Son günlerde sosyal medyada paylaşılan bazı hesaplar ve görüntüler üzerinden Şanlıurfa'daki işletmelerin uyguladığı fiyatlar tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle bazı restoran ve işletmelerde karşılaşılan yüksek fiyatlar üzerinden yapılan paylaşımlar, kısa sürede tüm şehrin ve tüm esnafın zan altında bırakılmasına neden oluyor. Oysa ki birkaç işletmenin yaptığı yanlış uygulamayı milyonlarca insanın yaşadığı bir şehre mal etmek ne vicdani ne de adildir.
Elbette vatandaşın cebini yakan, tüketiciyi mağdur eden her türlü fahiş fiyat uygulamasına karşı çıkmak hepimizin görevidir. Kimse, sunduğu hizmetin karşılığını aşan, fırsatçılığa dönüşen fiyat politikalarını savunamaz. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta vardır. Eğer bir işletmenin uyguladığı fiyatın haksız olduğunu düşünüyorsak, bunun yolu sosyal medyada bütün bir şehri hedef göstermek değil, ilgili kurumlara resmi şikâyette bulunmaktır.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili kurumları, vatandaşların mağduriyetlerini gidermek için gerekli mekanizmalara sahiptir. Ticaret Bakanlığı, Tüketici Hakem Heyetleri ve ilgili denetim birimleri bu tür şikâyetleri değerlendirmekte ve gerekli yaptırımları uygulamaktadır. Gerçekten haksız kazanç elde eden, müşterisini mağdur eden işletmeler varsa bunların tespit edilmesi ve cezalandırılması gerekir. Bu konuda hiç kimsenin farklı bir düşüncesi olamaz.
Ancak sosyal medyada yapılan bazı paylaşımlarda görüyoruz ki, birkaç işletmenin fiyat politikası üzerinden "Şanlıurfa kazıkçı şehir", "Urfa'da herkes fırsatçı" gibi ifadeler kullanılabiliyor. Bu yaklaşım hem haksız hem de insafsızdır. Çünkü Şanlıurfa'da yıllardır dürüstlükle çalışan, uygun fiyatlarla hizmet veren, müşteri memnuniyetini ön planda tutan binlerce esnaf bulunmaktadır. Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar alın teri döken bu insanların emeğini birkaç fırsatçının gölgesinde bırakmak doğru değildir.
Şanlıurfa, tarih boyunca misafirperverliğiyle anılmış bir şehir olmuştur. Balıklıgöl'den Göbeklitepe'ye, sıra gecelerinden eşsiz mutfağına kadar bu şehir, gelen misafirlerini en iyi şekilde ağırlamayı kendine görev bilmiştir. Bu nedenle birkaç olumsuz örnek üzerinden bütün bir kentin kültürünü ve ticari ahlakını sorgulamak, Şanlıurfa'ya yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.
Şüphesiz ki denetimlerin artırılması, fırsatçılık yapan işletmelerin ortaya çıkarılması ve tüketicinin korunması gerekmektedir. Çünkü dürüst esnafı korumanın yolu da haksız rekabet yaratan fırsatçıların ayıklanmasından geçmektedir. Bu konuda vatandaşın da üzerine düşen sorumluluk vardır. Karalama kampanyalarına katkı sunmak yerine, elindeki bilgi ve belgelerle resmi mercilere başvurmak daha doğru ve daha sonuç alıcı bir yöntemdir.
Sonuç olarak; Şanlıurfa'nın adını birkaç kişinin yanlış uygulamaları üzerinden lekelemeye kimsenin hakkı yoktur. Eğer ortada bir mağduriyet varsa bunun çözüm yolu bellidir. Şikâyet edilir, denetlenir ve gereği yapılır. Ama bir şehri, bir kültürü ve binlerce dürüst esnafı birkaç fırsatçının hatasıyla yargılamak ne adalete ne de vicdana sığar. Şehrimizi karalamak yerine, sorunların çözümüne katkı sunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
