25 Yıllık Gazetecilik Serüvenim

Bölüm 1: Kalemin ve Kameranın Peşinde Bir Ömür

Yazan: İbrahim Uygur

Hayatta bazı meslekler vardır; sadece ekmek kapısı değildir, bir yaşam biçimidir. Gazetecilik de benim için işte böyle bir meslek oldu. Ben İbrahim Uygur, Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesine bağlı Aşağı Dilimli Mahallesi'nde dünyaya geldim. Çocukluğum köyde geçti. Hayatın zorluklarını küçük yaşlarda öğrendim. Yatılı Bölge Okulu'nda okurken disiplini, sabrı ve mücadeleyi öğrendim.

Yıllar sonra elime bir fotoğraf makinesi ve kamera aldığımda, artık hayatımın yönü değişmişti. O günden sonra benim yolum haberin peşinden gitmekti.

Gazetecilikte ilk yıllarımda yerel olayları takip ederek başladım. Kısa süre içinde anladım ki haber, sadece yazmak değil; yaşananları doğru zamanda, doğru şekilde insanlara ulaştırmaktır. Şanlıurfa'nın en ücra köylerinden kent merkezine kadar nerede bir olay varsa oraya gitmeye çalıştım. Tozlu yollar, sıcak yaz günleri, dondurucu kış geceleri... Hiçbiri beni mesleğimden vazgeçiremedi.

Yıllar geçtikçe ismim yalnızca Şanlıurfa'da değil, ulusal medyada da duyulmaya başladı. Birçok televizyon kanalı, yaşanan gelişmeleri benden öğrenmek için canlı yayınlara bağlandı. Özellikle sınır hattında yaşanan olaylar sırasında gece gündüz demeden çalıştım.

2014 yılı ise hayatımın unutamayacağım yıllarından biri oldu.

Suriye'de savaş tüm şiddetiyle devam ediyordu. Akçakale, Ceylanpınar ve Suruç dünyanın gündemindeydi. Ben de sınır hattında görev yapıyor, çatışmaların gölgesinde haber hazırlıyordum. Bomba seslerinin yükseldiği, insanların can havliyle Türkiye'ye sığındığı günlerde elimde kameramla yaşananları belgelemeye çalışıyordum.

Hazırladığım görüntüler yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası medyada da ilgi gördü. Dünyanın en büyük yayın kuruluşlarından biri olan Çin Devlet Televizyonu (CCTV), Suriye savaşıyla ilgili hazırladığı haberlerde sınır hattından elde edilen görüntülerime yer verdi. O gün milyonlarca insanın izlediği ekranda Şanlıurfa vardı, sınır vardı ve bu topraklardan dünyaya ulaşan haberler vardı.

Bu benim için sadece bir gurur değildi; yıllarca verilen emeğin karşılığıydı.

Ardından ulusal televizyonlar geldi. Ruha TV, Cem TV ve farklı yayın kuruluşlarında konuk olarak yer aldım. Suriye sınırındaki gelişmeleri, Şanlıurfa'nın gündemini ve bölgede yaşanan olayları canlı yayınlarda anlattım. Bazen bir stüdyoda, bazen olay yerinde, bazen de kameranın arkasında görev yaptım.

Gazetecilik bana yalnızca başarılar getirmedi. Zor günler de yaşadım. Tehditler aldım, baskılar gördüm, hatta mesleğim nedeniyle özgürlüğümden mahrum kaldığım dönemler oldu. Ama hiçbir zaman kalemimi bırakmayı düşünmedim.

Çünkü ben gazeteciliği makam için değil, halkın haber alma hakkı için yaptım.

Bugün geriye dönüp baktığımda, kamerama yansıyan binlerce kare, yazdığım binlerce haber ve tanıklık ettiğim sayısız olay gözümün önünden geçiyor. Her haber, hayatımdan bir iz taşıyor.

Bu yazı dizisinde sizlere yalnızca haberleri değil, o haberlerin perde arkasını da anlatacağım. Kimi zaman bir sınır köyünde, kimi zaman bir televizyon stüdyosunda, kimi zaman da hiç kimsenin bilmediği anılarımı paylaşacağım.

Çünkü gazetecilik, yalnızca görüneni anlatmak değildir. Asıl hikâye, çoğu zaman objektifin arkasında yaşanır.

Bu, benim hikâyem...

Ve daha anlatacak çok anım var...


Bir Sonraki Bölüm

"Suriye Savaşının Ortasında: Ölümle Yaşam Arasında Haber Peşinde"

Yazar: İbrahim Uygur
Gazeteci – Araştırmacı Yazar