluğunda alamadığı eğitim fırsatı, ilerleyen yıllarda da hayatının önemli dönüm noktalarından biri olacaktı.

On beş yaşına geldiğinde ilk kez nüfus cüzdanına kavuştu. Yirmi yaşında askerlik çağı gelmişti. Önünde yeni bir yol vardı, ancak bu yolculuk için gerekli imkanları bulmak hiç de kolay değildi.

Okuma yazmayı askerlikte öğrendi

Askere çağrıldığında, Akan'a yol masrafı için askerlik şubesi tarafından 40 lira verildi. Kuzenlerinin verdiği 150 lirayla birlikte yola çıkan Akan, o dönem Hakkari-Van güzergahında düzenli otobüs seferlerinin bulunmaması nedeniyle, bir damperli kamyonun kasasında seyahat ederek İzmir Bornova'daki acemi birliğine ulaştı.

Okuma yazma bilmeden başladığı askerlik hayatında bu eksikliğini gidermeye çalıştı. Akan, askerlik sırasında okuma yazmayı öğrendi.

Acemi birliğinin ardından Kahramanmaraş'taki 14'üncü Piyade Alayı'na gönderildi ve burada 23 ay görev yaptı. Terhisine yalnızca 10 gün kala, yönetmen, senarist, yapımcı, oyuncu Yılmaz Erdoğan ile koreograf Mustafa Erdoğan'ın amcaları da olan akrabası Adil Erdoğan'ın gönderdiği 170 lira sayesinde askerlik işlemlerini tamamlayabildi.

Hakkari'ye döndüğünde hayatını sürdürebilmek için iş aramaya başladı. Bir lisede hademe olarak kadrolu işe girdi. Aylık 250 lira maaşla başladığı bu işte 1 yıl çalıştı.

Ardından sağlık memurluğu için açılan sınavı kazandı ve sıtma savaş memuru olarak görevlendirildi. Ancak dağ köylerine giderken defalarca ölüm tehlikesi atlattığını belirten Akan, bu görevin kendisi için çok zor olduğunu ifade etti.

İçinde başka bir alana yönelme isteği vardı. Sanata ve teknik işlere ilgi duyuyordu. Bu nedenle Karayollarında çalışmaya başladı. Önce greyder yağcısı olarak üç-dört yıl görev yaptı, ardından torna tesviye bölümüne geçti ve burada da birkaç yıl çalıştı.

Fakat hayatının yönünü değiştirecek gelişme, yıllar sonra yaşanacak büyük bir doğal afetle geldi.

Hakkari'den Almanya'ya uzanan yol

1969 yılında Hakkari'de yaşanan büyük sel felaketi, köprülerin yıkılmasına ve ciddi hasara yol açtı. Felaketin ardından Türkiye'den Almanya'ya işçi gönderilmesi gündeme geldi. Selden etkilenen 100 kişinin Almanya'ya gönderilmesi için çalışma başlatıldı.

Akan'ın anlattığına göre, Almanya'ya gitmek isteyenlerin az olması nedeniyle isimlerin belirlenmesi aylar sürdü. İlk hazırlanan listede Hakkarili olmayanların da bulunması üzerine, listenin yeniden düzenlenmesi istendi. Yenisinin hazırlanması yaklaşık 3 ay daha aldı.

Hazırlanan liste valilik aracılığıyla bakanlığa gönderildi ve kabul edildi.

Abdülkerim Akan, 1972 yılında Almanya'ya giden işçiler arasında yer aldı. Yanında Raci isimli bir arkadaşı da vardı. İkili önce Köln'e ulaştı, ardından farklı şehirlere gönderildi. Akan'ın yeni adresi, Almanya'nın Gütersloh kasabası oldu.

Burada yer altına kablo döşeyen bir şirkette çalışmaya başladı. Ancak Almanya'daki ilk günleri, hayal ettiği yeni başlangıçtan çok uzaktı.

Almanya'da işsiz, parasız ve sokakta kaldı

Akan, Almanya'daki işinin henüz ilk haftasında sağlık sorunları yaşamaya başladı. Çalışırken iki büklüm kaldığını ve doktora gittiğinde kendisine 20 günlük rapor verildiğini anlatan Akan, raporu işverene teslim ettiğinde hayatının en çaresiz dönemlerinden biriyle karşılaştı.

Şirket yetkilisi pasaportunu kendisine vererek, bir daha işe gelmemesini söyledi.

