Yollarda neden bu kadar can kaybediyoruz?

VELAT UYĞUR

13-10-2026 09:53

Son günlerde yaşanan trafik kazaları, bir kez daha hepimizin yüreğini yakıyor. Her kazada bir canımızı kaybediyoruz, her acı haberde bir ailenin ocağına ateş düşüyor. Kimi evladını, kimi annesini, kimi babasını, kimi de hayat arkadaşını kaybediyor. Geride gözü yaşlı çocuklar, yarım kalan hayaller ve dinmeyen bir acı kalıyor.

Peki, neden?

Neden yollarımızda bu kadar insan hayatını kaybediyor? Neden her yeni güne bir trafik kazasının acı haberiyle uyanıyoruz? Bu kazaların sebebi gerçekten sürücülerimizin eğitimsiz olması mı, dikkatsizlik mi, aşırı hız mı, yoksa denetim eksikliği mi?

Bu soruları artık yüksek sesle sormak zorundayız.

Direksiyon başına geçmek, insan hayatının sorumluluğunu almaktır

Özellikle yolcu otobüsü, kamyon ve TIR kullanan sürücülerimizin omuzlarında çok büyük bir sorumluluk var. Bir otobüs şoförü direksiyon başına geçtiğinde yalnızca kendisinin değil, taşıdığı onlarca yolcunun hayatından da sorumludur. Bir TIR veya kamyon sürücüsü ise trafikte kendi aracının büyüklüğü ve ağırlığı nedeniyle diğer sürücüler açısından da önemli bir sorumluluk taşır.

Elbette bütün şoförlerimizi aynı kefeye koyamayız. Gece gündüz çalışan, kurallara uyan, ekmeğini direksiyon başında kazanan binlerce fedakâr sürücümüz var. Ancak yaşanan kazalar, mesleki yeterlilikten sürüş alışkanlıklarına kadar pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Şunu açıkça sormak gerekiyor: Direksiyon başındaki her sürücümüz, karşılaşabileceği tehlikelere karşı yeterince hazırlıklı mı? Uzun saatler araç kullanan, uykusuz kalan veya yoğun çalışma temposu altında ezilen sürücülerimiz için gerekli önlemler alınıyor mu?

Otobüs, kamyon ve TIR sürücülerine yeniden eğitim verilmeli

Bence artık ağır vasıta ve yolcu taşımacılığı yapan sürücülerimizin mesleki eğitimleri daha kapsamlı biçimde gözden geçirilmeli. Gerekli görülen durumlarda düzenli yenileme eğitimleri uygulanmalı; yalnızca belge sahibi olmak değil, güvenli sürüş becerilerini gerçekten kazanmış olmak da esas alınmalı.

Bu eğitimlerde özellikle şu konulara ağırlık verilmeli:

Defansif sürüş ve ani tehlikelere karşı doğru tepki verme.

Hız sınırlarına uyma, güvenli takip mesafesi ve fren mesafesi.

Uykusuzluk, yorgunluk ve uzun süre direksiyon başında kalmanın riskleri.

Yağışlı, sisli ve kaygan yollarda güvenli araç kullanma.

Ağır vasıtalarda kör noktalar, yük güvenliği ve araç kontrolü.

Kaza anında doğru davranış ve ilk yardım bilgisi.

Ancak yalnızca sürücüleri eğitmek de yeterli değil. İşverenlerin çalışma saatlerine uyması, araçların bakımlarının düzenli yapılması, yolların güvenli olması ve denetimlerin etkili biçimde sürdürülmesi gerekiyor.

Birkaç dakika kazanmak için bir ömür kaybedilmemeli

Trafikte yapılan küçük gibi görünen bir hata, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Birkaç dakika erken varmak için hız yapmak, telefonla ilgilenmek, yakın takipte bulunmak veya yorgun olduğu hâlde direksiyon başına geçmek yalnızca sürücüyü değil, hiçbir suçu olmayan insanları da tehlikeye atıyor.

Bir insanın evine sağ salim ulaşması, varış saatinden çok daha önemlidir. Yolcu taşıyan bir şoförün görevi yalnızca yolcuları bir noktadan diğerine götürmek değil, onları güvenli biçimde ulaştırmaktır.

Devletin denetim görevini yerine getirmesi, firmaların çalışanlarına uygun koşulları sağlaması ve sürücülerin trafik kurallarına uyması gerekiyor. Trafik güvenliği, tek bir kişinin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Yetkililere çağrımız var

İlgili bakanlıklar, trafik güvenliği birimleri ve taşımacılık sektörünün temsilcileri, art arda yaşanan ağır kazalardan gerekli dersleri çıkarmalıdır. Ağır vasıta ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler için eğitim ve yeterlilik süreçleri gözden geçirilmeli; yorgunluk, hız ihlali, araç bakımı ve çalışma süreleri konusunda denetimler güçlendirilmelidir.

Kazaların nedenleri de yalnızca olayın hemen ardından değil, kapsamlı biçimde araştırılmalı. Hangi kazanın aşırı hızdan, hangisinin dikkatsizlikten, hangisinin teknik arızadan veya başka bir etkenden kaynaklandığı somut verilerle ortaya konulmalıdır. Böylece alınacak önlemler de gerçek sorunlara yönelik olur.

Çünkü amaç yalnızca kaza olduktan sonra müdahale etmek değil, kazanın hiç yaşanmamasını sağlamaktır.

Son söz: Yollar mezarlığa dönüşmesin

Her trafik kazasının ardından aynı cümleleri kurmak, birkaç gün üzülmek ve sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam etmek artık yeterli değil.

Kaybettiğimiz her insan bir anne, bir baba, bir evlat, bir kardeş veya bir dosttur. Hiçbir aile, sevdiklerinin bir trafik kazasında hayatını kaybettiği haberini almak zorunda kalmamalıdır.

Sürücülerimize çağrımızdır: Direksiyon başında dikkatli olun, hız yapmayın, yorgunsanız dinlenin ve trafik kurallarını hayatınızın bir parçası hâline getirin.

Yetkililere çağrımızdır: Eğitimleri güçlendirin, denetimleri artırın ve kazaların nedenlerini araştırarak kalıcı önlemler alın.

Unutmayalım; trafikte bir saniyelik dikkatsizlik, geride bir ömürlük acı bırakabilir.

Bir insanın hayatı, birkaç dakika kazanma telaşından çok daha değerlidir. Yollarımızda daha fazla can kaybetmeden harekete geçmeliyiz.

Velat Uygur
Gazeteci-Yazar

DİĞER YAZILARI Deprem Bize Ne Öğretti 01-01-1970 03:00 GENÇLİK, GELECEK VE ÜRETİM ÜZERİNE BİR KÖŞE YAZISI 01-01-1970 03:00 Gençliğin Ekonomi Sınavı: Üniversite Diploması İşsizliğe Mi Çıkıyor? 01-01-1970 03:00 Gençlerin Bu Hali Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Hayatta Kalma Serüveni: Asgari Ücretle Geçim Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık: Küçük Yaşta Uyuşturucuya Başlayan Çocuklar 01-01-1970 03:00 Ekran Arkasında Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Gençlerin Umut Mücadelesi 01-01-1970 03:00