Yazan: Rabia Uygur

Bugün Akçakale'ye haber takibi için giderken gördüğüm manzara, beni derinden üzdü. Yol boyunca neredeyse her birkaç kilometrede bir dumanlar yükseliyordu. Sayabildiğim kadarıyla yaklaşık yedi farklı noktada anız yangını vardı. Bunun dışında, daha önce yanmış ve geriye simsiyah toprakların kaldığı çok sayıda tarla da dikkatimi çekti.

Kendi kendime şu soruyu sordum: Bu toprakları koruyamazsak yarın neyi koruyacağız?

Şanlıurfa Valisi Sayın Hasan Şıldak, neredeyse her gün vatandaşlara ve çiftçilere çağrıda bulunuyor. "Anız yakmayın" diyor. Sosyal medya hesaplarından, basın açıklamalarından ve çeşitli platformlardan sürekli uyarılar yapılıyor. Ancak görünen o ki bu çağrılar, herkes tarafından dikkate alınmıyor.

Peki neden?

Çünkü bazı insanlar hâlâ anız yakmanın kolay bir yöntem olduğunu düşünüyor. Oysa yanan sadece kuru otlar değil; toprağın bereketi, doğanın dengesi ve çocuklarımızın geleceğidir.

Anız yangınları toprağın verimini düşürüyor. İçindeki faydalı canlıları yok ediyor. Hava kirliliğine neden oluyor. Kontrolden çıktığında çevredeki ekili alanlara, elektrik direklerine, yerleşim yerlerine ve hatta canlara zarar verebiliyor.

Her yıl aynı görüntüler yaşanıyor.

Her yıl aynı uyarılar yapılıyor.

Her yıl aynı haberleri yazıyoruz.

Ama ne yazık ki değişen çok az şey oluyor.

Bu noktada yalnızca vatandaşların değil, ilgili kurumların da sorumluluğu büyük. Uyarılar elbette önemlidir; ancak tek başına yeterli olmadığı görülüyor. Denetimlerin daha sık yapılması, anız yakanların tespit edilmesi ve mevcut mevzuat çerçevesinde caydırıcı yaptırımların kararlılıkla uygulanması gerekiyor. Kurallar uygulanmadığında, yasaklar da etkisini kaybediyor.

Şanlıurfa, Türkiye'nin tarım başkentlerinden biridir. Harran Ovası'ndan Akçakale'ye kadar uzanan bereketli topraklar sadece bu bölgenin değil, ülkemizin gıda üretimi açısından da büyük önem taşıyor. Bu toprakları korumak hepimizin ortak görevidir.

Bugün birkaç dakikalık kolaylık uğruna yakılan anızlar, yarın hepimizin sofrasındaki ekmeği etkileyebilir.

Lütfen toprağımızı koruyalım.

Doğamızı koruyalım.

Geleceğimizi ateşe atmayalım.

Rabia Uygur