Yine bir sabah.
Yine bir kaza haberi.
Yine yüreğimiz dağlandı.
Bugün aldığımız haber Sivas’tan…
Şanlıurfa’dan Ordu’ya doğru yola çıkan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan bir minibüs, Sivas’ın Suşehri ilçesinde devrildi. Saatler 04.55’i gösterdiğinde, Geminbeli Geçidi'nde umutlar devrildi, hayatlar yarım kaldı. Kazada aralarında aynı aileden üç kişinin de bulunduğu 4 Şanlıurfalı canımızı kaybettik: Zeliha Yılmaz, Hatice Yılmaz, Abdullah Yılmaz ve İbrahim Erol.
Bu dört isim sadece birer istatistik değil.
Bu dört isim, toprağa alın terini döküp, başkasının sofrasına ekmek olan ama kendi sofrasında dahi doğru dürüst oturamayan insanların adları.
Yıllardır Aynı Manzara: Göç Yollarında Bitmeyen Çile
Yıllardır Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan binlerce aile, batı illerine mevsimlik işçi olarak gidiyor. Çoluk çocuk yollara düşüyorlar. Sabahları seralarda, akşamları fındık tarlalarında, geceleri naylon çadırlarda.
Yazın kavurucu sıcağı, kışın çamur deryası…
Ama her şeye rağmen umutlarını valizlerine koyup çıkıyorlar yola.
Çünkü burada, doğdukları topraklarda geçim yok, iş yok, imkan yok…
Devlet bu tabloyu yıllardır görüyor. Bu insanlara destek olunması adına bazı dernekler, bazı yapılar oluşturuldu.
Bazı projeler için fonlar ayrıldı, destek paketleri açıklandı.
Ama buradan soruyorum:
Nerede bu dernekler? Nerede bu destek?
Bugün dört insanı yitirdik.
Onlar mevsimlik tarım işçisiydi.
Onlar bizim çocuklarımız, komşularımız, kardeşlerimizdi.
Yollara düşerken kim onları takip etti?
Kim onları taşıyan araçların güvenliğini kontrol etti?
Kim yolda lastiği patlayan minibüse yoldaş oldu?
Devletin göreviydi bu.
Ama sivil toplumun da sorumluluğu vardı.
O çok konuşulan, fon alan, projeler yazan dernekler nerede?
Koca bir sessizlik var şimdi ortalıkta.
Tek duyduğumuz, Sivas’tan gelen ağıtlar…
Çocuklar İşe, Anneler Mezara, Babalar Yola...
Bu sadece bir kaza değil.
Bu, yılların ihmalkârlığının sonucu.
Bu, sistemsizliğin, denetimsizliğin, umursamazlığın fotoğrafı.
Bugün Zeliha, Hatice, Abdullah ve İbrahim’in hikâyesi burada bitti.
Ama kaç kişi hâlâ yollarda, kaç minibüs hâlâ emniyetsiz?
Kaç çocuk hâlâ eğitimden uzak, tarlalarda büyüyor?
Şanlıurfa’dan çıkan her araç bir soru işareti artık.
Bir bilinmezliğe yolculuk gibi.
Her yolculuk “acaba bu kez başımıza bir şey gelir mi?” korkusuyla geçiyor.
Bu kadar mı değersiz insan hayatı?
Son Söz: Sessiz Kalmayalım
Buradan yetkililere, sivil toplum örgütlerine ve tüm vicdan sahibi insanlara sesleniyorum:
Artık susmayın.
Mevsimlik işçiler için ciddi politikalar üretin.
Yollarını güvenceye alın.
Taşımacılıktan konaklamaya, eğitimden sağlığa kadar gerçek, somut çözümler üretin.
Bu ülke onların da ülkesi.
Bu insanlar sadece çalışmak için yaşıyor.
Ama yaşamak için de hakları var.
Onların sesi olun.
Yoksa bu tür haberleri yazmaya devam edeceğiz.
Ve her defasında vicdanımız biraz daha kanayacak…
