İnsanların Toplumsal Algılarıyla Oynanan Oyun
Toplumların manipüle edilerek tek bir kurşun dahi atılmadan idare altına alınması amacı güden Mavi Işık (Blue Beam) projesi, dikkat çekici bir şekilde insanların toplu algılarıyla oynama üzerine kurulu. Bu projenin gerçekleşmesi için harcanan bütçe ve zaman, küçümsenmeyecek düzeyde. İnsanı derinden düşündüren bir proje olarak karşımıza çıkıyor.
Mavi Işık (Blue Beam) projesi, aslında inançlarımızı manipüle etmeyi hedefleyen ve görsel yanılgılarla toplumu etkilemeyi amaçlayan bir projedir. Örneğin, bir dinin sembollerinden ya da dini motiflerden oluşan bir tasvirin gökyüzünde belirmesi, insanların toplumsal olarak nasıl etkileneceğini düşündürebilir.
Bu projenin temelinde, insanlara tek bir inanışı dayatmak ve onları kişisel çıkarlar için kullanmak yatıyor. Projede, gökyüzüne dayalı lazer üreten uydularla holografik projeksiyon ekranları kullanılarak eş zamanlı görüntülerin farklı bölgelere projelendirilmesi amaçlanıyor.
Ancak, bu projeler genellikle gizli olarak yürütülüyor ve nadiren deşifre ediliyor. Kısmen, araştırmacı yazar Serge Monast sayesinde gün yüzüne çıkan projenin detayları, onun basına sızdırması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak, Monast'ın tutuklanmasından bir gün sonra kalp krizi geçirerek ölmesi, projenin ne kadar gizli olduğunu ve pek çok spekülasyonu beraberinde getirmiştir.
NASA'ya ait HAARP projeleri gibi, Mavi Işık (Blue Beam) projesi de hologram teknolojisinin son aşamasını kullanarak istenilen figürleri insanlara göstermeyi amaçlamaktadır. Bu projede, görsel algıların insanların inançlarını etkilemede kritik bir rol oynadığı ve "Görmek İnanmaktır" prensibinin üzerine inşa edildiği bilinmektedir.
Büyük bütçeli filmler, diziler ve animasyonlar gibi medyatik sunumlar, beynimize kazınan subliminal mesajlar aracılığıyla uzun zamandır istenilen inançları empoze etmeye çalışıyor olabilir mi? Mavi Işık (Blue Beam) projesinin kapsamı, gökyüzünde görünen mahşerin dört atlısı gibi viral videolarla da ilişkilendirilmiş olabilir.
Sonuç olarak, zihnimizle oynanmasına müsaade etmemeli ve bazen gözümüzün de yanılabileceğini kabul etmeliyiz. Dinimize sıkı sıkıya sarılarak, teknolojinin ürkütücü boyutlarına karşı dikkatli olmalıyız.
Nurcan HUYELMAS