Uzun yıllar boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dağlarında yankılanan silah sesleri artık yerini çocuk kahkahalarına, barış şarkılarına ve umut dolu dualara bırakıyor. Terör örgütü PKK’nın kendini feshettiğini ve silahları bıraktığını açıklamasının ardından bölge adeta bayram yerine döndü. Bu topraklarda yıllarca süren acılar, gözyaşları ve yaslar artık yerini umuda, kardeşliğe ve yeniden doğuşa bırakıyor.
Diyarbakır, Mardin, Van, Batman... Bugün bu şehirlerin sokaklarında gezerken hissedilen tek şey: huzur. İnsanlar sokaklara döküldü, sevinç gözyaşları sel oldu. Vatandaşlar, "Artık terör değil, barış zamanı", "Kalkınma zamanı", "Çocuklarımızın geleceğini konuşalım" diyor. Her bir cümle, yıllardır özlenen bir Türkiye hayalinin ete kemiğe bürünmüş hali.
Bir vatandaşın sözleri kulaklarımızda yankılanıyor:
"Artık sabaha kadar açık olan iş yerlerimiz olacak. Artık çatışma sesiyle değil, ezan sesiyle, çarşıdan gelen sohbet sesiyle uyanacağız. Analar ağlamayacak, gençler toprağa değil, hayata hazırlanacak."
Bu gelişme sadece Türkiye için değil, aynı zamanda Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki kardeş halklar için de büyük bir dönüm noktası oldu. Yıllardır savaşın gölgesinde kalan bölgeler, şimdi kalkınmanın ışığıyla aydınlanıyor. Turizm firmaları bölgeye yoğunlaşmaya başladı bile. Oteller rezervasyon almaya başladı, rehberler yeni rotalar belirliyor. Medeniyetler beşiği bu topraklar, gerçek potansiyelini keşfetmeye hazırlanıyor.
PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte sadece bir örgüt sona ermedi; korku sona erdi, nefret sona erdi. Şimdi birlik zamanı. Kürt, Türk, Arap, Süryani; hangi kökenden olursak olalım, bu ülkenin evlatları olarak omuz omuza yeni bir gelecek kurma zamanı.
Barış, sadece bir sessizlik hali değildir; üretmek, çalışmak, birlikte gülmek ve yaşamak demektir. Bu topraklar artık bunu hak ediyor. Bu ülkenin çocukları artık hayal kurmalı, mühendis olmalı, sanatçı olmalı, doktor olmalı. Terör değil; eğitim, sanat, ticaret konuşulmalı.
Evet, kolay olmayacak. Elbette acılar kolay silinmeyecek. Ama artık yeni bir yolculuğa çıkıyoruz:
Birlikte bir şey cem olmanın, yeniden inşa etmenin, barışı büyütmenin yolculuğu.
Bu ülke artık, her sabah şehit haberlerinden korkarak uyanmak istemiyor. Bu ülke artık, ağlayan analar değil; mezuniyet törenlerinde sevinç gözyaşı döken analar görmek istiyor.
İnşallah...
Bugün attığımız bu barış adımları, gelecekte çocuklarımızın tarih kitaplarında gururla okuyacağı bir dönemin başlangıcı olur.
Ve unutmayalım:
"Barışın kazandığı bir ülke, herkesin kazandığı bir ülkedir."
0
