Şanlıurfa, tarihiyle, kültürüyle ve misafirperverliğiyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın dikkatini çeken bir şehir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist bu kadim toprakları görmek, Balıklıgöl'de dua etmek, çarşılarda Urfa'nın ruhunu solumak için geliyor. Ancak bu güzelliklerin gölgesinde kalan, göz ardı edilen bir gerçek var: Kenar mahallelerde, hatta bazı lüks semtlerde bile binaların damlarına yapılan derme çatma kuş yuvaları, bir diğer ifadeyle "kuş sarayları", sessiz ama büyük bir tehdide dönüşmüş durumda.
Geçtiğimiz günlerde ulusal bir televizyon kanalında yayınlanan görüntüler, içimizi sızlattı. Şehrimizin bazı mahalleleri adeta Mısır’ın kuralsız sokaklarını andırıyordu. Dar sokaklar, üst üste binmiş evler ve bu evlerin üzerinde, gelişigüzel kaynakla tutturulmuş demir parçaları, tahtalar ve saclardan yapılmış yapılar… Kimisi kuş beslemek için, kimisi başka amaçlarla inşa edilmiş ama hepsi ortak bir tehlikeyi barındırıyor: can güvenliği.
Şanlıurfa’nın kenar mahallelerinde bu manzara artık sıradan bir görüntü haline gelmiş durumda. Ancak asıl kaygı verici olan şey, bu durumun sadece kenar semtlerle sınırlı kalmaması. Bahçelievler, Karaköprü, hatta Eyyübiye’nin bazı yeni yapılanma bölgelerinde bile lüks binaların damlarında bu tür yapıların varlığına rastlamak mümkün. Bu yapılar plansız, izinsiz ve en önemlisi mühendislikten uzak bir şekilde inşa ediliyor. Bugün kuş yuvası gibi gözüken bu yapılar, yarın bir çocuğun, bir ailenin hayatına mal olabilir.
Peki soruyoruz: Yetkililerin bu konuda bir sözü yok mu?
İl ve ilçe belediyeleri bu yapıları görmüyor mu? Denetim mekanizması neden işletilmiyor? Kuş beslemek bir haktır, ancak bu hak şehir estetiğini, tarihi dokuyu ve en önemlisi insan hayatını tehlikeye sokarak kullanılamaz. Eğer kuş beslenmek isteniyorsa, bu iş için daha modern, daha sağlam, görsel olarak uyumlu ve güvenli yapılar planlanmalı, örneğin özel bölümler, alanlar oluşturulmalı.
Unutmayalım ki Urfa, sadece bizim yaşadığımız bir şehir değil, bir turizm şehri. Balıklıgöl’ü, tarihi sokakları, camileri, hanlarıyla her taşı ayrı bir miras. Ancak bu mirasın üzerine, demir yığınlarıyla kurulan yamalı yapılar eklemek, bu mirasa ihanetten başka bir şey değildir.
Bu nedenle buradan yetkililere çağrıda bulunuyoruz:
İlçe belediyeleri, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve ilgili tüm kamu kurumları bu duruma derhal müdahale etmeli. Bu yapılar ya tamamen kaldırılmalı ya da belirli standartlara kavuşturulmalı. Yarını beklemek, yaşanacak bir fırtınayı, bir yağışlı havayı, bir kazayı beklemek demektir. O gün geldiğinde yapılacak açıklamaların hiçbiri, bugün alınmayan tedbirin yerini tutamaz.
Şanlıurfa modernleşmek istiyorsa, önce gökyüzüne bakmalı. Damlardaki bu düzensizliği görmeli. Hem insan hayatını korumak hem de şehrin imajını korumak için bugün, hemen şimdi harekete geçilmeli.
Yoksa o demir yığınlarının altında sadece bir bina değil, Şanlıurfa’nın gele
ceği kalabilir...
