Bir toplumun en büyük zenginliği ne yer altı kaynaklarıdır ne de ekonomik gücüdür. Asıl zenginlik; huzur içinde yaşayan insanlar, birbirine güvenen vatandaşlar ve geleceğe umutla bakan gençlerdir. Bugün ülkemizin dört bir yanında insanların ortak beklentisi de tam olarak budur: Kalıcı huzur, güçlü kardeşlik ve adaletin herkes için eşit şekilde işlemesi.
Yıllardır yaşanan acılar, kaybedilen canlar ve toplumsal kutuplaşmalar hepimize önemli dersler verdi. Artık toplumun büyük çoğunluğu çatışmaların değil uzlaşının, ayrışmanın değil birlikteliğin, öfkenin değil sağduyunun kazanmasını istiyor. Çünkü biliyoruz ki huzur olmayan yerde yatırım olmaz, üretim olmaz, kalkınma olmaz. En önemlisi de gelecek umutları yeşermez.
İmzalanan çerçeve yasanın bu anlamda yeni bir dönemin başlangıcı olması en büyük temennidir. Ancak atılan her adımın hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Hukukun üstünlüğü, demokrasinin ve toplumsal güvenin temelidir. Yasalar herkes için eşit uygulanmalı, adalet duygusu hiçbir kesimde zedelenmemelidir.
Millet olarak bizi ayakta tutan en önemli değerlerden biri kardeşlik hukukudur. Aynı bayrak altında yaşayan milyonlarca insanın farklılıklarını zenginlik olarak görmesi, ortak geleceğimiz için vazgeçilmezdir. Birlik ve beraberlik sadece söylemlerle değil, adalet, eşitlik ve karşılıklı güvenle güçlenir.
Bugün atılan adımların yarın çocuklarımızın daha güvenli, daha huzurlu ve daha müreffeh bir ülkede yaşamasına katkı sağlaması en büyük dileğimizdir. Siyasi görüşler farklı olabilir, düşünceler değişebilir; ancak vatan sevgisi, milletin huzuru ve devletin birliği hepimizin ortak paydasıdır.
Temennimiz odur ki bu süreç, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, hukuk devleti ilkelerinden taviz vermeyen, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da pekiştiren bir anlayışla yürütülsün. Çünkü güçlü Türkiye'nin yolu; huzurdan, adaletten ve kardeşlikten geçmektedir.
Unutmayalım; kalıcı barışın temeli adalet, güçlü devletin temeli hukuk, güçlü milletin temeli ise kardeşliktir.
