PEHLİVAN SÖNMEZ
AYAKÜSTÜ SORULAR
SÖYLEŞİ | HAYAT, EDEBİYAT, HAFIZA VE İNSAN
Herkesin içinde anlatılmayı bekleyen bir hikâye vardır. Kimi bir kokuda saklıdır, kimi eski bir şarkıda, kimi hiç gönderilmemiş bir mektupta… Bazen bir insanı tanımak için nerede doğduğunu, ne iş yaptığını veya kaç yaşında olduğunu bilmek yetmez. Onun çocukluğuna, hayallerine, pişmanlıklarına ve zihninde taşıdığı dünyaya dokunmak gerekir.
Ayaküstü Sorular'da insanlara ezberlenmiş cevaplar vermelerini değil, kendilerinden bir parça anlatmalarını istiyoruz.
I. HAFIZANIN KOKUSU: ÇOCUKLUK VE GEÇMİŞ
1. Bir koku vardır, insanı yıllar öncesine götürür. Sizi çocukluğunuza götüren o koku nedir?
Cevap: Yağmurdan sonra toprağın kokusu. Çünkü çocukluğumun en güzel hatıraları o kokuyla birlikte geliyor. İnsan büyüdükçe anlıyor; bazı kokular aslında kaybettiğimiz zamanların anahtarıdır.
2. Çocukluğunuz bir kitap olsaydı, kapağında hangi başlık yazardı?
Cevap: "Henüz Dünyayı Tanımıyorduk." Çünkü çocukken hayatın bu kadar karmaşık olduğunu bilmiyorduk.
3. Geçmişinizden bir kapıyı yeniden açma şansınız olsa hangi kapıyı açardınız?
Cevap: Çocukluğumun kapısını. İçeri girip hiçbir şey söylemeden bir süre o günleri seyretmek isterdim.
4. Unutamadığınız bir ses var mı?
Cevap: Annemin sesi. İnsan bazı sesleri hafızasında değil, doğrudan kalbinde saklıyor.
5. Bir şarkı sizi bir insana, bir insansa bir şehre götürebilir mi?
Cevap: Elbette. Bazı şarkılar coğrafyadan daha geniştir. Birkaç nota ile yıllar önce yaşadığınız bir sokağa dönebilirsiniz.
II. KİTAPLARIN ARASINDA: EDEBİYAT VE SANAT
6. Hayatınızı anlatan bir roman yazılsaydı, hangi edebiyatçının kaleminden çıkmasını isterdiniz?
Cevap: Dostoyevski'nin. Çünkü insanın iç dünyasını, çelişkilerini ve karanlık taraflarını anlatmakta eşsiz bir kalemi var.
7. Bir kitap karakteriyle bir gün geçirme imkânınız olsa kimi seçerdiniz?
Cevap: Küçük Prens'i seçerdim. Belki de büyüdükçe unuttuğumuz şeyleri yeniden hatırlamak için.
8. Bir şiirin içine girebilseydiniz hangi şiirin içinde yaşamak isterdiniz?
Cevap: Orhan Veli'nin şiirlerinden birinin içinde olmak isterdim. Çünkü onun dizelerinde sıradan insanların, sokakların ve küçük mutlulukların büyük bir yeri vardır.
9. Bir yazara yalnızca tek bir soru sorabilecek olsaydınız, kime ne sorardınız?
Cevap: Sabahattin Ali'ye, "İnsanları bu kadar iyi anlamak, insanın kendisini de daha çok yorar mı?" diye sorardım.
10. Sizce kitap okumayan bir insan çok şey kaybeder mi?
Cevap: Elbette. Çünkü kitap okumak yalnızca bilgi edinmek değildir; başka hayatlara misafir olmak, başka zihinlerin penceresinden dünyaya bakmaktır.
11. Edebiyat insanı değiştirir mi?
Cevap: Bazen bir kitap, insanın yıllardır değiştiremediği bir düşüncesini tek bir cümleyle değiştirebilir. Edebiyatın gücü biraz da buradadır.
III. TARİHİN TANIKLIĞINDA: GEÇMİŞ VE MEDENİYET
12. Tarihte yaşanmış bir olaya tanıklık etme şansınız olsaydı hangi olayı seçerdiniz?
Cevap: İstanbul'un fethini. Bir çağın kapanışına ve yeni bir dönemin başlangıcına tanıklık etmek isterdim.
13. Tarihten bir insanla aynı masaya oturacak olsanız kimi seçerdiniz?
Cevap: İbn Haldun'u. Toplumların yükselişini ve çöküşünü, medeniyetlerin kaderini ve insanın tarih içindeki yerini kendisinden dinlemek isterdim.
