NAS ile faize karşı duruş gösterir gibi yapıp seçim kazandılar.

Seçimleri kazandıktan sonra ülkeyi ve milleti faize batırdılar.

Son 20 yılda 600 milyar dolar dış faiz borcunu ödediler.

" Ey iman edenler! Allah ' tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açıldığını bilin..." ( Bakara 278,79)

" Ey iman edenler! kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah ' a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz." ( Âl-i İmran 130) 

" Men edildikleri hâlde faizi almalarından ve haksız ( yollar ) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinde inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.( Nisa 161) 

Peygamber efendimiz ( asm) Ashabım! " Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin.

Biliniz ki faizin her çeşidi kaldırılmıştır.

Allah böyle hükümetmiştir.

İlk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib ' ın oğlu (Amcam) Abbas ' ın faizidir.

Lakin ana paranız size aittir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız".

" Hz Muhammed ribayı ( faizi) yiyenede, yedirene de lânet etti " ( Müslüm, Müsâkat 25) 

" Kişinin bilerek bir dirhem faiz yemesi 36 zinadan daha kötüdür." ( Sahihül - Câmi: 3375) 

" Faiz yetmiş üç çeşittir. Onların günahı cihetinden en hafifi, kişinin annesi ile zina etmesi gibidir.

Bilinki, faizin en şiddetlisi Müslüman kişinin ırzıdır " 

( Hakim 2259, ibni Mace 2274) 

Özetlersek! Faiz Allah ve Resulü ile savaştır.

Zinadan kat ve kat daha büyük günahtır.

Faizin her çeşidini Peygamber Efendimiz ayakları altına almıştır.

Ayetler ve Hadisler ortadayken son yıllarda Kur ' an ' a ve Hadislere uymak yerine, kitabına uydurma gayretine bazıları girdi.

Son yıllarda en çok duyduğumuz sözler, faiz başka, riba başkadır şeklindedir.

Bir de yeni bir şey icad edildi kar payı! 

Diğer diğer taraftan da" ne yapalım! Dünya böyle işliyor, faiz bir dünya gerçeğidir " şeklinde bir yaklaşım ortaya çıktı.

Faiz dünya gerçeği değildir. 

Faiz bir sömürü aracıdır.

Merkez Bankası politika faizini yüzde 45' ten 42, e indirdi.

Hükümetin yetkilileri ve yandaş yorumcular yapılan bu indirimi değerlendirirken yine ekonomide pembe tablolar çizdiler.

İyileşmenin işareti olarak belirtiler.

Eğer politika faizi yüzde 45' ten yüzde 42,5' e indiğinde ekonomi iyiye gidiyor ise o zaman Nebati döneminde ki yüzde 8,5 ile uçması lazımdı.

Politika faizi artarsa bu vatandaşlara faiz artışı olarak yansır.

Bu gece Haberlerinde bir tv ' de Merkez Bankası faizi yüzde 42, 5 .

Bankaların Mevduat faizi yüzde 43 .

Konut kredisi faizi yüzde 34 .

Kredi kartı gecikme faizi yüzde 55 .

Vatandaşın devlete olan borcunun faizi yüzde 54 olmuş.

Dünyanın en yüksek faiz oranlarına sahip ülke olmuşuz.

Dünya ' da en yüksek faizi veren ülke Venezuela yüzde 50' 36 , ikincisi Türkiye yüzde 42,5 , yüzde 35 ile Zimbabwe, yüzde 29 Arjantin, yüzde 28' 3 ile Nijerya, yüzde 27' 5 ile Mısır, yüzde 27 ile Gana var.

Bu bir utanç tablosu olması gerekirken, ülkeyi idare edenler buradan bir başarıdan söz ediyor.

Bu gün ülkemizde ki yüksek enflasyonun temel sebebi maliyetler ve bu maliyetler içindeki en önemli payda yüksek faizdir.

Bir üretici hangi faiz oranıyla finansa ulaşabiliyorsa, onu mutlaka fiyatlarına yansıtmak zorundadır.

Faizleri düşürmeden, gelişmiş batı ülkeleri gibi sıfırlama dan enflasyonu düşürmek, enflasyon hastalığından kurtulmak mümkün değildir.

Geçmişte Demokrat parti, Adalet partisi iktidarında Başbakan Adnan Menderes ve Süleyman Demirel enflasyonu düşük tuttukları için dev fabrikalar, dev kuruluşları yaptılar.

Örnek: 1965- 1971 yılları arasında Adalet partisi iktidarında Başbakan Süleyman Demirel döneminde Enflasyon yüzde 5, kalkınma hızı yüzde 7 olmuştur ve o zaman Türkiye dünya da Japonya'dan sonra büyüyen ikinci ülke olmuştur.

Ülkeyi idare edenler hem öncelikli hedeflerinin enflasyonu düşürmek olduğunu söylüyorlar, hem de dünyanın en yüksek faizine sahip ikinci olduğunu unutuyorlar.

Bu yüksek faizle ne enflasyon düşer ve ne de ucuzluk olur.

Mustafa Polat Şanlıurfa Demokrat parti il başkanı