Türkiye uzun yıllardır terörün acı yüzüyle sınandı. Nice canlar toprağa düştü, nice ocaklara ateş düştü. Yaklaşık 40 bin insanımızı kaybettik bu uğursuz şiddet döngüsünde. Ve bu kayıpların en büyük acısını, hiç şüphesiz anneler yaşadı… Gözyaşları sel olan, yüreği kavrulan, bir ömür evladının mezar taşını öpen anneler.
Ama şimdi Türkiye çok farklı bir güne uyanıyor. Umudun, barışın ve sağduyunun sesi yeniden duyuluyor.
Her şey yaklaşık 8 ay önce başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde DEM Parti grubunu ziyaret ederek el sıkışmasıyla… Bu sembolik ama güçlü adım, yıllardır süregelen kutuplaşmanın ardından gelen bir şaşkınlık dalgası yarattı. Ancak bu el sıkışma, sadece siyasette değil; kalplerde de bir şeylerin değişebileceğine dair bir sinyaldi.
Bu ziyaretin ardından Bahçeli, Meclis grup toplantısı’nda yaptığı çağrıyla daha da çarpıcı bir adım attı: Terör örgütünün silah bırakması, kendini feshetmesi ve Türkiye'nin huzur iklimine adım atması yönünde güçlü bir mesaj verdi. O günden bu yana Türkiye, bir barış sürecine yeniden tanıklık etti.
Yaklaşık 8 ay boyunca DEM heyeti, çeşitli arabuluculuk görüşmeleriyle İmralı Cezaevi'ne giderek Abdullah Öcalan ile defalarca görüştü. Sürecin temel amacı açıktı: Artık şiddetle değil, siyasetle konuşulmalıydı. Silah değil söz, kurşun değil hukuk, korku değil demokrasi ön plana çıkmalıydı.
Ve bugün, Anneler Günü'nde... Örgütün kendisini feshedeceği ve silahları tamamen bırakacağı yönünde tarihi bir açıklama yapması bekleniyor. Bu, sadece Türkiye için değil; dünya için de örnek teşkil edecek bir gelişme.
Bu çağrı, yıllardır evladını yitiren anaların gözyaşlarının artık dinmesi için atılmış dev bir adımdır. Çünkü bu ülkede artık hiçbir annenin, bir daha evladını teröre kurban vermemesi gerekiyor. Anneler Günü’nde verilen bu mesaj, sadece politik değil; vicdani ve insani bir duruşun ifadesidir.
5-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen kongrede alınan fesih kararı, Türkiye’de barışa dair umutları yeniden yeşertti. Artık analar ağlamasın, dağlara evlat gönderilmesin, çocuklar annelerine sağ salim kavuşsun istiyoruz.
Bu süreç sadece bir siyasi hamle değil, aynı zamanda toplumsal barışın anahtarıdır. Hiçbir şey, bir annenin gözyaşından daha kutsal, daha kıymetli olamaz. Eğer bugün bu ülkede bir annenin yüreği daha az yanacaksa, eğer bir çocuk annesinin kucağında korkusuzca büyüyebilecekse, işte o zaman bu süreç başarıya ulaşmış demektir.
Bir kez daha sesleniyoruz:
Barıştan yana olan herkesin bu sürece destek vermesi gerekir. Çünkü bu ülkede artık kan değil, kardeşlik aksın. Kurşun değil, kelimeler konuşsun. Ve en önemlisi… Anneler artık ağlamasın