Tarihin taşlara yazıldığı, medeniyetin ilk adımlarının atıldığı, bereketli toprakların anası... Şanlıurfa sadece bir şehir değil, adeta yaşayan bir tarih kitabı. Peygamberler Şehri olarak anılan bu kadim topraklar, hem inancın hem de kültürün yoğrulduğu eşsiz bir coğrafya. Ama bugün bu güzellikler içinde sessiz bir feryat da yükseliyor: Urfa hak ettiği yerde mi?
Urfa'nın potansiyeli saymakla bitmez. Balıklıgöl’den Harran’a, Göbeklitepe’den Halfeti’ye uzanan tarihi zenginlik... Gastronomisiyle UNESCO tarafından tescillenmiş bir mutfak kültürü… Bereketli tarım alanları, pamuk tarlaları, Antep fıstığı ağaçları… Ve hepsinden önemlisi: çalışkan, sabırlı ve fedakâr insanı.
Ancak bir şehir yalnızca geçmişiyle övünerek geleceğe yürüyemez. Urfa’nın bugün en büyük sorunu, potansiyelini harekete geçirecek adımların eksikliği. Altyapı sorunları, eğitimdeki geri kalmışlık, işsizlik oranlarının yüksekliği ve gençlerin başka şehirlere göç etmek zorunda kalması, acil çözüm bekleyen başlıca meselelerdir.
Eğitimde ciddi bir açığımız var. Okul sayımız yetersiz, öğretmen açığımız büyük. Gençlerimiz üniversite kazanıyor ama yurt yok. Aileler ekonomik sıkıntıdan çocuklarını okutamıyor. Çocuk yaşta evlendirilen kızlarımız, geleceğin bilim insanı olabilecek potansiyele sahipken eğitimden koparılıyor.
Turizm desen, gelen turistlerin çoğu günübirlik. Tanıtım eksik, rehber sayısı yetersiz, konaklama imkanları sınırlı. Göbeklitepe gibi dünya çapında bir değerin hala yeterince hakkı verilmiyor. Balıklıgöl çevresi bile hâlâ tam anlamıyla düzenlenmiş değil.
Çiftçi dertli, çünkü altyapı eksik. Sulama sorunları, pahalı gübre ve mazot, yer altı elektrik hatlarının kalitesizliği… Ekinler telef oluyor ama sesini duyan yok. Kırsalda yaşayan vatandaş ikinci sınıf gibi görülüyor.
Peki ne yapılmalı? Önce şehrin gerçek sorunlarını samimiyetle kabul etmek gerek. Ardından, siyasi ayrım gözetmeden el ele verip çözüm üretmek şart. Yerel yöneticilerden tutun da Ankara’daki Urfalı siyasetçilere kadar herkes bu şehrin kaderinden sorumludur.
Şanlıurfa artık sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de konuşulmak istiyor. Gençler umudunu kaybetmek istemiyor. Anneler evlatlarının başka şehirlere göçmesini değil, memleketinde kök salmasını istiyor.
Bu şehri sadece tarih kitaplarında değil, kalkınma raporlarında da ilk sıralara taşımalıyız. Çünkü Urfa buna fazlasıyla layık.