Son iki yılda internet ve konuşma paketlerine yapılan zamlar %500’leri buldu. Artık gençler eğitimine, vatandaşlar kamu hizmetlerine bile erişmekte zorlanıyor. Uygulanan politikalar ve denetimsizlik, GSM şirketlerinin fiyat politikalarını kontrolsüz şekilde artırmasına yol açtı. Üstelik bu hizmetler, hız bakımından da dünya sıralamasında oldukça gerilerde. Türkiye, internet hızı bakımından dünyada 108. sırada yer alırken, vatandaşlar en pahalı interneti kullanmak zorunda kalıyor.
İletişim Hakkı Lüks Değil, Temel Haktır
GSM operatörlerinin paket fiyatları yalnızca pahalı değil; aynı zamanda adaletsiz. Aynı tarifeyi yeni müşteriye uygun fiyatla sunan şirketler, sadık müşterilere daha pahalı tarifeler uygulayarak "sadakatsiz müşteri" yaratıyor. Bu durum numara taşıma işlemlerini de patlattı. BTK verilerine göre, 2024 yılı sonuna kadar Türkiye’de 190 milyon numara taşıma işlemi gerçekleştirildi. Bu veri, tüketicilerin operatör politikalarından ne kadar memnuniyetsiz olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
Devlet Kurumları Nerede?
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), milletin değil şirketlerin tarafında gibi bir görüntü veriyor. Rekabet Kurumu’nun da bu tekelleşmeye ve fahiş fiyatlara karşı herhangi bir adım atmaması, vatandaş nezdinde güven kaybına neden oluyor. Üç büyük GSM şirketi, piyasanın neredeyse tamamına hâkim durumda ve fiyatları diledikleri gibi belirleyebiliyorlar.
Gençler Eğitimden, Vatandaş Hizmetten Uzaklaşıyor
Özellikle gençler ve öğrenciler, bu fiyat artışlarından en çok etkilenen kesim. Online eğitim, dijital kütüphaneler, kamu hizmetlerine erişim gibi temel gereksinimler bile artık ciddi maliyetlere sebep oluyor. Paket aşım ücretleri ise tam anlamıyla bir sömürü düzeni oluşturmuş durumda. Örneğin; tarifede 1 GB internet 5 TL iken, paket aşımlarında bu rakam en az 60 TL’ye kadar çıkıyor.
Artık Yeter!
Vatandaş, sürekli zamlanan tarifelere karşı çözüm ararken, devletin bu soruna hâlâ sessiz kalması kabul edilemez. İletişim hakkı bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Devletin görevi, bu hakkı güvence altına almak, vatandaşın değil şirketlerin yanında saf tutmamaktır.
AKP hükümetini ve ilgili kurumları, kamu yararını esas alan, adil, şeffaf ve hesap verebilir düzenlemelerle bu duruma derhal müdahale etmeye davet ediyoruz.
(Kaynak: Mustafa Polat - Şanlıurfa Demokrat Parti İl Başkanı açıklaması)