14. Geçmişteki bir medeniyetin bugüne bıraktığı en büyük miras sizce nedir?
Cevap: İnsanlığın düşünme biçimi. Binalar yıkılır, şehirler değişir, hükümdarlar unutulur ama bir medeniyetin insanlığa kazandırdığı fikirler yaşamaya devam eder.
15. İnsanlık gerçekten ilerliyor mu, yoksa yalnızca teknoloji mi gelişiyor?
Cevap: Teknoloji ilerliyor, insanın imtihanı ise pek değişmiyor. Eskiden kılıçla savaşan insan bugün teknolojiyle savaşıyor. Araçlar değişiyor ama hırs, kıskançlık ve iktidar arzusu hâlâ yerinde duruyor.
IV. İNSANIN İÇ DÜNYASI: FELSEFE VE YAŞAM
16. Sizce insan kendisini gerçekten tanıyabilir mi?
Cevap: İnsan kendisini tanımaya ömrünü harcar ama her zaman yeni bir tarafıyla karşılaşır. Bazen en büyük yabancımız yine kendimizizdir.
17. İnsan neden en çok kendisine yalan söyler?
Cevap: Çünkü gerçekle yüzleşmek cesaret ister. Başkalarını kandırmak bazen kolaydır ama insan kendi vicdanından kaçamaz. Kendimize söylediğimiz yalanlar çoğu zaman korkularımızın kılık değiştirmiş hâlidir.
18. Sizce insanı güçlü yapan şey nedir?
Cevap: Hiç düşmemesi değil, düştüğünde insanlığını kaybetmeden ayağa kalkabilmesidir. Güçlü olmak, başkasını ezmek değil, eline güç geçtiğinde kimseyi ezmemektir.
19. Bir insanın gerçek karakteri ne zaman ortaya çıkar?
Cevap: Güç sahibi olduğunda, çıkarı tehlikeye girdiğinde ve kimsenin kendisini görmediğini düşündüğünde. Çünkü insanın karakteri çoğu zaman söylediklerinde değil, kimse bakmazken yaptıklarında saklıdır.
20. Sizce mutluluk bir hedef midir, yoksa bir farkındalık mı?
Cevap: Bence mutluluk bir farkındalıktır. İnsan çoğu zaman mutlu olduğu anların kıymetini, o anlar geride kaldığında anlıyor. Belki de mutluluk, sahip olduklarımızın farkına zamanında varabilmektir.
21. İnsan neden sahip olduklarıyla yetinemez?
Cevap: Çünkü insanın arzuları çoğu zaman imkânlarından daha hızlı büyür. Bir şeye kavuştuğumuzda gözümüz başka bir şeye yönelir. Oysa hayat, sürekli daha fazlasını istemekle değil, bazen elimizdekini koruyabilmekle güzelleşir.
22. Sizce yalnızlık insanı olgunlaştırır mı?
Cevap: Doğru yaşanırsa olgunlaştırır. Yalnızlık insana başkalarının gürültüsünden uzaklaşıp kendi sesini duyma fırsatı verir. Ancak her yalnızlık bilgelik getirmez; bazı yalnızlıklar insanı kendi içine hapseder.
23. İnsan en çok ne zaman yaşlanır?
Cevap: Takvim yaprakları değiştiğinde değil, hayallerinden vazgeçtiğinde. İnsan bazen kırk yaşında genç, bazen yirmi yaşında yaşlı olabilir.
24. Hayatta en zor affettiğiniz şey nedir?
Cevap: İnsanın güvenini bile bile kötüye kullanmak. Çünkü hata insana mahsustur ama birinin güvenini çıkar uğruna kullanmak, çoğu zaman bilinçli bir tercihtir.
25. Bir insanda ilk dikkat ettiğiniz özellik nedir?
Cevap: Konuşurken kullandığı kelimelerden çok, başkaları hakkında nasıl konuştuğuna dikkat ederim. Çünkü insanın başkalarına gösterdiği saygı, kendi karakterinin de aynasıdır.
V. ZAMANIN PEŞİNDE: HAYAT VE VAROLUŞ
26. Geçmiş mi daha ağırdır, gelecek mi?
Cevap: Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin belirsizlikleri vardır. İnsan ikisinin arasında yaşarken bugünü kaçırıyor. Oysa elimizde olan tek gerçek zaman, içinde bulunduğumuz andır.
