DEPREM GERÇEĞİ ŞANLIURFA’YA BİR KEZ DAHA HATIRLATTI: BİNALARIMIZ GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?

Köşe Yazısı – Gazeteci İbrahim Uygur

Deprem, Türkiye’nin gerçeğidir.

Ne zaman olacağını bilemeyiz. Nerede olacağını kesin olarak söyleyemeyiz. Ancak deprem olduğunda nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı büyük ölçüde yapılarımızın dayanıklılığı, zemin koşulları, yapı denetimi ve alınan önlemler belirler.

24 Eylül 2026 tarihinde Şanlıurfa’da meydana gelen deprem, kentte yaşayan milyonlarca insan gibi bizlere de bir kez daha aynı soruyu sordurdu:

Şanlıurfa’daki binalarımız depreme ne kadar dayanıklı?

AFAD verilerine göre 24 Eylül'de Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde saat 10.40'ta 5,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi ise aynı sarsıntının büyüklüğünü 5,8 olarak açıkladı. Deprem çevre illerde de hissedildi. 

Belki bu deprem büyük bir yıkıma yol açmadı.

Ama asıl mesele de zaten burada başlıyor.

Çünkü deprem bize yalnızca o anı değil, gelecekte karşılaşabileceğimiz daha büyük bir tehlikeye karşı ne kadar hazırlıklı olduğumuzu düşündürmelidir.

6 ŞUBAT 2023'Ü UNUTMADIK

6 Şubat 2023...

Türkiye'nin hafızasına kazınan iki büyük deprem.

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler; Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa ve Elazığ olmak üzere 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 

Resmî açıklamalara göre 53 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti.

53 binden fazla insan...

Her biri bir baba, bir anne, bir evlat, bir kardeş, bir arkadaş, bir komşuydu.

O gün hepimiz aynı soruyu sorduk:

“Bir daha böyle bir acı yaşanmaması için ne yapacağız?”

Bugün Şanlıurfa'da meydana gelen depremden sonra aynı soruyu yeniden sormamız gerekiyor.

ASIL SORU: YENİ BİNALAR GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?

Deprem sonrasında özellikle yeni yapılan binalara bakmamız gerekiyor.

Son yıllarda yapılan konutlar hangi standartlara göre inşa edildi?

Zemin etütleri gerçekten gerektiği gibi yapıldı mı?

Beton kalitesi kontrol edildi mi?

Demir donatıları projeye uygun kullanıldı mı?

Kolon ve kirişlerde projeye aykırı değişiklik yapıldı mı?

Yapı denetimleri yalnızca evrak üzerinde mi kaldı, yoksa sahada gerçekten titizlikle gerçekleştirildi mi?

Bunlar vatandaşın sorması gereken sorulardır.

Çünkü bir binanın dışarıdan yeni ve güzel görünmesi, onun mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez.

Depreme dayanıklı bina; yalnızca yeni bina demek değildir.

Mühendislik hesabı, zemin özellikleri, doğru malzeme, doğru uygulama, yapı denetimi ve yönetmeliğe uygunluk birlikte değerlendirilmelidir.

ESKİ BİNALAR DA YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMALI

Bir başka önemli konu ise eski yapılar.

Şanlıurfa'da yıllardır kullanılan çok sayıda eski bina bulunuyor.

Bu binaların bir bölümü farklı dönemlerde, farklı yönetmeliklere göre inşa edildi.

Aradan geçen yıllar içerisinde bazı yapılarda tadilatlar yapıldı, bazı duvarlar kaldırıldı, bazı işyerleri değiştirildi.

Peki bu binaların bugünkü deprem güvenliği nedir?

Bunun cevabı vatandaşın tahminiyle değil, mühendislik incelemesiyle ortaya konulmalıdır.

Özellikle geçmişte hasar görmüş, yapısal değişiklik yapılmış veya eski yönetmeliklere göre inşa edilmiş yapıların risk durumlarının yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor.

