Dünyamız hızla değişiyor. Eskiden mevsimler şaşmazdı, yağmurlar vaktinde yağar, çiftçiler ektiğini biçerdi. Ancak artık iklim değişikliği, tarımı ve hayvancılığı derinden sarsıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi de bu değişimden nasibini fazlasıyla alıyor. Artan sıcaklıklar, su kaynaklarının tükenmesi, toprağın verimsizleşmesi ve hayvancılığın zorlaşması, bölge halkını ciddi bir çıkmaza sokuyor. Peki, bu gidişata dur demek mümkün mü?

Kuraklığa Karşı Yeni Tarım Anlayışı
Geleneksel tarım yöntemleri artık yetmiyor. Eskiden bol su isteyen ürünler yetiştiriliyordu, ancak bugün su kaynakları hızla tükeniyor. Çiftçilerin yeni bir tarım anlayışına geçmesi şart. Suya daha az ihtiyaç duyan mercimek, nohut ve kuraklığa dayanıklı buğday türlerine yönelmek gerekiyor. Aynı zamanda, modern sulama teknikleri devreye sokulmalı. Vahşi sulama yerine damla ve yağmurlama sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı.

Ancak mesele sadece ekim türünü değiştirmek değil. Toprak işleme tekniklerinin geliştirilmesi, erozyonun önlenmesi ve toprak verimliliğinin artırılması gerekiyor. Bunun için de çiftçilere eğitimler verilmesi şart. Bilinçsiz tarımın bedelini hem üretici hem de tüketici ödüyor.

Hayvancılıkta Alarm Zilleri Çalıyor
Hayvancılık da iklim değişikliğinden büyük zarar görüyor. Meraların verimsizleşmesi, hayvanların yeterli beslenememesine yol açıyor. Bu da süt verimini düşürüyor, et üretimini azaltıyor ve üreticinin maliyetlerini artırıyor. Çözüm nedir? Kuraklığa dayanıklı yem bitkileri ekilmeli, hayvancılıkla uğraşanlara yem destekleri artırılmalı. Ayrıca, ahır ve barınak koşulları iyileştirilerek hayvan hastalıklarının önüne geçilmeli.

Devletin bu alandaki desteklerini artırması şart. Hayvan yetiştiricileri yalnız bırakılırsa, Türkiye’de et ve süt fiyatlarının nerelere varacağını tahmin etmek zor değil.

Çözüm İçin Neler Yapılmalı?
Devletin ve üreticinin el ele vererek bu sorunları aşması mümkün. Peki, atılması gereken adımlar neler?

Mazot, gübre ve yem destekleri artırılmalı. Çiftçilerin maliyetleri hafifletilmeli.
Modern sulama projelerine hibe verilmeli. Su kaynakları verimli kullanılmalı.
Çiftçiler kooperatifleşmeli. Birlikten güç doğar, üretici pazarda daha güçlü olmalı.
Tarım sigortası genişletilmeli. Çiftçi olası afetlerden korunmalı.
Yerli tohum üretimi teşvik edilmeli. Dışa bağımlılık yerine kendi üretimimizi yapmalıyız.
Düşük faizli tarım ve hayvancılık kredileri sağlanmalı. Çiftçi üretmeye devam edebilmeli.
Hayvancılık destekleri artırılmalı. Süt ve et üretimi korunmalı.
Bölgesel üretim planlaması yapılmalı. Bilimsel analizlerle doğru ürün, doğru toprakta yetiştirilmeli.
Tarım Geleceğimizdir!
İklim değişikliği bir gerçek. Ancak bu gerçekle mücadele etmek de bizim elimizde. Eğer tarımı ve hayvancılığı ayakta tutamazsak, ülke olarak gıda krizine sürüklenmemiz kaçınılmaz. Bugün alınacak doğru kararlar, yarının gıda güvencesini sağlayacaktır. Çiftçilerimiz modern tarım tekniklerine uyum sağlamalı, devlet ise onlara gerekli desteği vermelidir.

Tarım sadece çiftçilerin meselesi değildir, ülkenin geleceğidir. Unutmayalım, açlık kapıyı çalmadan tedbir almak zorundayız!

Nurcan Huyelmas