Doğu ve Güneydoğu Anadolu…

Yaklaşık 50 yıldır terörün, çatışmaların ve güvenlik sorunlarının ağır bedelini ödeyen bir bölge. İnsanlarımız yıllarca huzur ve güven içerisinde yaşamanın özlemini çekti. Esnafımız kepenk açtı ama geleceğe dair endişelerle iş yaptı. Turizm potansiyelimiz vardı ancak terör nedeniyle bu potansiyeli gerektiği gibi değerlendiremedik.

Bugün ise yıllardır özlenen bir tablonun oluşması için önemli bir sürecin sonuna gelindi.

Terörsüz Türkiye süreci ile birlikte bölgede umut yeniden güçlendi. Çerçeve yasanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımız, "Artık huzur, güven ve ekonomik kalkınma zamanı" demeye başladı.

Tam da bölge rahat bir nefes alacak, turizm hareketlenecek, esnafın yüzü gülecek derken bu kez başka bir gelişme gündeme geldi.

İran ile ABD arasındaki savaş ve bölgede oluşan savaş ortamı, turizmi olumsuz etkiledi.

Doğu ve Güneydoğu'nun turizm merkezleri, tarihi ve kültürel zenginlikleri yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya hazırlanırken savaş haberleri insanların seyahat planlarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.

Bu durumdan en fazla etkilenen kesimlerin başında ise bölge esnafı geliyor.

Yaptığımız araştırmalarda görüştüğümüz esnafın ortak bir serzenişi var:

"Tam işlerimiz düzelecek derken yine bir belirsizliğin içine girdik."

Lokantacı, otelci, taksici, hediyelik eşya satıcısı, turizm işletmecisi, küçük esnaf… Hepsi turistin gelmesini, çarşıların hareketlenmesini ve ekonominin canlanmasını bekliyor.

Çünkü turizm yalnızca otelleri değil; fırıncıdan lokantacıya, taksiciden bakkala, kuyumcudan hediyelik eşya satıcısına kadar binlerce esnafı doğrudan etkiliyor.

Doğu ve Güneydoğu'nun artık terörle değil, turizmle, üretimle, ticaretle ve kalkınmayla anılması gerekiyor.

Bu nedenle devletimizin ilgili kurumlarına önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Bölge esnafı yalnız bırakılmamalıdır.

Savaşın ve bölgesel gelişmelerin turizm üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alınarak esnaf için acil destek paketleri hazırlanmalıdır. Vergi ve SGK yüklerinde kolaylık sağlanmalı, düşük faizli ve uzun vadeli kredi imkânları artırılmalı, turizm sektörüne yönelik özel teşvikler devreye alınmalıdır.

Çünkü bu esnaf yıllardır terörün ekonomik yükünü taşıdı.

Şimdi huzurun geldiği bir dönemde, bu kez bölgesel savaşların ekonomik yükü altında ezilmemelidir.

Terörsüz Türkiye yalnızca güvenlik meselesi değildir.

Terörün bitmesiyle birlikte bölgenin ekonomik olarak da ayağa kaldırılması gerekir. İnsanların huzur içerisinde yaşaması kadar, işyerlerinin açık kalması, gençlerin iş bulması, turizmin canlanması ve esnafın para kazanması da önemlidir.

Doğu ve Güneydoğu artık kayıp yıllarını telafi etmek istiyor.

Şimdi yapılması gereken; huzur ortamını ekonomik kalkınmayla desteklemek, bölgeye yatırım yapmak ve esnafın elinden tutmaktır.

Çünkü 50 yıl terörün bedelini ödeyen bu bölge, artık huzurun ve kalkınmanın meyvesini görmek istiyor.

Devletimizin atacağı doğru ve zamanında adımlar, yalnızca esnafı değil, bölgenin tamamının geleceğini kurtaracaktır.

Doğu ve Güneydoğu artık terörle değil; huzur, turizm, üretim ve bereketle anılmalıdır.

İbrahim Uygur