Kardeşliğimize Sıkılan Kurşun: Zonguldak'taki Provokasyonun Arka Perdesi
Binlerce kilometre öteden, rıskını kazanmak, ekmeğini taştan çıkarmak için evinden barkından kopup Karadeniz’e, Zonguldak’a çalışmaya giden mevsimlik işçilere yapılan muamele vicdanları sızlattı, hepimizin yüreğini yaktı. Sosyal medyaya yansıyan o acı manzaralar karşısında insanın aklına gelip düğümlenen tek bir soru var: Ne oldu bizim güzel insanımıza?
Ekmek Parası İçin Dökülen Alın Teri
Bu topraklarda komşuluk, misafirperverlik ve mazluma kucak açmak asırlardır en temel değerimizdir. Ta 1500 kilometre yoldan gelip zor şartlar altında emeğiyle geçinmeye çalışan insanlara karşı bu öfke, bu tahammülsüzlük neden?
Sormak zorundayız: Bu insanları hedef yapan şey, Allah’ın onlara verdiği ana dilleri mi, yoksa Kürt olmak mı? Suçları ne acaba?
Çoluk çocuğa, kadınlara, ekmeğinin peşindeki masum insanlara saldırmak bu milletin kültüründe, inancında asla yoktur. O halde bu gözü dönmüşlüğü, bu akıl almaz öfkeyi tetikleyen şey nedir?
Çözüm Süreci ve Bourulan Hesaplar
Üstelik tüm bunlar ne zaman yaşanıyor? Tam da ülkede yeni bir kardeşlik ikliminin, çözüm süreçlerinin konuşulduğu, terörün ve silahların gündemden çıkmasının arzulandığı hassas bir dönemde! Demek ki birilerinin hesabı bozuldu. Birileri, bu ülkenin kalıcı bir huzura ermesinden rahatsız oluyor ki yeniden bizi bize kırdırmanın, sokaklarımızı karıştırmanın peşine düşüyor.
Bu Tesadüfler Zinciri Kime Yarıyor?
Daha iki gün önce katil İsrail, Türkiye sınırına yakın Suriye topraklarına saldırı gerçekleştirdi; hemen ardından Zonguldak’ta bu çirkin olay yaşandı. Sizce bunların hepsi sıradan birer tesadüf mü?
Bölgesel dizayn çabalarının, Türkiye'yi içeriden vurmak isteyen odakların masasında hangi kirli planlar var? Halkımızın arasına nifak tohumları ekmeye çalışan bu karanlık eller, yıllardır bu ülkenin ekmeğini yiyen, bu bayrağın altında yaşayan insanları hedef alarak ne elde etmeye çalışıyor?
Savcılara ve Sağduyuya Çağrı
Bu olayın arka perdesi, adli makamlarımız ve savcılarımız tarafından çok derinlemesine, hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde araştırılmalıdır. Provokatörler, arkalarındaki güçler ve bu nifakı körükleyenler mutlaka gün yüzüne çıkarılmalı, adalet önünde hesap vermelidir.
Bu mesele sadece adli bir vakadan ibaret değildir; bu, bu ülkenin birliğine ve dirliğine sıkılmış kurşundur. Toplum olarak birbirimizi anlamaya, bu ucuz tuzaklara ve provokasyonlara karşı her zamankinden çok daha fazla uyanık olmaya mecburuz.
Umarız bu acı olay son olur. Bu ülkenin hiçbir köşesinde, hiçbir insanımız kendisini öteki veya güvensiz hissetmesin. Biz bu topraklarda bin yıldır kardeşçe yaşadık, bu nifak çarkını da hep birlikte kıracağız.