Balıklıgöl'de Bir Yaşlı Kadının Gözyaşları... Şanlıurfa Turizmi Bunu Hak Etmiyor
Gazeteci İbrahim Uygur Yazdı
Bugün Şanlıurfa adına beni derinden üzen bir olaya tanıklık ettim.
Olayın yaşandığı yer, her gün binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Balıklıgöl Platosu'ydu. Hazreti İbrahim'in doğduğu mağarayı ziyaret ettikten sonra elindeki iki su matarasıyla arkadaşlarıyla birlikte bir lokantaya giren yaşlı bir kadın, yemek yemek istedi.
Kısa bir süre sonra içeriden yükselen sesler dikkatimi çekti. Yaşlı kadın, "Ben sadece lavaş ekmek istemedim. Bana başka ekmekte döner verebilirsiniz dedim." diyerek kendisini savunuyordu. Gözlemlediğim kadarıyla tartışmanın ardından kadın işletmeden dışarı çıkarıldı.
Kadın büyük bir üzüntü içerisindeydi. Ön tarafta bulunan güvenlik görevlisine yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Ben de yanına giderek, "Şikâyetçi olun." tavsiyesinde bulundum.
Bir süre telefonla ilgili kurumlara ulaşmaya çalıştı. Daha sonra yeniden işletmeye giderek kendisine neden küfür edildiğini sorduğunu duydum. Ardından tekrar azarlandığını ve işletmeden uzaklaştırıldığını gördüm.
Olay sonrasında çevredeki bazı esnafla görüştüm. Bana, söz konusu işletmede daha önce de benzer olayların yaşandığını iddia ettiler. Bu iddiaların doğruluğunu ortaya koyacak olan ise elbette yetkili kurumların yapacağı incelemedir.
Ben de bir gazeteci olarak durumu ilgili kurumlara bildirdim. Önce Ticaret Bakanlığı'nın ilgili hattını aradım, daha sonra 153 Çağrı Merkezi'ni aradım. Oradan Eyyübiye Belediyesi'ne yönlendirildim. Yaşananları ayrıca Şanlıurfa Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'ne de ilettim.
Burada asıl üzerinde durmak istediğim konu ise çok daha önemli...
Yıllardır "Şanlıurfa neden turizmde istediği noktaya ulaşamıyor?", "Neden birçok ziyaretçi ikinci kez gelmeyi tercih etmiyor?" sorularını soruyoruz.
Bana göre cevaplardan biri tam da bu tür olaylardır.
Balıklıgöl, sadece Şanlıurfa'nın değil, Türkiye'nin ve İslam dünyasının en önemli inanç turizmi merkezlerinden biridir. Buraya gelen her misafir, aslında hepimizin misafiridir.
Bir ziyaretçiye karşı kullanılan üslup, sadece o işletmeyi değil, tüm şehrin imajını etkiler. Misafirperverliğiyle övünen bir şehre yakışan; saygı, anlayış ve hoşgörüdür.
Buradan yetkililere çağrıda bulunuyorum.
Eğer bu olayda herhangi bir usulsüzlük veya haksızlık yaşandıysa, işletmenin güvenlik kamerası kayıtları incelensin. Çünkü olayın tarihi ve saati bellidir.
01 Temmuz 2026, saat 13.37.
Gerçek neyse ortaya çıksın.
Ben bu olaya bizzat tanıklık ettim. Bu yazıyı herhangi bir kurumu ya da işletmeyi peşinen suçlamak için değil, Şanlıurfa'nın turizmde hak ettiği değeri görmesi ve benzer olayların tekrar yaşanmaması adına kaleme alıyorum.
Şanlıurfa; peygamberler şehri, kardeşliğin ve misafirperverliğin simgesidir. Bu kadim şehre yakışan da her ziyaretçiyi güler yüzle karşılamak ve uğurlamaktır.
Çünkü bir turist sadece yemek yemez; yaşadığı deneyimi de yanında götürür. Güzel anılar da kötü hatıralar da şehrin tanıtımına doğrudan etki eder.
Dileğim odur ki bu olay tüm yönleriyle incelenir, gerçek ortaya çıkar ve bir daha hiçbir misafir benzer bir durumla karşılaşmaz.
Gazeteci İbrahim Uygur
işte