Son yıllarda açıklanan veriler hepimizi düşündürmesi gereken bir gerçeği gözler önüne seriyor. Evliliklerin sayısı azalırken boşanmalar artıyor. Bununla birlikte doğum oranları da her geçen yıl düşüyor. Bu tablo yalnızca aileleri değil, ülkemizin geleceğini de yakından ilgilendiriyor.

 

Bir zamanlar kalabalık ailelerin, çocuk sesleriyle dolu mahallelerin ülkesi olan Türkiye, bugün giderek yaşlanan bir nüfus yapısıyla karşı karşıya. Genç nüfusumuzun azalması, gelecekte üretimden ekonomiye, sosyal hayattan emeklilik sistemine kadar birçok alanda önemli sorunları beraberinde getirebilir.

 

Elbette her evlilik sürmek zorunda değildir. Şiddet, ağır geçimsizlik ve benzeri durumlarda boşanma kaçınılmaz olabilir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, evlilik kurumunun her zamankinden daha fazla yıprandığını görüyoruz. Küçük anlaşmazlıkların bile bazen ailelerin dağılmasına neden olması, üzerinde düşünülmesi gereken bir toplumsal meseledir.

 

Doğum oranlarındaki düşüş de en az boşanmalar kadar dikkat çekicidir. Ekonomik kaygılar, yaşam şartlarının ağırlaşması, kariyer planları ve değişen yaşam alışkanlıkları birçok ailenin çocuk sahibi olma kararını ertelemesine ya da bundan vazgeçmesine neden oluyor. Bunun sonucunda ise ülkemiz giderek yaşlanan bir nüfus yapısına doğru ilerliyor.

 

Aile, toplumun temel taşıdır. Güçlü aileler, güçlü bir toplumun en önemli güvencesidir. Bu nedenle aile kurumunu koruyacak sosyal politikaların geliştirilmesi, gençlerin evliliğe teşvik edilmesi ve çocuk sahibi olmayı destekleyen uygulamaların artırılması büyük önem taşıyor.

 

Bugün alınacak doğru kararlar, yarının Türkiye'sini şekillendirecektir. Unutmamalıyız ki güçlü bir gelecek, güçlü ailelerle ve sağlıklı nesillerle inşa edilir.