GAZETECİ İBRAHİM UYGUR YAZDI
Türkiye, tarihinin en karanlık sayfalarından birini nihayet kapatıyor. Yıllarca süren kan, gözyaşı ve acının ardından, PKK’nın kendini feshetmesiyle birlikte ülkemiz yepyeni bir döneme adım attı.
8 ay önce Abdullah Öcalan tarafından yapılan silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı, 5 ve 7 Mayıs tarihlerinde yapılan kongrelerle netlik kazanmıştı. 12 Mayıs’ta ise örgüt resmen sona erdiğini ilan etti. Bu gelişme yalnızca bir terör örgütünün sonunu değil, aynı zamanda Türkiye'nin yarınlarına duyduğu umudun yeniden yeşermesini simgeliyor.
Artık anneler ağlamayacak, dağlara çıkmak zorunda bırakılan gençlerin haberleriyle yürekler dağlanmayacak. “Şehit” kelimesi, haber bültenlerinden silinecek. Türkiye’nin dört bir yanındaki evlerde, artık gözyaşı değil, huzur hâkim olacak.
Bu yeni dönem, sadece güvenlik açısından değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal açıdan da büyük bir fırsat sunuyor. Teröre harcanan milyarlarca lira artık kalkınmaya, eğitime, sağlığa ve üretime yönlendirilecek. Türkiye, artık enerjisini içerideki terörle mücadeleye değil, dış politikada söz sahibi olmaya, bölgede süper güç olmaya harcayacak.
Kültürel olarak bölünmüşlük yerini bütünleşmeye bırakacak. Yatırımcı korkmadan, sanayici endişe duymadan Türkiye'nin her bölgesine adım atacak. Doğu ve Güneydoğu artık “güvenlik bölgesi” değil, kalkınma ve üretim merkezleri olacak.
Bu kazanımda toplumun her kesiminin payı var. Ama en çok da barış için mücadele eden, sesini duyurmaya çalışan anaların ve halkın sesi kazandı. Terörü değil, geleceği konuşmak isteyenler kazandı.
Türkiye artık nefes alıyor. Ve bu nefesi bozmamak, bu barışı korumak, yeni acılara mahal vermemek hepimizin sorumluluğu.
Kalıcı barış, güçlü ekonomi, huzurlu bir toplum... Evet, artık Türkiye bu hayale çok daha yakın.
