Nurcan Huyelmas
Son üç yıldır Türkiye’nin ciğeri yanıyor. Üstelik sadece ağaçlar değil, doğa, canlılar, toprak, gelecek ve vicdanlarımız da birlikte kül oluyor.
Resmî verilere göre:
• 2022 yılında Türkiye genelinde çıkan 2.162 orman yangını yaklaşık 12 bin hektar alanı yok etti.
• 2023’te bu sayı arttı: 2.496 yangın ve 15 bin hektarın üzerinde kayıp.
• 2024’te ise felaket büyüdü: 3.100’den fazla yangında yaklaşık 20 bin hektar orman alanı yok oldu.
Ve şimdi 2025 yılı henüz tamamlanmadan Güneydoğu’dan Ege’ye, Akdeniz’den Marmara’ya kadar birçok bölgede yeni yangınlar yaşanıyor. Her yaz aynı kabus tekrar ediyor. Biz ise sadece haberleri izliyor, birkaç gün üzülüp sonra unutuyoruz.
Doğa yanarken biz ne yapıyoruz?
Yangınların nedenlerine baktığımızda sadece doğa olaylarıyla açıklamak mümkün değil.
Evet, iklim değişikliği sıcaklıkları artırıyor, kuraklık yayılıyor, rüzgâr yangını yayıyor.
Ama asıl suçlu yine biziz!
• Tarla temizliği bahanesiyle anız yakanlar,
• Piknik sonrası cam şişeleri, közleri bırakanlar,
• Sigarasını ormana atan duyarsız insanlar,
• Ve doğayı rant gözüyle görenler!
Bu bir doğa felaketi değil canım, bu bir insan eliyle yapılmış kıyım.
Ve her kıyımın bir bedeli var.
Nefes alamayan çocuklar, kuruyan topraklar, yok olan canlılar…
Hepsi bu sorumsuzluğun bedeli!
Orman sadece ağaç değildir
Orman; suyun kaynağıdır, toprağın tutucusudur, hayvanların yuvasıdır, bizim oksijenimizdir. Bir orman yandığında sadece yeşil gitmez, yaşamın dengesi bozulur.
Her ağaç gölgedir, sükûnettir, bir kuşun yuvasıdır, bir çocuğun salıncağıdır, bazen bir çiftçinin umududur.
Ve her yangında bunlar da yanıyor!
Halkın bilinçlenmesi şart
Artık eğitim şart! Okullarda çevre dersi formaliteden çıkmalı.
Mahallelerde, köylerde, piknik alanlarında sürekli bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı.
Cam şişenin mercek etkisiyle nasıl yangın çıkardığını kaç kişi biliyor?
Anız yakmanın toprağı çoraklaştırdığını, ormana sıçradığında ne felaketlere yol açtığını kim farkında?
Devlet yetkilileri bu konuda cezaları artırmalı ama sadece ceza yetmez, halkı bilinçlendirmek gerekir.
Yanan alanlar rant alanı olmamalı!
En büyük korkumuz şu:
Yanan ormanlık alanların bir süre sonra imara açılması, otel, villa, tesis yapılması.
Bu da halkın devlet kurumlarına olan güvenini sarsıyor.
Oysa anayasa diyor ki:
“Yanan orman alanları yeniden ağaçlandırılır, başka amaçla kullanılamaz.”
Peki neden biz hâlâ bu alanların çevresinde yapılaşmalar görüyoruz?
Bu konuda halkın vicdanı rahatlatılmalı. Yetkililer şeffaf olmalı. Yanan her alan yeniden ağaçlandırılmalı ve halk bu süreci izleyebilmeli.
Geleceğimiz için bir ağaç bile kıymetlidir
Bir ağacın büyümesi yıllar alır ama yanması dakikalar sürer.
Oysa o ağaç, binlerce canlıya ev sahipliği yapar, havamızı temizler, bizi serinletir, karbonu emer.
Her dikilen fidan, çocuklarımıza bırakılmış yeşil bir mirastır.
Her kurtarılan orman, bir halkın nefesidir.
Bu yüzden diyorum ki:
Orman sadece orman değildir. Orman vatandır.
Son sözüm: Susma, çünkü doğa seni bekliyor
Sen sustuğunda ağaçlar konuşamaz.
Sen izlediğinde kuşlar uçamaz.
Sen “bana ne” dediğinde, çocuklar gölgesiz büyür.
Bu yaz her yanan ağacı düşün. Her alevin içinde bir can olduğunu hatırla.
Ve artık harekete geç.
Ormanlar yanmasın, biz yanmayalım.
Toprak ağlıyor. Duy artık.ve her yanan ağaç için iki ağaç dik geleceğin bu bence devletimizden herşeyi bekleme toplum olarak gerek sosyal medyada gerek devletinizin kurumlarıyla birşeyler yapmamız gerekiyor el ele ver Türkiye’m