Çocuklar Okula, Anne Babalar Yeni Bir Sınava

Nurcan HUYELMAS

14-09-2026 10:20

Okulların açılması yaklaştığında evlerde tatlı bir telaş başlar. Çocukların okul heyecanı, yeni kıyafetler, çantalar, defterler, kalemler… Bir çocuğun gözündeki o heyecan aslında hepimizin ortak mutluluğudur.

Ancak bugün bu heyecanın yanında başka bir duygu daha var: Anne ve babaların geçim kaygısı.

Çünkü okul zili yalnızca sınıfların kapılarını açmıyor. Aynı zamanda aile bütçesinin de yeniden hesaplandığı bir dönemi başlatıyor.

Bir çocuğu okula hazırlamak artık sadece birkaç defter, kalem ve okul kıyafeti almak anlamına gelmiyor. Kırtasiye masrafları, servis ücretleri, okul kıyafetleri, ayakkabı, beslenme, kantin giderleri ve eğitim sürecinin içinde ortaya çıkan diğer ihtiyaçlar ailelerin bütçesinde önemli bir yer tutuyor.

Hele bir de aynı evde iki, üç çocuk varsa…

Anne ve baba bir çocuğun ihtiyacını karşılarken diğerinin ihtiyacını düşünüyor. “Bunu şimdi mi alsak, biraz daha beklesek mi?” diye hesap yapıyor.

Çocuk ise çoğu zaman bu hesabın farkında bile değil.

Arkadaşında gördüğü bir çantayı, ayakkabıyı veya kıyafeti istiyor. Çünkü çocuk dünyasında ihtiyaç ile istek arasındaki sınır henüz bizim kadar belirgin değil.

İşte anne ve babanın en zorlandığı noktalardan biri de burada başlıyor.

Bir yanda çocuğunun yüzünü güldürme isteği, diğer yanda evin bütçesini ayakta tutma mücadelesi…

Eğitim bir masraf değil, geleceğe yapılan yatırımdır

Eğitim konusunda konuşurken sadece bugünün giderlerini düşünmemeliyiz.

Çünkü eğitim, bir ülkenin geleceğidir.

Çocuklarımızın iyi eğitim alması, yeteneklerini geliştirmesi, sosyal ve kültürel açıdan kendilerini yetiştirmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bu nedenle bir ailenin çocuğunu okutmak için verdiği mücadeleyi yalnızca “aile bütçesi” olarak görmemek gerekir.

Bu aynı zamanda toplumsal bir meseledir.

Çünkü ekonomik imkânları daha sınırlı olan bir çocuğun eğitim hayatında geride kalması, yalnızca o çocuğun değil, toplumun da kaybıdır.

Bir çocuğun başarısı ailesinin maddi gücüne bağlı olmamalıdır.

Çocuğun elindeki kalemin markası, giydiği ayakkabının fiyatı veya taşıdığı çantanın değeri onun zekâsını, yeteneğini ve gelecekteki başarısını belirlememelidir.

Beslenme çantası da artık önemli bir mesele

Okulların açılmasıyla birlikte üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken konulardan biri de çocukların beslenmesi.

Çocuklarımızın derslere dikkat verebilmesi, sağlıklı gelişebilmesi ve gününü enerjik geçirebilmesi için yeterli ve dengeli beslenmesi gerekiyor.

Fakat bazı aileler için her gün beslenme çantasına konulacak yiyecekleri hazırlamak bile ciddi bir bütçe hesabı anlamına gelebiliyor.

Bir çocuğun okul çantasına yalnızca kitap ve defter değil, sağlıklı bir gelecek umudu da konulmalı.

Bu konuda okulların, yerel yönetimlerin ve devletin imkânları ölçüsünde destekleyici çalışmalar yapması çok değerli olacaktır.

Özellikle ekonomik açıdan zorlanan ailelerin çocuklarının okulda sağlıklı beslenmesine yönelik sosyal desteklerin güçlendirilmesi, çocuklarımızın eğitim hayatına doğrudan katkı sağlayacaktır.

Anne ve babaların görünmeyen mücadelesi

Anne ve babalar çoğu zaman çocuklarına belli etmeden mücadele eder.

Çocuğunun yanında güçlü görünmeye çalışır.

“Alırız.”

“Bir şekilde hallederiz.”

“Sen dersine bak.”

der.

