Türkiye’nin 81 ilinde, 86 milyonluk devasa bir coğrafyada adli vakalar, asayiş olayları ya da dönemsel altyapı sıkıntıları yaşanabilir. Bu durum hayatın, kalabalık şehirlerin ve toplumsal dinamiklerin birer gerçeğidir. Ancak ne hikmetse, iş Şanlıurfa’ya geldiğinde bu tablo çok farklı bir mecraya evriliyor.
Şanlıurfa’yı TBMM kürsüsünde temsil eden bazı milletvekilleri, kürsüye çıktıklarında şehrin güzelliklerini, medeniyet birikimini, turizm potansiyelini veya kalkınma projelerini anlatmak yerine; adeta kentin "kötü haber bültenini" sunar gibi sürekli olumsuzlukları dile getiriyorlar.
Biri çıkıp "Şanlıurfa’da elektrik yok, çiftçinin ekini kurudu" diyor, diğeri en hassas yaralarımızdan biri üzerinden asayiş vakalarını tırmandırıyor, bir başkası başka bir olumsuzluğu orantısız bir dille meclis gündemine taşıyor. Elbette sorunlar eleştirilecek, çözümü aranacaktır; buna kimsenin diyeceği olamaz. Ancak bu meseleler meclis kürsüsünden sürekli bir "karalama" veya "kriz merkezi" algısı yaratarak dillendirildiğinde, bunun faturasını kim ödüyor hiç düşündünüz mü?
Bunun faturasını bu memleketin esnafı, otelcisi, turizmcisi, genci ve geleceği ödüyor.
Hal böyle olunca, Şanlıurfa turizmi bu durumdan doğrudan sekteye uğruyor. Yerli ve yabancı turistler, basına ve meclise yansıyan bu olumsuzluklar algısından ötürü Şanlıurfa’yı seyahat rotasından çıkarıyor. Bölgeye gelen turistler maalesef Urfa’da konaklamak yerine Gaziantep’te, Mardin’de ya da Diyarbakır’da kalmayı tercih ediyor. Urfa’nın muhteşem tarihi, Göbeklitepe’si, Balıklıgölü, zengin mutfağı ve misafirperverliği bu yanlış algının kurbanı oluyor.
Kimse kusura bakmasın; Şanlıurfa milletvekilleri, bu şehre gerçekten hizmet etmiyor!
Eğer bu kente hizmet etmek istiyorsanız, meclis kürsüsünü şehrin krizlerini över gibi anlatma yeri değil; Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı turistleri Şanlıurfa’ya davet etme kürsüsü yapın. "Gelin, peygamberler şehrini, medeniyetin beşiğini yerinde görün" deyin. Urfa’nın güzelliklerini, kültürünü, turizm potansiyelini savunmak yerine sürekli kenti kötüleyen bir dille siyaset yapmak bu şehre yapılacak en büyük haksızlıktır.
Hadi göreyim sizi milletvekilleri; o kürsüleri Urfa’nın tescilli markalarını, turizmini, kardeşliğini ve geleceğini pazarlamak, insanları bu kadim şehre davet etmek için kullanın. Ama maalesef... Bunu yapmazlar. Çünkü kolaya kaçmak, sorun üretmek veya var olan sorunları parlatarak siyaset yapmak her zaman daha cazip gelir.
Ama Şanlıurfa halkı her şeyi görüyor, her şeyi biliyor. Bu şehrin adını haksız yere lekeleyenlere ve turizmine darbe vuranlara en güzel cevabı yine bu toprağın misafirperver insanı, vicdanı ve ortak aklı verecektir. Urfa, hak ettiği değeri ve vizyonu mutlaka bulacaktır.
Gazeteci: İbrahim Uygur
