Peki, hiç düşündük mü? Bir kadın neden hem iş hayatında başarılı olmak hem de evindeki bütün sorumlulukları tek başına taşımak zorunda bırakılıyor?
Bir erkek işten eve geldiğinde dinlenmesi doğal karşılanırken, bir kadının aynı hakka sahip olması neden çoğu zaman tartışma konusu oluyor?
İşte Türkiye’de kadının çalışma hayatındaki en büyük sorunlarından biri tam da burada başlıyor.
Kadın çalışıyor, peki emeğinin karşılığını alabiliyor mu?
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar üretimin içinde. Fabrikada çalışan kadın işçiler, hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları, sınıflarda geleceği yetiştiren öğretmenler, tarlalarda alın teri döken emekçiler, haber peşinde koşan gazeteciler ve kendi işini kurmaya çalışan kadın girişimciler…
Hepsinin ortak bir amacı var: Hayata tutunmak, ailesine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durabilmek.
Ancak çalışmak, her zaman ekonomik özgürlük anlamına gelmiyor.
Üstelik bazı kadınlar, aynı işi yapmalarına rağmen kendilerini sürekli kanıtlamak zorunda hissediyor.
Oysa bir insanın emeğinin değeri, kadın ya da erkek olmasına göre belirlenemez. Emeğin karşılığı adil olmalı, çalışma koşulları insan onuruna yakışmalı ve fırsatlar herkes için eşit olmalıdır.
Kadının ikinci mesaisi: Evde başlayan görünmeyen emek
Türkiye’de çalışan pek çok kadının mesaisi, iş yerinden ayrılmasıyla sona ermiyor.
Eve dönüşte yemek, temizlik, çocukların ihtiyaçları, yaşlıların bakımı ve evin günlük düzeni kadınların omuzlarına yüklenebiliyor. Günün sonunda yorgun düşen kadın, çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını en sona bırakıyor.
Burada önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor: Ev işleri yalnızca kadının, çocuk yetiştirmek de yalnızca annenin sorumluluğu değildir.
Aile, ortak yaşam demektir. Ortak yaşamın sorumlulukları da paylaşılmalıdır.
Bir kadının hem ekonomik hayata katılmasını isteyip hem de evin bütün yükünü onun sırtına bırakmak adalet değildir. Kadınların çalışma hayatında daha güçlü olması isteniyorsa erkeklerin de ev içindeki sorumlulukları paylaşması gerekir.
Çünkü kadının dinlenmeye, kendine zaman ayırmaya, eğitimini sürdürmeye ve geleceğini planlamaya da hakkı vardır.
Ekonomik özgürlük, kadının kendi geleceğine sahip çıkması
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı dönemlerde kadınların yükü daha da ağırlaşabiliyor. Aile bütçesini denkleştirmeye çalışan kadın, bir yandan geçim derdine düşerken diğer yandan geleceğe ilişkin hayallerini ertelemek zorunda kalabiliyor.
Bir kadının hayali yalnızca ay sonunu getirmek olmamalı. Eğitim almak, meslek sahibi olmak, iş yeri açmak, yönetici olmak ve kendi emeğiyle zenginleşmek de kadınların hakkıdır.
Şanlıurfa’da kadınların mücadelesi daha fazla desteklenmeli
Şanlıurfa’da da kadınlar tarımdan ticarete, eğitimden sağlığa, küçük işletmelerden kamu hizmetlerine kadar birçok alanda emek veriyor.
Tarlada çalışan, ailesinin geçimine katkı sunan, evinde üretim yapan, dükkân açan veya meslek edinmek isteyen kadınların önündeki engellerin azaltılması gerekiyor.
Meslek edindirme kursları yaygınlaştırılmalı, kadın girişimcilere ulaşılabilir finansman ve danışmanlık desteği sağlanmalı, çalışan anneler için uygun maliyetli çocuk bakım hizmetleri artırılmalı ve kadınların güvenceli işlere erişimi kolaylaştırılmalıdır.
Kadınlara sadece üretmeleri gerektiğini söylemek değil, üretmelerini sağlayacak koşulları oluşturmak gerekiyor.
Şanlıurfa’nın ekonomik kalkınması, kadınların bilgi ve yeteneklerinden daha fazla yararlanılmasıyla da güçlenecektir.
Çalışan kadın güvende olmak istiyor
Kadının çalışma hayatındaki mücadelesi yalnızca ücret ve iş bulma meselesi değildir. İş yerinde ayrımcılık, psikolojik baskı, taciz ve şiddet korkusu da kadınların karşısına çıkabilmektedir.
Hiçbir kadın işe giderken güvenliğini düşünmek, hakkını aradığı için işini kaybetmekten korkmak veya cinsiyeti nedeniyle mesleki yeteneklerinin sorgulanmasına katlanmak zorunda kalmamalıdır.
Kadının çalışması bir tercih değil, bazen bir zorunluluk; her durumda bir haktır
Kadınların çalışma hayatına katılması konusunda tek bir yaşam biçimini dayatmak da doğru değildir.
Önemli olan, her kadının kendi hayatıyla ilgili kararları baskı altında kalmadan verebilmesidir.
Bir kadın çalışmak istiyorsa önüne engel çıkarılmamalı; çalıştığında emeği küçümsenmemeli; iş hayatında yükselmek istediğinde cinsiyeti nedeniyle ayrımcılığa uğramamalıdır.
SON SÖZ: KADININ EMEĞİ GÖRÜLMEDEN ADALET SAĞLANAMAZ
Türkiye’de kadınların çalışma hayatındaki mücadelesini yalnızca kadınların sorunu olarak görmek büyük bir yanılgıdır.
Kadınların emeği görünmezse adalet eksik kalır. Kadınların fırsatları sınırlanırsa toplumun üretim gücü de sınırlanır.
Artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Kadınlardan hem güçlü olmalarını bekleyip hem de onların önüne engeller koyamayız. Kadınlardan üretmelerini isteyip emeklerinin karşılığını vermekten kaçınamayız.
Bir kadının başarısı yalnızca kendisinin başarısı değildir. O başarı, ailesine umut, çevresine örnek ve topluma güç kazandırır.
Çünkü bir kadının emeğine değer vermek, yalnızca bir kadına değer vermek değildir; insanın emeğine, onuruna ve geleceğine değer vermektir.
Kadınların önündeki engelleri kaldırmadan Türkiye’nin önündeki bütün engelleri kaldırdığımızı söyleyemeyiz.
Gazeteci GÜLİZAR ORAK