YA ZENGİN OL, YA YOK OL: ORTA SINIFIN KÜRESEL ÇÖKÜŞÜ

Bülent Karaca

30-07-2025 09:57

Bir zamanlar toplumun belkemiğini oluşturan orta sınıf, yavaş yavaş siliniyor. Ne yalnızca gelişmekte olan ülkelerde ne de sadece belli başlı bölgelerde… Bu, artık küresel bir gerçek. Dünya genelinde ekonomik yapı iki uca savrulmuş durumda: Zenginlerin daha da zenginleştiği, geniş halk kesimlerinin ise geçim mücadelesinde boğulduğu bir düzen hâkim.

Uzun yıllar boyunca orta sınıf, istikrarın sembolüydü. Eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçlara erişimde belirli bir güvenceye sahipti. Ancak günümüzde giderek artan hayat pahalılığı, sabit gelirlerin erimesi ve varlıkların az sayıda elde toplanması, bu sınıfı erozyona uğrattı. Artık birçok insan için “geçinmek” bile başlı başına bir mücadeleye dönüştü.

Gelinen noktada topluma açıkça dayatılan bir seçenek var: Ya yukarı çık, ya da aşağıda kaybol. Yani ya varlıklı olmanın yollarını bul, ya da sistemin dışında yaşamaya razı ol. Bu durum, özellikle genç kuşaklar üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Eğitimli bireyler bile, meslek sahibi olmalarına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle geliyor.

Bu dengesizlik, yalnızca maddi değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik etkiler de üretiyor. Gelecek umudunu kaybeden bireyler, geçimlerini sağlayabilmek için zaman zaman yasal olmayan yollara yönelebiliyor. Suç oranlarının artması, kayıt dışı ekonominin büyümesi ve toplumsal güvensizlik duygusu işte bu kırılmanın yansımaları.

Küresel ölçekte bakıldığında, gelir eşitsizliğinin derinleştiği, servetin çok az elde toplandığı bir sistem sürdürülebilir değil. Yalnızca bir kesimin refah içinde yaşadığı, geri kalanların mücadele ettiği bir düzen uzun vadede istikrar getirmez. Bu nedenle yeniden denge kuracak politikalara, adil paylaşımı esas alan ekonomik modellere ihtiyaç var.

Toplumların sağlıklı bir yapıda varlığını sürdürebilmesi için sadece zengin ve yoksul değil; aradaki dengeyi sağlayan, üreten, tüketen ve katkı sunan güçlü bir orta sınıfa ihtiyaç var. Orta sınıfın yokluğu, sadece ekonomik değil; kültürel ve sosyal çöküşün de habercisidir.

DİĞER YAZILARI BİR BAŞARI ABİDESİ MEHMET KADİR ÖZBEY  01-01-1970 03:00 EĞİTİM VE İNSANLIĞIN İSMİ AYDINLAR EĞİTİM KURUMLARI  01-01-1970 03:00 Şanlıurfa basini bir Uğur unu daha kaybetti 01-01-1970 03:00 İsrail'in resmi tanımı 'İsrail terör devleti' olmalı  01-01-1970 03:00 Baskan Canpolat"a Tatlıses hassasiyetinden dolayı teşekkür. 01-01-1970 03:00 Emeğin Bedeli mi, Zulmün Bedava Hali mi?” 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa’da Bitmeyen Trafik Çilesi 01-01-1970 03:00 Okul Yolunda Ağırlaşan Yük 01-01-1970 03:00 İntiharı düşünen Bir Baba'nın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Açlık Sınırı mı, Gelecek mi? 01-01-1970 03:00 Yardımın Kirli Yüzü 01-01-1970 03:00 Sessizliğe Bürünmüş Bir Kurum: TKDK Şanlıurfa 01-01-1970 03:00 EMPATİ COK UZAK DEĞİL SADECE 1 DAKİKA  01-01-1970 03:00 Gazeteci Bülent Karaca’nın Acı Günü 01-01-1970 03:00 Bıçak Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz? 30 Yıllık Usta Abdulkadir Alkanat Uyarıyor 01-01-1970 03:00 Adalet Yerini Buldu; Abdurrahman Tutdere ve Onurlu Bir Duruşun Zaferi 01-01-1970 03:00 Yıkılan Yuvanın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Açlıkla Ölen Gazzeliler ve Dut Yemiş Bülbüller 01-01-1970 03:00 Sıcakla Gelen Yük: Şanlıurfa’nın Kavurucu Günleri ve Sağlığımıza Etkileri 01-01-1970 03:00 Sandığımız Gibi Kurtulmadık 01-01-1970 03:00