Son yıllarda kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, toplumun en büyük yaralarından biri haline gelmiş durumda. Nişanlılık döneminde başlayan anlaşmazlıklar, evlilik sürecinde yaşanan sorunlar ve boşanma aşamasında ortaya çıkan çatışmalar, ne yazık ki bazı durumlarda geri dönüşü olmayan trajedilere dönüşüyor.

 

Her gün haberlerde bir ya da birden fazla kadının şiddete maruz kaldığını, yaralandığını ya da hayatını kaybettiğini görüyoruz. Bu haberler sadece mağdurların ailelerini değil, toplumun vicdanını da derinden yaralıyor. Bir kadın olarak bu gelişmeler beni endişelendiriyor ve derinden üzüyor. Her yeni haber, gözlerimizde yeni bir yaşa, yüreğimizde yeni bir acıya dönüşüyor.

 

Kadınların yalnızca ayrılmak, boşanmak ya da kendi hayatlarına yön vermek istedikleri için korku içinde yaşamak zorunda kalmaları kabul edilemez. Hiçbir kadın, hayatına dair bir karar verdiği için tehdit edilmemeli, şiddete uğramamalı ve yaşam hakkından mahrum bırakılmamalıdır.

 

Elbette bu sorunun çözümü yalnızca cezalarla sınırlı değildir. Eğitimden aile yapısına, toplumsal bilinçten ekonomik koşullara kadar birçok alanda çalışmalar yapılması gerekmektedir. Ancak caydırıcı ve ağır yaptırımların uygulanması da büyük önem taşımaktadır. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda hukuki süreçlerin daha etkin işletilmesi, koruyucu tedbirlerin eksiksiz uygulanması ve mağdurların güvenliğinin sağlanması artık bir zorunluluktur.

 

Yetkililerin bu konuda daha kararlı adımlar atması gerektiğine inanıyorum. Yasaların güçlendirilmesi, mevcut düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması ve kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi için vakit kaybedilmemelidir.

 

Unutulmamalıdır ki kaybedilen her kadın; bir anne, bir evlat, bir kardeş, bir eş ya da bir dosttur. Her kadın cinayeti, yalnızca bir kişinin değil, bir ailenin ve toplumun geleceğinden koparılan bir parçadır.

 

Kadınların korkmadan yaşayabildiği, şiddetin olmadığı, adaletin ve güvenin hâkim olduğu bir toplum hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle ilgili tüm kurumları ve yetkilileri, kadınların yaşam hakkını korumak adına gerekli tüm önlemleri bir an önce almaya davet ediyorum.

 

Bir kadın olarak, kadınlar için endişeleniyor ve üzülüyorum. Dileğim; artık kadın cinayetlerini değil, kadınların başarılarını, umutlarını ve hayallerini konuştuğumuz bir Türkiye'dir.