SADECE DEPREM OLDUĞUNDA HAREKETE GEÇMEMELİYİZ

Türkiye'de deprem gündemi çoğu zaman sarsıntı yaşandığında konuşuluyor.

Deprem oluyor.

Vatandaş korkuyor.

Binalar kontrol ediliyor.

Açıklamalar yapılıyor.

Sonra birkaç hafta geçiyor ve gündem değişiyor.

Oysa deprem hazırlığı deprem olmadan önce yapılmalıdır.

Şanlıurfa'da da deprem riskine karşı sürekli ve düzenli bir denetim mekanizmasına ihtiyaç var.

Yeni yapılan binaların denetimleri sıkılaştırılmalı.

İnşaat sürecindeki kontroller titizlikle yapılmalı.

Eski yapıların risk durumları belirlenmeli.

Riskli olduğu tespit edilen yapılar konusunda vatandaşlara açık ve anlaşılır bilgi verilmelidir.

VATANDAŞIN EN DOĞAL HAKKI: GÜVENLİ EVDE YAŞAMAK

Bir vatandaş ev satın aldığında veya kiraladığında yalnızca dört duvar satın almıyor.

Ailesinin hayatını emanet ediyor.

Bir anne çocuğunu o evde uyutuyor.

Bir baba ailesinin başına bir şey gelmeyeceğini düşünerek o evde yaşamını sürdürüyor.

Bu nedenle yapı güvenliği yalnızca teknik bir mesele değildir.

Aynı zamanda insan hayatıyla doğrudan ilgili bir kamu sorumluluğudur.

Nitekim AFAD'ın 6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerinde de güvenli yapılaşmanın ve risk azaltmanın önemi özellikle vurgulanıyor. (AFAD)

ŞANLIURFA İÇİN ÇAĞRIMDIR

Şanlıurfa Valiliği'ne, Büyükşehir Belediyesi'ne, ilçe belediyelerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimlerine, yapı denetim kuruluşlarına ve meslek odalarına önemli bir çağrıda bulunuyorum:

Şanlıurfa'nın yapı güvenliği yeniden masaya yatırılmalıdır.

Yeni yapılan binalar sıkı şekilde denetlenmelidir.

Devam eden inşaatlarda kullanılan malzemeler ve uygulamalar kontrol edilmelidir.

Eski binalar için risk taramaları genişletilmelidir.

Vatandaşların başvurabileceği kolay ve şeffaf bir sistem oluşturulmalıdır.

Riskli yapılar konusunda vatandaşlar açık şekilde bilgilendirilmelidir.

Ve en önemlisi...

Deprem olmadan önce tedbir alınmalıdır.

Çünkü depremi durduramayız.

Ama depremin bir felakete dönüşmesini azaltabiliriz.

BUGÜN 5,8, YARIN KAÇ?

Şanlıurfa'da dün yaşanan deprem belki bize büyük bir yıkım yaşatmadı.

Buna sevinelim.

Ama bununla yetinmeyelim.

Çünkü asıl soru şu:

Yarın daha büyük bir deprem olduğunda binalarımız ne yapacak?

Bu sorunun cevabını deprem olduktan sonra aramak istemiyorsak bugün aramalıyız.

Bir binanın sağlam olup olmadığını öğrenmenin en doğru yolu, bilimsel ve teknik incelemedir.

Vatandaşın korkusunu gidermenin yolu ise yalnızca “endişe edilecek bir durum yok” demek değil; gerekli denetimleri yapmak, sonuçları şeffaf biçimde paylaşmak ve riskli yapılar için zamanında önlem almaktır.

6 Şubat 2023'te kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımızın hatırası bize bunu söylüyor.

Deprem kader olabilir; binanın güvenli olup olmaması kader değildir.

Şanlıurfa için artık deprem sonrasında konuşan değil, depremden önce önlem alan bir şehir anlayışına ihtiyacımız var.

 GAZETECİ İBRAHİM UYGUR