Bir insanın dünyaya gözlerini açtığı ilk yer bir kadının rahmidir. İlk nefesini alırken yanında olan da, ilk adımını atarken elinden tutan da, düştüğünde kaldıran da çoğu zaman bir kadındır. Buna rağmen kadınları aşağılayan, küçümseyen ya da hedef alan söylemlerle karşılaşmak, insanlığın hâlâ aşması gereken ne kadar büyük bir sınav verdiğini gösteriyor.
Son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan ve Kürt kadınlarını hedef aldığı belirtilen ifadeler, sadece bir kesimi değil, vicdan sahibi herkesi rahatsız etmiştir. Çünkü kadınlara yönelik ayrımcı bir dil kullanıldığında hedef alınan yalnızca bir etnik kimlik değil, insanlığın kendisidir.
Unutulmamalıdır ki kadın annedir. Kadın kardeştir. Kadın eştir. Kadın dosttur. Kadın öğretmendir. Kadın emektardır. Kadın, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan görünmez kahramandır. Toplumun temel taşı olan aileyi ayakta tutan da çoğu zaman kadındır. Bir kadını küçümsemek, aslında kendi geçmişini, kendi geleceğini ve kendi insanlığını küçümsemektir.
Daha da önemlisi, hiçbir erkek kendisini dünyaya getirenin bir kadın olduğunu unutmamalıdır. Serveti, makamı, şöhreti ya da gücü ne olursa olsun herkes bir annenin evladıdır. Milyarlarca insanın ortak gerçeği budur. Bu nedenle kadınlara yönelik küçültücü ifadeler kullanmak, insanın kendi varoluşuna sırt çevirmesinden başka bir anlam taşımaz.
Kürt kadınları da bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Tarlada çalışan emekçi kadından üniversitede ders veren akademisyene, fabrikada çalışan işçiden çocuklarını büyüten anneye kadar milyonlarca Kürt kadın bu ülkenin üretimine, kültürüne ve geleceğine katkı sunmaktadır. Onları etnik kimlikleri üzerinden hedef almak, toplumsal barışa ve ortak yaşam kültürüne zarar verir.
Bir toplumun büyüklüğü, zayıf gördüklerini nasıl koruduğuyla ölçülür; onları nasıl aşağıladığıyla değil. Kadınları hedef alan sözler ne kadar yüksek sesle söylenirse söylensin, tarihin vicdanında karşılık bulmaz. Çünkü medeniyet; kadını aşağılamakla değil, ona hak ettiği değeri vermekle yükselir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey nefret dili değil, saygı dilidir. Ayrıştırmak değil, birleştirmektir. İnsanları kökenlerine göre değil, insan oldukları için değerli görmektir.
Kadınlar bu dünyanın yükünü taşıyan omurgadır. Bir anneyi, bir kız kardeşi, bir eşi, bir evladı aşağılayan anlayış; aslında toplumun geleceğini aşağılamaktadır. Kadına saygının olmadığı yerde adalet de olmaz, huzur da olmaz, kalkınma da olmaz.
Hiç kimse unutmamalıdır: Dünya kadınların emeğiyle ayakta duruyor. İnsanlık kadınların fedakârlığıyla büyüyor. Ve kadınlara uzanan her haksız söz, yalnızca bir kişiye değil, toplumun ortak vicdanına yönelmiş bir saldırıdır.