27. Zamanı durdurma şansınız olsaydı hangi anda durdururdunuz?
Cevap: Sevdiklerimin bir arada olduğu, kimsenin bir yere yetişmek zorunda olmadığı sıradan bir akşamda. Çünkü insan sonradan anlıyor; en güzel anılar çoğu zaman özel bir şey yapmadığımız günlerde birikmiş.
28. İnsan neden sürekli geçmişe özlem duyar?
Cevap: Çünkü geçmişte yalnızca yaşadıklarımızı değil, artık ulaşamayacağımız insanları ve ihtimalleri de özleriz. Bazen özlediğimiz çocukluğumuz değil, çocukken yanımızda olan insanlardır.
29. Gelecek hakkında en çok neyi merak ediyorsunuz?
Cevap: İnsanlığın nereye gideceğini. Teknoloji, bilim ve yapay zekâ gelişirken insanın vicdanı da aynı hızla gelişecek mi? Bence asıl cevaplanması gereken soru bu.
30. Bir günlüğüne zamanda yolculuk yapabilseydiniz geleceğe mi, geçmişe mi giderdiniz?
Cevap: Geçmişe giderdim. Gelecek zaten bir gün bizi bulacak. Ama geçmişte bıraktığımız bazı anlara bir daha ulaşma şansımız olmayacak.
31. Sizce insan hayatını değiştiren şey tesadüfler midir, kararlar mı?
Cevap: Bazen bir tesadüf hayatımıza bir kapı açar ama o kapıdan girip girmemek bizim kararımızdır. Hayatımızı yalnızca başımıza gelenler değil, onlara verdiğimiz tepkiler de şekillendirir.
32. Ölüm düşüncesi hayatınızı nasıl etkiliyor?
Cevap: Ölüm, hayatın değerini hatırlatan en gerçek öğretmenlerden biridir. Bir gün her şeyin biteceğini bilmek, bugün kırdığımız kalplerin, ertelediğimiz sevgilerin ve söylemediğimiz güzel sözlerin ne kadar anlamsız olduğunu gösteriyor.
VI. TOPLUMUN AYNASINDA: İNSANLIK VE ADALET
33. Sizce günümüz insanının en büyük problemi nedir?
Cevap: Birbirini dinlememek. Herkes konuşmak, anlatmak ve haklı çıkmak istiyor ama çok az insan gerçekten anlamaya çalışıyor. Oysa bazen bir toplumu iyileştirecek ilk adım, birbirimizi dinlemektir.
34. İnsanlar neden başarılı insanları eleştirmek yerine bazen başarısız olmalarını ister?
Cevap: Çünkü başkasının başarısı, insanın kendi eksiklikleriyle yüzleşmesine neden olabilir. Bazıları kendi yolunu güzelleştirmek yerine başkasının yoluna taş koymayı tercih ediyor. Oysa bir başkasının yükselmesi, bizim küçülmemiz anlamına gelmez.
35. Adalet mi daha önemlidir, merhamet mi?
Cevap: Birini diğerinden ayırmak doğru değil ama adaletin olmadığı yerde merhamet kişisel bir ayrıcalığa dönüşebilir. Merhamet insanı güzelleştirir, adalet ise toplumu ayakta tutar. İkisine de ihtiyacımız var.
36. Sizce insanlar neden birbirlerinin hayatına bu kadar müdahale ediyor?
Cevap: Çünkü kendi hayatını yönetmek yerine başkasının hayatını denetlemek daha kolay geliyor. İnsan önce kendi eksiklerini görmeyi öğrenmeli. Herkes kendi hayatının muhasebesini yapabilseydi, başkalarının hayatına bu kadar az söz düşerdi.
37. Bir toplumun gelişmiş olduğunu nasıl anlarsınız?
Cevap: Yollarının, binalarının veya teknolojisinin gelişmiş olmasına bakarak değil; çocuklarına, yaşlılarına, engellilerine, hayvanlarına ve en savunmasız insanlarına nasıl davrandığına bakarak. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, güçlülerine sunduklarıyla değil, güçsüzlerini nasıl koruduklarıyla ölçülür.
38. Sizce eğitim insanı değiştirir mi?
Cevap: Eğitim, insanın yalnızca ne bildiğini değil, nasıl düşündüğünü de değiştirmelidir. Bilgi sahibi olmak başka, o bilgiyi insanlık yararına kullanabilmek başkadır. Gerçek eğitim, insanın zihnini olduğu kadar vicdanını da geliştirmelidir.
39. Bugünün çocuklarına en çok hangi değeri kazandırmalıyız?
Cevap: Empatiyi. Çünkü bilgiye ulaşmak artık çok kolay ama başka bir insanın acısını anlayabilmek hâlâ büyük bir erdem. Çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı değil, iyi bir insan olmayı da öğretmeliyiz.
