Yeni gelecek virüsün adı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından konuldu. Şimdi size bu konuda yapılan resmi açıklamalar hakkında bilgi vermek istiyorum. DSÖ Pandemiye Hazırlık Direktör Vekili Dr. Maria Van Kerkhove tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
"Öyle bir tehdit geliyor ki eşi benzeri yok, şu ana kadar görülmedi ve korkunç bir şekilde yayılacak. Bu büyük bir pandemi olacak. Hayvanlardan geçebilir veya sudan yayılabilir." Bu demek oluyor ki hayvan beslemeyeceğiz. Zaten beslemeyen çok, ama su konusu aklımızı bulandırıyor. Ve devam ediyor: "Bu kuş gribi değil, grip gibi bir şey, ama gripten daha kötü.
" Dr. Maria, sivrisineklerden veya kenelerden de bulaşabildiğini sözlerine ekliyor. Yani nereden geleceğini bilmediklerini ifade ediyor. O da COVID-19 gibi kaza ile dünyaya yayılacak bir virüs olacak. Milyonlarca insanın çok kötü etkileneceğini de söylüyorlar. Bilinmeyen bir tehdit için hazırlık yapıyorlar ve DSÖ bu konunun çözümü için hazırladığı sözleşmeyi tüm ulus devletlerine imzalatmaya çalışıyor.
Tabii İngiltere karşı çıktı. İşin aslına bakılırsa, sözleşme bu ülke tarafından hazırlanıyor. Tekrar bir iki maddeyi değiştirip sonunda onlar ve Japonlar (ki Japon devleti insan haklarını ihlal dese de) değiştirilen en önemli madde ancak pandeminin oluştuğu ülkelerin yöneticileri ile beraber karar alınır ibaresi eklenince olumluya dönüldü. Kısacası, tek dünya devleti planları adım adım ilerlemektedir. Şimdiden birçok ülke konteyner kentler hazırlığına başladı bile.
Her zamanki gibi Çin ve Amerika başı çekmektedir. İşin kötüsü, pandemiye yakalananlar sorgusuz sualsiz bu kamplara götürülmek zorunda kalacak ve anlaşma gereği bir de aşı yaptırmak zorunda kalınacak. Tabii bu anlaşmadan çoğumuzun yeni yeni haberi oluyor. Pandemi tarihinin de Eylül-Ekim ayına denk getirileceği söylenmektedir.
İnsanların psikolojisi ve frekansları böyle korku verilerek bozulmaktadır. İşte bu kaygı ve düşünceler içerisinde hepimiz ulus olarak pozitif olmalı, devletimizin alacağı kararları dikkatle incelemeli ve her zaman devletimizin bizleri kolladığını bilmeliyiz. Bu yaratılan korku frekanslarına prim vermemeliyiz ve her zaman tedbirli olmalıyız.
Nurcan Huyelmas