Gazze…
Dünyanın gözü önünde yaşanan büyük bir trajedinin adı. Yalnızca ağustos ayında 130’u çocuk olmak üzere 185 kişi açlık ve yetersiz beslenme yüzünden hayatını kaybetti.

Bu rakamlar sadece bir istatistik değil; her biri bir hayat, bir aile, bir umut demekti. Bir annenin kucağında susuzluktan gözleri kapanan bebeği, bir babanın çaresizce seyretmek zorunda kaldığı açlıkla mücadele eden çocuğu demekti.

Dünyanın Sessizliği

Birleşmiş Milletler raporları, uluslararası yardım kuruluşlarının çağrıları, insani koridor talepleri… Her gün ardı ardına gelen uyarılar var. Fakat dünya, Gazze’de yaşanan bu insani felakete karşı kör ve sağır kalmaya devam ediyor.
Devletlerin diplomatik hesapları, siyasetçilerin çıkar oyunları, büyük güçlerin stratejik satranç hamleleri; bütün bunlar, açlıktan ölen masumların çığlıklarını bastırıyor.

En Büyük Bedeli Çocuklar Ödüyor

130 çocuk… Daha yürümeye başlamadan hayattan koparılan bebekler, oyun oynayacak yaşa gelmeden açlığa teslim edilen minikler… Onların tek suçu, dünyanın en büyük hapishanelerinden birinde, Gazze’de doğmuş olmaları.
Oysa çocuklar hiçbir savaşın, hiçbir ambargonun, hiçbir kuşatmanın tarafı değildir. Ama tarihin en ağır faturalarını da yine onlar ödemektedir.

İnsanlığın İmtihanı

Bir toplumun vicdanı, en çok mazlumlara, yoksullara, açlara karşı gösterdiği tavırla ölçülür. Gazze’de yaşanan dram, yalnızca Filistin halkının değil, bütün insanlığın vicdanına vurulmuş ağır bir darbedir.
Eğer bugün Gazze’de açlıktan ölen çocuklar için ses çıkarmıyorsak, yarın dünyanın başka bir köşesinde benzer bir felaket yaşandığında aynı sessizlikle yüzleşeceğiz.

Son Söz

Gazze’de ağustos ayında 185 kişi açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu cümleyi kurmak bile yüreğe ağır gelirken, bu gerçeği değiştirmek için adım atmayan herkesin vicdanında derin bir iz kalacaktır.
Unutmayalım: Gazze’de ölen sadece insanlar değil, aynı zamanda insanlığımızdır.

Haber/Köşe: İbrahim Uygur