Ama çocuk uyuduktan sonra mutfak masasında hesap yapan yine anne ve babadır.

Kira, elektrik, su, doğalgaz, mutfak masrafı, ulaşım, kredi ödemeleri derken eğitim giderleri de bütçeye eklenir.

Bazen anne kendi ihtiyacından vazgeçer.

Bazen baba uzun zamandır ertelediği bir ihtiyacını yine erteler.

Çünkü anne ve baba için çocuğunun eğitimi önceliklidir.

İşte bu fedakârlığın görünür olması gerekiyor.

Çocuklarımızın eğitim hayatını kolaylaştırırken onların anne ve babalarının da omuzlarındaki yükü hafifletmeliyiz.

Özel okul mu, devlet okulu mu?

Bir başka önemli konu da özel eğitim kurumlarının maliyetleri.

Bazı aileler çocuklarına daha fazla imkân sunabilmek için özel okulları tercih ediyor. Ancak bu tercihin aile bütçesine getirdiği yük oldukça ağır olabiliyor.

Diğer tarafta devlet okullarında eğitim gören milyonlarca çocuğumuz var.

Burada temel hedefimiz çok açık olmalı:

Çocuğun hangi okulda okuduğundan bağımsız olarak kaliteli eğitime ulaşabilmesi.

Devlet okullarımızın fiziki imkânlarının güçlendirilmesi, eğitim kalitesinin artırılması, sosyal ve kültürel faaliyetlerin çoğaltılması; ailelerin üzerindeki ekonomik baskının da azaltılmasına yardımcı olacaktır.

Çünkü güçlü bir devlet okul sistemi, yalnızca eğitim sistemini değil, aile bütçesini de destekler.

Peki ne yapabiliriz?

Öncelikle eğitimde fırsat eşitliğini daha fazla güçlendirmeliyiz.

İhtiyaç sahibi öğrenciler için kırtasiye ve okul kıyafeti destekleri artırılabilir.

Okullarda ücretsiz veya uygun maliyetli sağlıklı beslenme programları yaygınlaştırılabilir.

Servis ve ulaşım konusunda özellikle dar gelirli ailelere yönelik destek mekanizmaları geliştirilebilir.

Yerel yönetimler, okullar ve sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü bir dayanışma kurulabilir.

Kullanılabilir durumda olan okul kıyafetleri, çantalar ve eğitim materyallerinin ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılması için dayanışma ağları oluşturulabilir.

Ama bütün bunların ötesinde önemli bir şey daha var:

Çocuklarımızın birbirleriyle maddi imkânlar üzerinden kıyaslanmasını önleyecek bir eğitim ve toplum kültürü oluşturmalıyız.

Çünkü bir çocuğun kendisini arkadaşından daha değersiz hissetmesine neden olacak hiçbir ekonomik farklılık, onun eğitim hakkının önüne geçmemeli.

Okul zili umutla çalsın

Bugün okullar yeniden açılırken hepimizin ortak dileği çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve başarılı bir eğitim yılı geçirmesi.

Anne ve babaların dileği ise bundan biraz daha fazla.

Onlar çocuklarının geleceğini düşünüyor.

İyi bir meslek sahibi olmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesini istiyor.

Bu nedenle okulların açılması sadece bir eğitim takviminin başlaması değildir.

Bir ailenin geleceğe dair umutlarının yeniden yeşermesidir.

Çocuklar okula giderken ellerinde çantaları, yüzlerinde heyecanları olsun.

Anne ve babaların ise çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için geceleri endişeyle hesap yapmak zorunda kalmadıkları bir eğitim dönemi yaşayalım.

Unutmayalım;

Bir ülkenin en büyük zenginliği petrolü, doğalgazı, altını ya da fabrikaları değil; iyi yetişmiş çocuklarıdır.

Onların eğitimine yapılan her yatırım, aslında Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır.

Okul zilleri umutla çalsın.

Çocuklarımız sınıflarına korkuyla değil, hayallerinin peşinden koşma heyecanıyla girsin.

Anne ve babalar da onların arkasından bakarken yalnızca “Masrafları nasıl karşılayacağız?” diye düşünmesin.

“Çocuğumun güzel bir geleceği olacak.” diyebilsin.

