33 yıl önce, Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında bir insanlık dramı yaşandı. O gece, gözleri hala hayatta olanların, hafızalarında kazınmış bir acının, yüreğinden vicdan taşımayanların unutmayacağı bir katliamla tarihe kara bir leke sürüldü. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar... Savaşın acımasız yüzü, sadece erkeklere değil, masum insanlara da yöneldi.

Hocalı Katliamı, dünya tarihinin en kanlı anlarından biri olarak kaydedildi. Birçok insanın gözleri önünde, bir halkın yok edilmesi, soykırımın en acı şekliyle yaşandı. O gecede yaşananları anlatmaya kelimeler yetmez. Ancak her bir kayıp, her bir acı, her bir kan damlası, vicdanı olan herkesin içini derinden sarmaktadır. Bir halk, sadece kendi topraklarında değil, insanlık onurunu taşıyan herkesin kalbinde, derin bir yara açtı. O korkunç gece, yalnızca Hocalı'da yaşayanların değil, tüm insanlığın vicdanında iz bıraktı.

Yüreğinde vicdan taşıyan her insan bu katliamı unutmayacaktır. Çünkü unutulması, bir daha benzer acıların yaşanmasına zemin hazırlamak demektir. Hocalı'da kaybedilenler sadece bir milletin evlatları değildi, o gün öldürülenler insanlık değerlerinin bir parçasıydı. Kadın, çocuk, yaşlı... Kimse ayırmadı. Öldürenin de, ölenin de kimliği sadece acıydı.

Bugün, 33 yıl sonra, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Mekanları cennet olsun. Acıları, kayıpları unutmak mümkün değil, çünkü unutmamak, onların onurlu bir şekilde hatırlanması gerektiğinin göstergesidir. Hocalı Katliamı'nın acısı, bir milletin değil, tüm insanlığın ortak sorunudur. Bu acıyı unutmamak, sadece geçmişi değil, geleceği korumak anlamına gelir. Çünkü Hocalı, insanlık adına bir uyarıdır; "Bir daha asla."

Vicdanı olan her insan, bu katliamı unutmayacak, hatırlatacak ve nesilden nesile aktarmaya devam edecektir. Unutulmaz… Unutulamayacak…