İbrahim Uygur yazdı
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze'de yaşananlar, sadece bir savaşın değil, insanlığın vicdanının en derin yerinden sarsıldığı bir trajedinin öyküsüdür. Bomba seslerinin çocuk ninnilerinin yerini aldığı, annelerin çocuklarını toprak altından çıkardığı, babaların çaresizlikle gözyaşı döktüğü bir coğrafyada umut, her geçen gün biraz daha soluyor.
Gazze’de ölenlerin büyük kısmı kadın ve çocuklardan oluşuyor. Binlerce çocuk, daha oyun çağında toprağa düştü. Binlerce anne, evladını kucağına bile alamadan uğurlamak zorunda kaldı. Erkeklerse göz göre göre gelen ölümün karşısında hiçbir şey yapamamanın ezikliğiyle yandılar.
Bir annenin acısı, hangi sınırın ötesinde "önemsiz" olabilir? Bir çocuğun korkuyla son nefesini vermesi hangi siyasi hesaplaşmaya değebilir?
Gazze’de şu an bir kuşak yok ediliyor. 35 binin üzerinde insan öldü ya da kayboldu. 12 bini aşkın çocuk, bir daha gülmeyecek. 8 bini aşkın kadın, ardında feryatlarla dolu bir boşluk bıraktı. Yaralı sayısı 68 bini geçti. Bu sadece rakam değil, her biri bir yuva, bir aile, bir yaşam demekti. Şimdi o yaşamlar, toz ve kanla kaplı moloz yığınlarının altında sessizce yatıyor.
Yerinden edilenlerin çoğu kadın. Her saat başı iki annenin daha hayatını kaybettiği bu topraklarda, çocuklar babasız, kadınlar eşsiz kalıyor. Gazze’de artık sadece insanlar değil, umut da gömülüyor.
Ama en acısı ne biliyor musunuz? Dünya susuyor. Kimi siyasi çıkarlar uğruna, kimi korkudan, kimi de alışkanlıktan. Oysa Gazze'de akan kan, insan kanı. O çocuklar hepimizin çocuklarıydı. O kadınlar hepimizin kardeşiydi.
Bugün ses olmazsak, yarın sesimiz duyulmayacak. Bugün sustuklarımız, yarın bizim de başımıza geldiğinde sesimizi kesecek.
Gazze bir coğrafya değildir sadece; insanlığın test edildiği bir aynadır. Ve biz bu aynaya baktığımızda utanmamak için, orada olan bitene sırtımızı dönemeyiz.
Sessiz kalma. Çünkü Gazze’de ölen sadece insanlar değil, insanlıktır.
İbrahim Uygur
