Gazze’de yaşananlar artık bir “çatışma” değil, insanlık onurunun çöküşüdür. Her gün bombalanan hastaneler, hedef alınan siviller, susuz bırakılan çocuklar… Bunların hiçbiri “meşru savunma” kavramının arkasına saklanamaz.
Uluslararası hukuk, savaş suçlarını açıkça tanımlar. Sivillerin kasten hedef alınması, toplu cezalandırma, altyapının yok edilmesi… Bunların her biri savaş suçudur. Bugün Gazze’de yaşananlar, bu tanımların tümünü karşılıyor. Ancak ne yazık ki dünya, insanlık suçu karşısında stratejik çıkarlarını tercih ediyor.
Batı dünyası yıllardır demokrasiden, insan haklarından söz eder. Fakat konu Filistin olunca, bu değerlerin tamamı bir anda unutuluyor. Bu ikiyüzlülük, artık uluslararası düzenin meşruiyetini de sorgulatır hale gelmiştir. Çünkü susmak, tarafsız kalmak değil; zalimden yana olmaktır.
Bugün medya kurumları da dilini yeniden gözden geçirmek zorundadır. Gerçekleri eğip bükmeden, yaşanan zulmü adını koyarak anlatmak artık bir sorumluluktur. Haber bültenlerinde, analizlerde, köşe yazılarında diplomatik nezaket adı altında acıların üzeri örtülmemelidir.
Gazze’de yaşananlar karşısında sessiz kalmak, yalnızca bir ahlaki zaaf değil, tarihe karşı işlenmiş bir suçtur. Dünya, bu sessizliğin bedelini bir gün mutlaka ödeyecek. Çünkü hiçbir zulüm sonsuza kadar sürdürülemez, hiçbir sessizlik vicdanları sonsuza dek susturamaz.
Bu saatten sonra tüm dünya ülkelerinin İsrail'e normal bir ülke olarak değil terör devleti olarak anmasını ve literatürlerine de bu şekilde kaydetmelerini isterdim hatta ve hatta haber programlarında bile İsrail devleti yerine İsrail terör devleti ibaresinin kullanmasını çok isterdim çünkü İsrail denince akla terör kan şiddet ve soykırım geliyor ve bunların hepsini yapan tek devlet İsrail terör devleti....
