Son günlerde sosyal medyada dolaşan Midyat görüntüleri içimi burktu. Evet, yanlış duymadınız… Mardin’in Midyat ilçesi tıklım tıklım dolu. Uzak Şehir dizisinin etkisiyle her sokakta bir kalabalık, her taşın başında bir hatıra fotoğrafı, her hanede bir canlılık var. İnsan, izlerken gururlanıyor; ama bir o kadar da içi yanıyor.

 

Çünkü Midyat bizim komşumuz. Şanlıurfa’ya bir adım ötede bir şehir. Peki bizde ne var? Sessizlik. Boş sokaklar. Sahipsiz tarihi konaklar. İçini çekmiş esnaf. Turistsiz oteller. Kültürel zenginliğiyle övündüğümüz, peygamberler şehri dediğimiz bu güzel kent, ne yazık ki bugün yalnız bırakılmış durumda.

 

Yerel yönetimler ne yapıyor dersiniz? Birbirlerine plaket takdim etmekle meşguller. Bir masa etrafında toplanıp "başarı" ödülleri veriyorlar. Hangi başarıdan bahsediyorsunuz? Sıra gecesi mi kaldı kaliteli yapılan? Turist mi kaldı Şanlıurfa sokaklarında dolaşan? Konaklar mı dolu? Oteller mi tıklım tıklım? Ne başarı, ne ödül, ne hizmet?

 

Şanlıurfalı artık gülümseyen bir yüz görmekten bile uzak. Dürüst, samimi, işini hakkıyla yapan bir idareciye hasret bu şehir. Ama yine de kabullenmiyor halk… Sormaya devam ediyor: “Biz neden Midyat gibi olamıyoruz?”

 

Ve en acı tarafı da bu aslında. Biz Midyat’ı kıskanmıyoruz, imreniyoruz. Çünkü bizim de onlardan aşağı kalır bir yanımız yok. Bizim de sokaklarımız tarih kokuyor. Bizim de müziğimiz, kültürümüz, geleneklerimiz bir hazine gibi. Ama ne yazık ki vitrinde durmuyor, çünkü birileri o vitrine sahip çıkmıyor.

 

Buradan Kültür Bakanlığı'na, turizm yetkililerine, Ankara'daki büyük masalarda karar verenlere seslenmek istiyorum: Lütfen Şanlıurfa'ya kulak verin. Bu şehir sadece bakmakla yetinilen bir tablo değil, içinde binlerce yıllık bir geçmişi taşıyan bir kültür hazinesidir. Sahipsizliğe terk edilmemeli.

 

Şanlıurfa sadece ödül törenlerinde anılmak istemiyor, Şanlıurfa hizmet istiyor. Turist istiyor. Canlılık istiyor. Sahiplenilmek istiyor.

 

Ve bizler, bu şehrin evlatları olarak artık sabırla beklemiyoruz. Sesimizi duyurmak, hakkımızı aramak istiyoruz. Çünkü bu şehir her şeyiyle güzel; ama sessizliğin içinde her gün biraz daha soluyor