Cezaevinden bir ses: “Gerçeği kim anlatacak?”

 

Cezaevi duvarları arasında yankılanan bir sessizlik vardır; ne kadar yüksek sesle bağırırsan bağır, dışarıya ulaşmaz. İşte “cezaevinin günlükleri” dediğimiz şey, bu sessizliğin satırlara dökülmüş hâlidir.

 

Bir önceki bölümde kader mahkûmlarının yaşadığı zorlukları yazmıştık. Bu kez, içeride yaşanan başka bir gerçeğe değinelim: Adaletin içinde adaletsizlik, mücadele edenlerin dahi suçlanması…

 

Defterin bu sayfasında şu cümleler dikkatimi çekiyor:

 

“Bir mücadele veriyorlardı, iki şeye yaklaşanlar kapalı cezaevine gönderiliyordu.”

 

Bu cümle, içerideki sistemin çelişkisini özetliyor. Uyuşturucuyla mücadele eden bazı mahkûmlar, sırf tepki gösterdikleri için cezalandırılıyor. Kural dışına çıkan değil, haksızlığa itiraz eden sürülüyor. Bu düzen, vicdanı olan insanları da cezalandırıyor.

 

Yazar, cezaevinde bazı memurların görevini layıkıyla yapan, dürüst ve mücadeleci insanlar olduğunu anlatıyor. Ama diyor ki:

 

“Bazı memurların iyi niyeti, yukarıdan gelen emirlerle bastırılıyor.”

 

Bu satırlar, cezaevinin içindeki sessiz savaşı anlatıyor. Bir yanda dürüst insanlar, diğer yanda sistemin ezici ağırlığı.

Kimi mahkûm gerçekten suçlu, ama kimisi sadece yanlış yerde, yanlış zamanda konuştuğu için ceza çekiyor.

 

Yine defterde şu cümle geçiyor:

 

“Daha derin araştırılsaydı, kimlerin maddeyi içeriye soktuğu çözülürdü.”

 

Bu satır, adalet sisteminin kör noktalarına ışık tutuyor.

Bazı gerçekler, özellikle de sistemin içinden gelen yanlışlar, görmezden geliniyor. Çünkü bu gerçekleri dile getirmek cesaret ister.

Ama birileri konuşmazsa, hiçbir şey değişmez.

 

Cezaevinde geçen her gün, insana dışarıdaki dünyanın da aslında büyük bir cezaevi olduğunu hatırlatıyor.

Orada demir kapılar var, burada sessiz kalabalıklar.

Orada gözetmenler var, burada ilgisiz gözler.

Ve her iki tarafta da aynı soru yankılanıyor:

“Gerçeği kim anlatacak?”

 

Bu yazı, o sorunun cevabını arayan herkes içindir.

Belki bir gün, duvarların ardındaki sesler gerçekten duyulur...

 

Devamı yarın gelecek...