Nurcan Huyelmas
Sevgili okurlarım,
Anadolu… Binlerce yıldır toprağın, emeğin ve bereketin simgesi.
Ama bugün pazar tezgâhlarında, market raflarında ve devletin depolarında kendi topraklarımızdan çıkan ürünleri değil; Kanada’dan buğday, Hindistan’dan mercimek, Meksika’dan nohut görüyoruz.
Bu topraklar verimli, çiftçimiz çalışkan.
Peki, neden kendi soframızdaki ekmeği bile dışarıdan almak zorunda kalıyoruz?
Sorunun özü, tarım politikalarının yerli üreticiyi yeterince desteklememesi ve ithalatın kalıcı bir çözüm sanılması.
Çiftçi, emeğinin karşılığını alamadığı için tarlasını boş bırakıyor.
Bu boşluğu ise ithal ürünler dolduruyor.
Gençler Topraktan Koptu, Şehirler Umut Olmadı
Artık köylerde genç kalmadı. Çünkü tarımda gelecek görmeyen gençler, hayalini şehirlerde arıyor.
Oysa bir milletin geleceği, toprağına sahip çıkan gençlerle yeşerir.
Gençleri yeniden toprağa döndürmek için; teşvik, eğitim ve güvence şart.
Kuraklık ve İklim Değişikliği: Sessiz Ama Büyük Tehdit
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler kuraklıkla mücadele ediyor.
Verim düşüyor, girdi maliyetleri artıyor.
İklim değişikliği artık teorik bir tartışma değil, kapımızda duran bir gerçek.
Kuraklığa dayanıklı tohumlar, modern sulama sistemleri ve bölgesel destek politikaları bir tercih değil, zorunluluktur.
Tarım, Artık Bir Milli Güvenlik Meselesidir
Gıdada dışa bağımlı hale gelen her ülke, en zayıf noktasını açığa vurmuş demektir.
Savaşsız işgalin en sinsi silahı: gıdaya erişim.
Kendi tohumunu üretemeyen, kendi toprağında doymayan bir millet, bağımsızlığını koruyamaz.
Peki, Ne Yapmalı?
✅ Küçük çiftçiye doğrudan destek
✅ Mazot, gübre ve tohumda sübvansiyon
✅ İthalata değil, üretime öncelik
✅ Gençleri tarıma döndürecek cazip teşvikler
✅ Kuraklığa karşı ulusal eylem planı
Son Söz: Bu Topraklar Hâlâ Umut Taşıyor
Bu topraklar hâlâ bereketli.
Yeter ki üreticisini yalnız bırakmayalım.
Yeter ki sadece ithal çözümlerle günü kurtarmayı değil, yarını inşa etmeyi seçelim.
Tarım sadece köylünün değil, hepimizin meselesidir.