Ne yapacağını bilemeyen Akan, yabancı olduğu bir ülkede tek başına kaldı. Kalacak yeri, yeterli parası ve Almanca bilgisi yoktu. Oturum izni konusunda da belirsizlik yaşıyordu. Birkaç geceyi tren garında geçirmek zorunda kaldı.

Akan, o günleri anlatırken yaşadığı çaresizliği şu sözlerle ifade etti:

''Ne yatacak ne de gidecek yerim vardı. Sokaklarda kaldım. Param yok, açım. Dil bilmiyorum. Birkaç gece mecburen tren garında yattım.''

Bir süre sonra Servet isimli bir esnafın yanına yönlendirildi. Tekstil ürünleri satan Servet, Akan'ın durumunu öğrendikten sonra ona yardım etmeye çalıştı. Önce kalabileceği bir bakım evine götürdü, ardından başka yerlerde iş bulabilmesi için girişimlerde bulundu.

Akan, bir süre farklı kapıları çaldı. Bir bisiklet fabrikasında çalışması için girişimde bulunuldu ancak sonuç alınamadı. Bielefeld şehrinde Türklerin bir araya geldiği yere gittiğinde de kendisine yardımcı olamayacakları söylendi.

Çaresiz kaldığı bir sırada karşılaştığı bir Alman, onu otogara ve ardından polise götürdü. Daha sonra bir dinlenme ve konaklama yerine yönlendirilen Akan, burada bir gece kaldı. Kendisine yardım eden kişinin bir papaz olduğunu sonradan öğrendi.

Her yeni kapı, onun için yeniden başlama umuduydu. Sonunda Servet'in amcasının yardımıyla otomobil koltuklarının ve iç döşemelerinin üretildiği bir fabrikada iş buldu. Yaklaşık bir ay çalıştı.

Ancak bu kez de Türkiye'den gelen bir mektup, hayatının yönünü değiştirdi.

Eşinin hastalığı nedeniyle Türkiye'ye döndü

Akan'a Türkiye'den gelen mektupta eşinin hastalandığı bildiriliyordu. İş yerinden bir aydan fazla kalmamak şartıyla izin alarak Türkiye'ye döndü. Önce Van'a gitti, ardından eşinin tedavisi için Erzurum'a geçildi. Hastanelerde yapılan değerlendirmelerde ciddi bir sorun olmadığı söylendi.

Eşinin yanında kalmak isteyen Akan, bir süre Almanya'ya dönmemeyi düşündü. Ancak Türkiye'de iş bulamayınca yeniden Almanya'ya gitmek zorunda kaldı. Bu sırada kendisine verilen bir aylık süre de geçmişti.

Almanya'ya döndüğünde bu kez Berlin'e gitmeye karar verdi. Yanındaki arkadaşıyla birlikte Berlin'e geldi ve hemşehrisi Aziz Ahmet Timur'a ulaştı. Timur'un desteğiyle bir kereste fabrikasında işe başladı.

Yıl 1973'tü. Akan, artık Berlin'de yeni bir hayat kurmaya çalışıyordu. Ancak eşini yanına alabilmesi için önce bir ev bulması gerekiyordu.

Eşini getirmek için ev tuttu

Akan, eşini Almanya'ya getirebilmek amacıyla Yugoslav bir ailenin boşalttığı evi kiraladı. O dönemin parasıyla 1400 Alman Mark'ı hava parası ödediği evin oldukça eski olduğunu belirten Akan, evlilik hayatını Almanya'da sürdürebilmek için bu koşulları kabul etti.

Ardından Hakkari'ye giderek eşini aldı ve birlikte Berlin'e döndü.

Eşi, kendisini bekleyen eski evi görünce şaşırdı. Çift, bir yıl boyunca bu evde yaşadıktan sonra, daha iyi şartlara sahip başka bir eve taşındı. Çevrelerinde yeni arkadaşlıklar kurdular ve Almanya'daki yaşamlarını adım adım düzene soktular.

Akan, eşinin de çalışması için girişimlerde bulundu. Eşi bir süre bakıcılık yaptı, ardından birlikte bir fabrikada çalışmaya başladılar. Akan'ın anlattığına göre çift, yaklaşık 7 yıl aynı fabrikada emek verdi.

Bir yıl sonra araba da satın alan Akan, 1974 yılında Türkiye'ye izne geldi. Hakkari'de iki ay geçirdikten sonra yeniden Almanya'ya döndü.

