Mübarek Ramazan Bayramı'nın 9 gün olarak ilan edilmesiyle birlikte milyonlarca vatandaş yollara düştü. Bu uzun tatil, özellikle tarihi ve turistik şehirlerimiz için büyük bir fırsattı. Nitekim bu fırsatı değerlendiren şehirler oldu, ama ne yazık ki bazı şehirlerimiz yine beklentinin çok altında kaldı.
Şanlıurfa işte tam bu noktada, hem sevindiren hem de düşündüren bir tabloyla karşımıza çıktı.
Bayramın ilk üç günü Şanlıurfa deyim yerindeyse doldu taştı. Otellerde boş oda kalmadı, turizm ofisleri yoğunluktan hizmet vermekte zorlandı. Sıra geceleri bir gecede üç kez düzenlendi; Balıklıgöl, Harran, Halfeti adeta ziyaretçi akınına uğradı. Fakat bu yoğunluk ne yazık ki sadece birkaç gün sürdü. Bayramın dördüncü gününden itibaren turistlerin yönü değişti: Mardin’e, Gaziantep’e ve çevre illere…
Mardin, “Doğu’nun Dubai’si” olarak anılmaya başlandı. Hem ulusal basında hem sosyal medyada görsel zenginlikleriyle, kültürel derinliğiyle büyük beğeni topluyor. Gaziantep ise artık gastronomi turizminde sadece Türkiye'de değil, dünyada bile bir marka haline geldi.
Peki, Şanlıurfa neden bu kadar kısa süreli bir ilgi görüyor?
Neden turisti uzun süre ağırlayamıyoruz?
Ve neden Şanlıurfa, potansiyelinin ancak çeyreği kadar turist çekebiliyor?
Bu sorular artık ciddi ciddi masaya yatırılmalı.
Kültür Var Ama Sunum Eksik
Şanlıurfa’nın kültürü, tarihi, mutfağı, müziği ve maneviyatı, aslında belki de Mardin ve Gaziantep’ten çok daha güçlü. Balıklıgöl’deki maneviyat, Göbeklitepe’nin gizemi, Urfa müziğinin derinliği, sıra gecelerinin samimiyeti… Bunlar dünyanın hiçbir yerinde yok. Ama eksik olan bir şey var: Tanıtım ve sürdürülebilirlik.
Turist bir şehre sadece görmek için değil, hissetmek için gelir. Peki Şanlıurfa gelen turiste ne kadar temiz, düzenli ve planlı bir şehir sunabiliyor? Sadece bayramda dolup taşan bir otel yetmez. Şehrin tüm yılı kapsayacak bir turizm vizyonu olması gerekir.
Temizlik ve Çevre Düzeni Yeterli mi?
Bunu sormadan edemeyiz. Turistik alanlarımızda çevre kirliliği, düzensiz otoparklar, yetersiz yönlendirme levhaları, düzensiz sokak satıcıları, tarihi mekânlarda denetimsizlik… Bu sorunlar, gelen turisti ya rahatsız ediyor ya da bir daha gelmemesine neden oluyor.
Mardin’de sokak sokak tarih yaşıyor. Antep’te müzeler, restoranlar, çarşılar turistin göz zevkine hitap ediyor. Urfa'da ise ne yazık ki çöp sorunları, bazı tarihi alanlardaki bakımsızlık, zabıta denetimlerinin yetersizliği gibi eksikler göze çarpıyor.
STK’lar ve Yerel Yöneticiler Göreve
Şanlıurfa artık “potansiyeli var” demekle yetinemez. Potansiyel harekete geçirilmedikçe bir anlam ifade etmiyor. Şehrin sivil toplum kuruluşları, yerel yöneticileri, turizm acenteleri, otel işletmecileri bir araya gelerek bu gidişata “dur” demeli.
Neden turist Mardin’e yöneliyor?
Neden Urfa’dan birkaç gün sonra sıkılıp başka illere geçiyor?
Sorular belli. Şimdi çözüm üretme zamanı.
Otogar, havaalanı, oteller, restoranlar, tarihi mekânlar, zabıta ve temizlik ekipleri… Hepsi bir bütünün parçası. Bu şehir sadece Urfalının değil; tüm dünyanın görmesi, keşfetmesi gereken bir mirastır.
Ama önce biz sahip çıkmalıyız.
Etiketler: Şanlıurfa turizm, Ramazan Bayramı, otel doluluk oranı, Mardin turizmi, sıra gecesi, Gaziantep, Göbeklitepe, Balıklıgöl, çevre temizliği, tarihi mekanlar, Urfa kültürü
HABER: VELAT UYGUR İBRAHİM UYGUR
