Bazı günler vardır; bir ülkenin tarihinde yalnızca bir tarih olarak kalmaz. O günler, yıllarca sürecek yeni bir dönemin başlangıcı olur.
Ben bugün Türkiye'nin böyle bir dönemin eşiğinde olduğuna inanıyorum.
Yaklaşık 50 yıldır ülkemizin başına bela olan terör nedeniyle binlerce insanımızı kaybettik. Askerimizi, polisimizi, güvenlik korucularımızı ve sivil vatandaşlarımızı şehit verdik. Binlerce aile evlat acısı yaşadı, binlerce insanımız gazi oldu.
Bu ülke çok ağır bedeller ödedi.
50 yıl boyunca anaların gözyaşı dinmedi.
Şimdi ise Türkiye'nin önünde yeni bir umut var:
Terörsüz Türkiye.
BİR ÜLKENİN YARIM ASIRLIK YÜKÜ
Terör sadece canlarımızı almadı.
Ekonomimizi etkiledi, yatırımların önüne geçti, gençlerimizin geleceğini gölgeledi, bölgesel kalkınmayı yavaşlattı.
Türkiye yıllarca güvenlik sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı.
Bugün artık bütün enerjimizi Türkiye'nin kalkınmasına ayırabileceğimiz bir dönemin kapısı açılabilir.
Bunun anlamı yalnızca silahların susması değildir.
Bunun anlamı; çocukların güven içerisinde büyümesi, gençlerin gelecek hayali kurması, yatırımcının ülkenin her bölgesine güvenle yatırım yapabilmesi ve Türkiye'nin bütün şehirleriyle birlikte kalkınmasıdır.
TÜRKİYE İÇİN TARİHİ BİR SİYASİ İRADE
Bu süreçte Türkiye'nin siyasi iradesi büyük önem taşıyor.
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu siyasi irade, Terörsüz Türkiye hedefinin gündemin merkezine taşınmasında önemli bir rol oynuyor.
Sayın Bahçeli'nin Meclis'te DEM Parti sıralarına giderek milletvekilleriyle el sıkışması, Türk siyasetinde önemli bir görüntü olarak hafızalara kazındı.
Bu görüntüyü yalnızca bir el sıkışma olarak görmemek gerekir.
Bazen bir el uzatmak, yıllardır konuşulamayan konuların konuşulmasının kapısını açar.
Bazen bir selam, yeni bir başlangıcın işareti olur.
Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan da kavga değil, konuşabilmektir.
ARTIK TÜRKİYE'NİN TAMAMI BİRLİKTE HAREKET EDEBİLİR
Terörün sona ermesiyle Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki mesafelerin yalnızca coğrafi değil, ekonomik ve sosyal anlamda da kapanması mümkün olabilir.
Güneydoğu Anadolu'nun genç nüfusu büyük bir güç.
Şanlıurfa'nın tarımı, turizmi ve tarihi zenginlikleri büyük bir ekonomik potansiyel taşıyor.
Diyarbakır'ın kültürel mirası, Mardin'in turizmi, Gaziantep'in sanayisi, Adıyaman'ın tarihi ve bütün bölgenin üretim gücü, huzur ortamında çok daha güçlü şekilde değerlendirilebilir.
Terörsüz Türkiye demek, aynı zamanda üreten Türkiye demektir.
İstihdam demektir.
Yatırım demektir.
Turizm demektir.
Gençlere gelecek demektir.
TÜRKİYE ARTIK TEK YÜREK OLMALI
Türkiye'nin en büyük gücü, farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilmesidir.
Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, bütün vatandaşlarımızla aynı ülkenin insanlarıyız.
Farklılıklarımız bizi ayırmak için değil, zenginleştirmek için var.
Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefinin en önemli sonucu, toplumdaki kardeşlik duygusunun güçlenmesi olmalıdır.
Artık birbirimize düşman gözüyle bakmak yerine aynı ülkenin geleceğini birlikte düşünmeliyiz.
ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASI BİZİM EN BÜYÜK SORUMLULUĞUMUZ
Ancak burada çok önemli bir noktayı unutmamalıyız.
Terörsüz Türkiye'yi konuşurken şehitlerimizi asla unutmamalıyız.
Onların fedakârlıkları sayesinde bugün bu ülkenin güvenliği için mücadele edebiliyoruz.
Şehitlerimizin ailelerinin acısı bizim ortak acımızdır.
Gazilerimizin fedakârlığı bizim ortak değerimizdir.
Geçmişi unutmak değil, geçmişten ders çıkararak geleceği kurmak zorundayız.
Barışın en büyük anlamı, yeni şehitlerin gelmemesidir.
ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ TÜRKİYE
Bizim kuşağımız terörün acılarını gördü.
Şimdi sıra çocuklarımızın başka bir Türkiye görmesinde.
Onlar şehit haberleriyle değil, başarı haberleriyle büyüsün.
Onlar silah sesleriyle değil, okul zilinin sesiyle uyansın.
Onlar korkuyla değil, umutla yaşasın.
Gençlerimiz kendi memleketlerinde iş bulabilsin.
Kendi şehirlerinde yatırım yapabilsin.
Kendi topraklarında gelecek kurabilsin.
İşte Terörsüz Türkiye'nin gerçek anlamı budur.
YENİ YOL HARİTASINDA HEDEF: HUZUR VE KALKINMA
Bugün Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor.
Meclis'te atılacak adımlar, hukuki düzenlemeler ve siyasi irade doğru şekilde yürütülürse, 50 yıllık terör sorununu geride bırakmak mümkün olabilir.
Bundan sonra Türkiye'nin gündemi terör değil;
ekonomi, eğitim, sağlık, üretim, teknoloji, tarım ve kalkınma olmalı.
Türkiye'nin enerjisi kendi içerisinde tüketilmemeli.
Türkiye artık bölgesinde ve dünyada daha güçlü bir ülke olmak için bütün gücünü kullanmalı.
SON SÖZ
50 yıl...
Dile kolay.
Yarım asırlık bir acıdan söz ediyoruz.
Bu süreçte çok canımız yandı.
Çok gözyaşı döküldü.
Çok ocak söndü.
Ama artık Türkiye'nin geleceğine bakma zamanı.
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda sorumluluk alan herkesin ortaya koyduğu iradenin, ülkemizi yeni ve huzurlu bir döneme taşımasını diliyorum.
Elbette bu süreç dikkatle, hukuk içerisinde ve toplumun hassasiyetleri gözetilerek yürütülmelidir.
Çünkü mesele bir siyasi partinin değil, Türkiye'nin meselesidir.
Bugün Türkiye için en büyük kazanç; silahların susması, anaların ağlamaması, gençlerin geleceğe umutla bakması ve 85 milyon insanımızın huzur içerisinde yaşayabilmesidir.
Artık Türkiye'nin yeni hikâyesini yazma zamanı.
Bu hikâyenin adı;
Terörsüz Türkiye.
Bu hikâyenin hedefi;
Huzur.
Bu hikâyenin temeli;
Kardeşlik.
Ve bu hikâyenin kazananı;
Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşları olsun.
Yarım asırlık acının ardından artık kan değil, umut konuşsun.
Artık gözyaşı değil, gülümseme olsun.
Artık korku değil, güven olsun.
Artık terör değil, Türkiye'nin güçlü geleceği konuşulsun.