Ancak yıllar boyunca başkaları için çalıştıktan sonra, kendi işini yapma düşüncesi giderek ağır basıyordu.

Almanlara döneri sevdiren Hakkarili

Akan, fabrikada çalışmaktan sıkıldığını fark edince eşiyle birlikte farklı bir iş kurmayı düşündü. Bu düşünce, 1979 yılında Berlin'de bir dönerci dükkanı açmasıyla gerçeğe dönüştü.

İlk dönemlerde Alman müşterilere döneri tanıtmaya çalıştı. Zamanla çevredeki müşterilerin alışmasıyla işini geliştirdi. Akan, yaklaşık 6 yıl boyunca dönercilik yaptı ve 1986 yılına kadar bu işi sürdürdü.

Dükkanını daha sonra devredip sattı. Eşi Türkiye'ye döndü, kendisi ise iki ay sonra yeniden Almanya'ya gitti.

Bu kez işsiz kalmıştı. Ancak yıllar içinde edindiği deneyim, onu farklı bir ticaret alanına yöneltti. Eşinin kardeşi Fahrettin'i eğitim alması amacıyla Almanya'ya getiren Akan, onunla birlikte patates ve yumurta satılan bir iş yerini devraldı.

İş yerini zamanla bakkal ve şarküteri dükkanına dönüştürdüler. Zeytin, peynir, sebze ve meyve satmaya başladılar. İki yıl boyunca çalıştırdıkları iş yerinden, sahibinin tadilat yapmak istemesi nedeniyle ayrılmak zorunda kaldılar.

Ardından kayınbiraderinin önerisiyle pazarcılığa yöneldi. Bir pazar tezgahı alarak ticarete devam etti. Birkaç yıl boyunca pazarcılık yaptıktan sonra bu işi de devretti.

Akan içi her kapanan kapı, yeni bir iş alanına yönelmenin başlangıcıydı.

Berlin Duvarı'nın yıkılışından emekliliğe

Türkiye'ye dönerek iki-üç ay kalan Akan, daha sonra yeniden Berlin'e gitti. Bu kez Doğu Berlin'de bir pazar yeri buldu. Yalnızca meyve sattığı bu tezgahı 9 yıl işletti.

Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından değişen şehirde ticaret yapmayı sürdüren Akan, yıllar içinde hem Almanya'da hem de Türkiye'de çalışarak emeklilik hakkı kazandı.

Almanya'daki şirketini eşinin üzerine devreden Akan, 2005 yılında Almanya'dan emekli oldu. Aynı yıl eşiyle birlikte Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Ancak Almanya ile bağlarını koparmadı.

Eşi Nurdan Akan da 2023 yılında emekli oldu. Bugün İzmir'de yaşayan çift, yaz aylarını Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan Köyü'nde  geçiriyor. Almanya'ya gidip gelmeyi sürdüren Akan, yıllarca emek verdiği iki ülkeyle bağını koruyor.

Bir ömre sığan mücadele

Abdülkerim Akan'ın yaşamı, Hakkari'nin karlı dağlarında başlayan bir mücadelenin, Almanya'nın sokaklarına, fabrikalarına, dükkanlarına ve pazarlarına uzanan hikayesi.

Çocuk yaşta çobanlık yaparken soğukla mücadele eden, ailesinden uzak kaldığı yıllarda kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenen Akan, okuma yazmayı askerlik sırasında öğrendi. Almanya'da işini kaybedince tren garında sabahladı, yabancı olduğu bir ülkede defalarca yeniden başlamak zorunda kaldı.

Ancak bütün bu zorlukların ardından kendi işlerini kurdu, yıllarca çalıştı ve emekliliğe ulaştı.

Bugün 86 yaşında geriye baktığında, hayatının farklı dönemlerinde karşılaştığı güçlükler, onun hikayesinin en belirgin parçalarını oluşturuyor. Hakkari'nin sert kışında 5 yaşında başlayan yaşam mücadelesi, yıllar sonra Berlin'de meyve sattığı pazara kadar uzandı.

Akan'ın öyküsü, bazen bir insanın hayatını değiştiren şeyin büyük fırsatlar değil, karşısına çıkan zorluklara rağmen yürümeye devam etme kararlılığı olduğunu gösteriyor.

Hibya Haber Ajansı

Bu haber WWW.URFADABUGUN.COM,Urfa’da bugün,Urfa'nın Kültürü,Şanlıurfa Turizmi,Tarihi Şanlıurfa,Urfa Kültür Sanat tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

```html ```