Emeğin Bedeli mi, Zulmün Bedava Hali mi?”

Bülent Karaca

09-10-2025 11:48

 

Bir insan, sabahın köründe kalkıp akşamın karanlığında evine dönüyorsa, o günün sonunda sadece yorgun değil, tükenmiş demektir. Çünkü artık bu ülkede birçok işçi, çalışarak değil, adeta hayatta kalmaya çalışarak geçiniyor. Emeğin kutsal olduğu söylenir ama bu söz, yıllardır sadece afişlerde ve reklamlarda kaldı. Gerçek hayatta işçinin emeği, teri kurumadan değil, umursanmadan sömürülüyor.

 

Bir işçi günde on saat çalışıyor. Hem de çoğu zaman sigortasız, hem de asgari ücretin bile altında. Sormak lazım: bu insanın hakkı bu mu?

Siz patron koltuğunda rahatça otururken, o insanın sırtındaki yükü, cebindeki eksilen parayı, çocuğuna götüremediği ekmeği hiç düşündünüz mü?

Yoksa onu sadece “ucuz iş gücü” olarak mı görüyorsunuz?

 

Daha acısı, bazı patronlar bu haksızlığı bilerek yapıyor. Üstelik bunu bir de lütuf gibi sunuyorlar:

“Çalışıyorsun ama bak maaşını da düzenli veriyorum.”

Oysa ne maaşı tam, ne sigortası doğru, ne de mesaisi hakkıyla ödeniyor.

Hatta işçinin durumunu bildiği hâlde daha fazlasını isteyenler var.

Bu artık sadece vicdansızlık değil, zulümdür.

 

Bir işçiden verim, sadakat, hizmet bekleyenler önce kendi insanlık borcunu ödesin.

Asgari ücret bir lütuf değil, bir haktır.

SGK bir yük değil, bir güvencedir.

Yemek, yol, sosyal yardımlar “isteğe bağlı” değil, insan onurunun gereğidir.

 

Ama bu ülkede hâlâ birçok işveren, işçinin alın terinden kâr, yorgunluğundan güç devşiriyor.

Denetim mekanizmaları kâğıt üzerinde var ama sahada yok.

Ve bu yokluk, sadece işçiyi değil, onun ailesini, geleceğini, çocuklarını da vuruyor.

Bir babanın çaresizliği, bir annenin tükenen sabrı, bir çocuğun eksik defteri, bu ihmallerin bedelidir.

 

Bazı patronlar evde eşine söz geçiremez ama işçisine bağırarak, hakaret ederek, maaşını keserek “gücünü” ispatlamaya çalışır.

Oysa gerçek güç, birinin hakkını vermekte, adil olmaktadır.

Gerçek zenginlik, kazandığın paranın miktarında değil, kazandığın helalliğindedir.

 

Artık şu soruyu sormanın vakti geldi:

Bu ülkede emeğin karşılığı gerçekten veriliyor mu?

Yoksa biz, emeği değil, emeği sömürenleri mi ödüllendiriyoruz?

DİĞER YAZILARI EĞİTİM VE İNSANLIĞIN İSMİ AYDINLAR EĞİTİM KURUMLARI  01-01-1970 03:00 Şanlıurfa basini bir Uğur unu daha kaybetti 01-01-1970 03:00 İsrail'in resmi tanımı 'İsrail terör devleti' olmalı  01-01-1970 03:00 Baskan Canpolat"a Tatlıses hassasiyetinden dolayı teşekkür. 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa’da Bitmeyen Trafik Çilesi 01-01-1970 03:00 Okul Yolunda Ağırlaşan Yük 01-01-1970 03:00 İntiharı düşünen Bir Baba'nın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Açlık Sınırı mı, Gelecek mi? 01-01-1970 03:00 Yardımın Kirli Yüzü 01-01-1970 03:00 Sessizliğe Bürünmüş Bir Kurum: TKDK Şanlıurfa 01-01-1970 03:00 EMPATİ COK UZAK DEĞİL SADECE 1 DAKİKA  01-01-1970 03:00 Gazeteci Bülent Karaca’nın Acı Günü 01-01-1970 03:00 Bıçak Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz? 30 Yıllık Usta Abdulkadir Alkanat Uyarıyor 01-01-1970 03:00 Adalet Yerini Buldu; Abdurrahman Tutdere ve Onurlu Bir Duruşun Zaferi 01-01-1970 03:00 YA ZENGİN OL, YA YOK OL: ORTA SINIFIN KÜRESEL ÇÖKÜŞÜ 01-01-1970 03:00 Yıkılan Yuvanın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Açlıkla Ölen Gazzeliler ve Dut Yemiş Bülbüller 01-01-1970 03:00 Sıcakla Gelen Yük: Şanlıurfa’nın Kavurucu Günleri ve Sağlığımıza Etkileri 01-01-1970 03:00 Sandığımız Gibi Kurtulmadık 01-01-1970 03:00