Nurcan Huyelmas ‎<Bu mesaj düzenlendi>

DİĞER YAZILARI Üniversite Tercihi: Bir Sınav Sonucundan Çok Daha Fazlası 01-01-1970 03:00 Diploması Var, Umudu Var… Peki Ya Fırsatı? 01-01-1970 03:00 Sınır Tanımayan Virüsler ve İnsanlığın Ortak Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Bir Kıvılcımın Bedeli: Anız Yangınları ve Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Et Değil, Umut Dağıtmalı 01-01-1970 03:00 Gençlerimizi Kaybetmeyelim 01-01-1970 03:00 Üniversite Heyecanı ve Barınma Gerçeği 01-01-1970 03:00 Kuraklık Kapıda: Çiftçi Ne Yapmalı, Halk Ne Yapmalı? 01-01-1970 03:00 Ormanlar, Küllenen Gelecek 01-01-1970 03:00 Alevlerin Gölgesinde: Türkiye’de Orman Yangınları ve Alınması Gereken Tedbirler 01-01-1970 03:00 Toprağın Sesi: Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Et Değil, Umut Dağıtmalı 01-01-1970 03:00 19 Mayıs: Bir Meşalenin Genç Yüreklere Emaneti 01-01-1970 03:00 Toprağın Sesi Kısılıyor: Güneydoğu’da Tarım Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Baş Tacımız Anneler: Bir Güne Değil, Bir Ömre Sığan Değerdir 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ: Dijital Dönüşümün İki Yüzü 01-01-1970 03:00 Çöpe Değil, Geleceğe Yatırım: Sıfır Atık Hareketi 01-01-1970 03:00 Çöpe Değil, Geleceğe Yatırım: Sıfır Atık Hareketi 01-01-1970 03:00 Nevruz: Türk Kültüründe Baharın ve Yeniden Doğuşun Bayramı 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık: Mobbing ve Ece Gürel’in Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Uyuşturucuya Yöneliyor? 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliği ve Güneydoğu’da Tarım: Tehdit mi, Fırsat mı? 01-01-1970 03:00 HMPV Virüsü: Yeni Bir Tehdit Kapımızda 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret: Toplumsal Huzurun Anahtarı 01-01-1970 03:00 2025 Yılında Çiftçilerimizin Beklentileri ve Çözüm Önerileri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler: Gitmek mi, Kalmak mı? 01-01-1970 03:00 Emeklilerimizin Beklentileri: Hak Ettikleri Onurlu Yaşam 01-01-1970 03:00 25 Kasım: Şiddetin Gölgesinde Kalan Kadınlara Ses Olmak 01-01-1970 03:00 Geleceği Şekillendiren Emeğin Sessiz Kahramanları: Öğretmenler 01-01-1970 03:00 Dijital Çağda Emek: Teknolojinin Gölgesindeki İnsan 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Deprem Gerçeği ve Alınması Gereken Önlemler 01-01-1970 03:00 Şiddetin Gölgesinde Yaşam: Toplumsal Çözülmenin Sonuçları 01-01-1970 03:00 Yapay Zeka: Toplumsal Etkileri ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve Türkiye’nin Rolü:  01-01-1970 03:00 Siber Saldırılar: Dijital Güvenlikten Küresel Krize 01-01-1970 03:00 Üniversiteli Öğrencilerin Yurt Sorunu ve Çözüm Önerileri 01-01-1970 03:00 Çocuk Cinayetleri: Toplumun Vicdanına Ağır Bir Darbe 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa’da Turizmi Geliştirmenin Yolları 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları: Canavarların Ardında Bıraktığı Yıkım 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa’da Elektrik Kesintileri ve Aşırı Sıcaklar 01-01-1970 03:00 Güneydoğu’nun Sessiz Emekçileri: Mevsimlik İşçilerin Bitmeyen Çilesi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa'da Elektrik Kesintileri: Halkın Yaşamı Olumsuz Etkileniyor 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa'da Toprağa Uygun Tarım: Hangi Bitkiler Yeraltı Kaynaklarını Zenginleştirir? 01-01-1970 03:00 YAĞMUR HIRSIZLIĞI 01-01-1970 03:00 Güzel Yurdumun Ormanları Yanıyor 01-01-1970 03:00 Kıyamet Virüsü 01-01-1970 03:00 GÜNEŞ PATLAMALARI 01-01-1970 03:00 MAVİ IŞIK PROJESİ 01-01-1970 03:00  UYANIŞA DAVET 01-01-1970 03:00 HAARP TEKNOLOJİSİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 01-01-1970 03:00