Bir çiftçinin emeği daha toprağa değil, alevlere gömüldü. Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesi Derman Mahallesi'nde, biçime sadece beş gün kalmış 40 dönüm arpa tarlası, DEDAŞ’ın yıllardır görmezden geldiği altyapı sorunları nedeniyle birkaç dakikada kül oldu. Bu sadece bir yangın değil; bu, sistemin köylüye, çiftçiye, üreticiye bakışının açık bir fotoğrafıdır.

 

Yanan sadece arpa değildi. Yanan, alın teriydi. Yanan, umuttu. Yanan, bir çocuğun okul harcı, bir borcun kapatılma hayali, bir annenin mutfak masrafıydı...

 

DEDAŞ Fatura Kesiyor, Ama Sorumluluk Yazmıyor!

Bizler artık sadece elektrik faturalarına isyan etmiyoruz. Asıl isyanımız, bu kurumun taşıdığı sorumluluğu yerine getirmemesine. Kendi hatlarından çıkan kıvılcımla çiftçinin tarlasını yakan bir kurum hâlâ susuyorsa, hâlâ özür bile dilemiyorsa, burada bir sorun değil, bir vicdansızlık vardır.

 

Elektrik direkleri çürümüş, teller sarkmış, trafo patlamaya hazır. Yıllardır söylüyoruz, yazıyoruz, haber yapıyoruz: Bu hatlar yenilenmeli. Ama her yaz aynı haber, her yaz aynı yangın, her yaz aynı cümle: “Çiftçi yandı!”

 

Üretenin Değil, Tüketenin Yanında Duruyorsunuz!

TEDAŞ ya da DEDAŞ; isminiz ne olursa olsun fark etmez. Siz yıllardır üreticiyi değil, sadece tahsilâtı düşündünüz. Tarım bölgelerinde fatura tahsilâtı için gönderilen ekipler, neden aynı hassasiyeti elektrik direkleri için göstermiyor?

 

Köylünün elektriğini kesmeyi bilen sistem, o köylünün yanan tarlası için neden hesap vermiyor? Bir çiftçi, arazisini sulayacak güç bulamazken; siz hala 'kaçak' bahanesiyle tüm bölgeyi cezalandırıyorsunuz.

 

Derman Köyü Bugün, Yarın Sıra Kime Gelecek?

Bugün Halil Derman ağlıyor. Dün başka bir köyde Mehmet dede ağladı. Yarın sıra hangi köyde? Bu tarlaların hepsi sessizce yanarken, Ankara'daki koltuklarda bu duman fark edilmeyecek mi sanılıyor?

 

Ey yetkililer! Bu sadece Haliliye’nin sorunu değil. Bu tüm Türkiye'nin, özellikle tarım bölgelerinin kanayan yarasıdır. Eğer bu yangınlar her yıl tekrar ediyorsa, bu artık tesadüf değil, ihmaldir.

 

Çiftçi Sahipsiz, Toprak Kimsesiz Değildir!

Çiftçiyi yalnız bırakan sistem, kendi sonunu hazırlar. Çünkü üretmeyen toplum, ithalata mahkûmdur. Biz bu toprakları sadece ekip biçmek için değil, aynı zamanda sahip çıkmak için seviyoruz. Ancak bu sahiplenmeyi sadece çiftçiden beklemek vicdansızlıktır.

 

Devlet, kurumlarını denetlemeli. TEDAŞ gibi şirketlerin sadece faturaya değil, altyapıya da yatırım yapmalarını zorunlu kılmalı. Yasal düzenleme gerekiyorsa yapılmalı, tarlası yanan çiftçiye tazminat ödenmeli.

 

Son Söz: Yangın Söner, Ama Yürek Sönmez

Halil Derman’ın “Allah DEDAŞ’ın belasın versin” sözü bir öfke değil, bir isyanın çığlığıdır. Tüm çiftçilerin sesi olmalıdır. Çünkü o kıvılcım, yarın hepimizin tarlasına düşebilir. Sessiz kalmak, suçu onaylamaktır.

 

Köylü milletin efendisiydi. Ama bugün ne elektrik var elinde, ne su, ne de sesini duyan biri. Yazık... Çok yazık...