Yıllardır bu ülkenin en büyük yaralarından biri terör oldu. Milletimiz bunun ağır bedellerini ödedi. Nice canlar toprağa düştü, nice ocaklara ateş düştü. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını kaybetti. Şehitlerimizin acısı yüreğimizde hiçbir zaman dinmedi.
Terör sadece canlarımızı almadı; ülkemizin ekonomisine, sosyal hayatına ve geleceğine de büyük zarar verdi. Yıllarımızı aldı, enerjimizi tüketti, yatırımların ve kalkınmanın önüne engeller çıkardı.
Bugün artık farklı bir Türkiye için umutlarımızı büyütmek istiyoruz.
Terörün olmadığı, insanların korkuyla değil umutla yaşadığı bir Türkiye…
Çünkü bu millet huzuru fazlasıyla hak ediyor.
Artık çocuklarımızın geleceğini konuşmanın, gençlerimize iş ve aş sağlamanın, şehirlerimizi büyütmenin, üretimi artırmanın, yatırımları çoğaltmanın zamanı geldi.
Türkiye'nin önünde büyük bir fırsat var.
Eğer terörün gölgesinden tamamen kurtulabilirsek, ülkemizin kaynaklarını güvenliğe harcamak yerine eğitime, üretime, teknolojiye, tarıma, sanayiye ve istihdama daha fazla yönlendirebiliriz.
Şanlıurfa gibi genç nüfusu yüksek şehirlerimiz için bunun anlamı çok büyük.
Biz artık evlatlarımızın çatışmaların değil, üniversitelerin; silahların değil, fabrikaların; korkunun değil, umutların konuşulduğu bir ülkede büyümesini istiyoruz.
Elbette geçmişte yaşanan acıları unutmayacağız. Şehitlerimizi, gazilerimizi ve bu ülke için bedel ödeyenleri her zaman hatırlayacağız.
Ancak geçmişin acılarından ders çıkararak geleceğe bakmak zorundayız.
Artık terör değil, kalkınma zamanı.
Artık ayrışma değil, birlik ve beraberlik zamanı.
Artık korku değil, güven zamanı.
Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil; huzur, kardeşlik, adalet, üretim ve kalkınmadır.
Bu topraklarda yaşayan herkesin ortak bir dileği var:
Çocuklarımızın geleceğe güvenle bakması…
Gençlerimizin iş bulmak için memleketini terk etmek zorunda kalmaması…
Esnafımızın kepengini huzur içinde açması…
Çiftçimizin tarlasına güvenle gitmesi…
Yatırımcının yarınını görebilmesi…
Ve annelerin artık evlatları için korku değil, güzel bir gelecek hayal etmesi…
Türkiye bunu başarabilir.
Yeter ki birlik olalım, birbirimize güvenelim ve aynı geleceğe birlikte yürüyelim.
Çünkü bu ülkenin artık kaybedecek bir yılı, bir günü, bir nesli daha yok.
Milletimiz çok bedel ödedi. Şimdi sıra huzurda, berekette ve kalkınmada.
Türkiye'nin yeni hikâyesi terörle değil; barış, kardeşlik, üretim ve kalkınmayla yazılsın.