40. İnsanlık sizce en çok neyi kaybetti?
Cevap: Birbirine ayırdığı zamanı. Eskiden insanlar belki daha az imkâna sahipti ama birbirlerine daha fazla vakit ayırabiliyorlardı. Şimdi dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde iletişim kuruyoruz ama yanımızdaki insanla konuşmaya zaman bulamıyoruz.
VII. SON SÖZ: HAYATIN BIRAKTIĞI İZ
41. Hayat size şimdiye kadar öğrettiği en önemli ders nedir?
Cevap: Herkesin göründüğü gibi olmadığını öğrendim. İnsanları tanımak için söylediklerine değil, zaman içinde yaptıklarına bakmak gerekiyor.
42. Bir insana hayatı boyunca yalnızca bir cümle söyleme hakkınız olsaydı ne söylerdiniz?
Cevap: "İyi bir insan olmak için geç kalma." Çünkü başarı, para, makam ve şöhret bir gün anlamını yitirebilir ama bir insanın başka bir insanın hayatında bıraktığı iyilik unutulmaz.
43. Kendinize bir mektup yazsaydınız, en başına ne yazardınız?
Cevap: "Kendine biraz daha iyi davran." Çünkü insan bazen herkesi anlamaya çalışırken kendisini ihmal ediyor. Başkalarına gösterdiğimiz anlayışın birazını kendimize de göstermeliyiz.
44. Hayatınızda değiştirmek istediğiniz bir şey var mı?
Cevap: Belki bazı şeyleri fazla düşünmeyi, bazı insanlara gereğinden fazla anlam yüklemeyi değiştirmek isterdim. Ama geçmişteki kendime de kızmıyorum. Çünkü insan bazen yanlışlarından değil, o yanlışlardan öğrendiklerinden büyüyor.
45. Hayatınızın en büyük hayali nedir?
Cevap: Geride güzel bir iz bırakmak. İnsan öldükten sonra ne kadar mal bıraktığıyla değil, kaç insanın hayatına dokunduğuyla hatırlanmalı. Birinin hayatında güzel bir cümle, bir iyilik veya bir umut olabilmek benim için büyük bir hayal.
46. Dünyaya yeniden gelme şansınız olsaydı yine aynı hayatı mı seçerdiniz?
Cevap: Bazı şeyleri farklı yaşamak isterdim ama yine kendi hayatımı seçerdim. Çünkü bizi biz yapan yalnızca güzel anlarımız değil, acılarımız, hatalarımız ve mücadelelerimizdir.
47. Sizce insanın en büyük zenginliği nedir?
Cevap: İç huzuru. Çok parası olup huzuru olmayan insanlar gördüm. Bir de imkânları sınırlı olduğu hâlde yüzünden tebessüm eksik olmayan insanlar var. İnsan bazen sahip olduklarının değil, içinde taşıdıklarının zenginidir.
48. İnsan öldükten sonra geride ne bırakmalı?
Cevap: Güzel bir hatıra. İnsanların ardından "İyi bir insandı, kimseyi incitmezdi, bir iyiliğini gördük" diyebilmesi büyük bir mirastır. Bence insanın gerçek mezar taşı, insanların hafızasında bıraktığı izdir.
49. Bugün bütün insanlığa seslenme imkânınız olsa ne söylemek isterdiniz?
Cevap: Birbirinizin hayatını zorlaştırmayın. Zaten herkes kendi içinde bir mücadele veriyor. Bir insanın yükünü hafifletemiyorsanız, hiç değilse omuzlarına yeni bir yük bırakmayın. Çünkü bu dünyada hepimizin biraz daha merhamete ihtiyacı var.
50. Son soru: Bir gün bu söyleşiyi okuyan biri sizin hakkınızda yalnızca bir şey hatırlayacak olsa, ne hatırlamasını isterdiniz?
Cevap: Çok şey bilen biri olduğumu değil, çok şeyi anlamaya çalışan biri olduğumu hatırlasın isterdim. Çünkü insanın ömrü boyunca öğrenmesi gereken en önemli şey, insan kalabilmektir. Bilgi insanı donatır, makam insanı yükseltir ama vicdan insanı insan yapar.
Bir insanın hikâyesi, verdiği cevaplardan ibaret değildir. Bazen sustuğu yerde, bazen gözlerini kaçırdığı bir soruda, bazen de yıllardır içinde taşıdığı bir hatırada saklıdır.