ŞEHİRLERİMİZİN HUZURU İÇİN BİR SORU: DENETİM HER YAPIYA EŞİT UYGULANMALI

KÖŞE YAZISI – GAZETECİ İBRAHİM UYGUR

Türkiye’de son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği önemli bir konu var: organize suçlarla, sokak çeteleriyle, uyuşturucuyla, yasa dışı bahisle ve suç gelirleriyle mücadele.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 11 Şubat 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı görevine başladı.

Göreve geldiği tarihten bu yana Bakanlığın kamuoyuna açıkladığı operasyonlara baktığımızda, organize suç ve yeni nesil suç yapılanmalarına yönelik çok sayıda soruşturmanın yürütüldüğünü görüyoruz.

Nitekim Bakanlığın 14 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, sokak çeteleri ve yeni nesil suç örgütlerine yönelik operasyonlarda 78 Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem yapıldığı ve 148 eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği açıklandı.

Ben bir gazeteci olarak, insanların huzur içinde yaşamasını ve sokakların suç örgütlerine bırakılmamasını elbette önemli buluyorum.

Çünkü vatandaşın devletten en temel beklentilerinden biri güvenliktir.

İnsan akşam evine giderken korkmayacak.

Esnaf dükkânını kapatırken endişe yaşamayacak.

Anne-baba çocuklarının geleceği konusunda kaygılanmayacak.

Gençler uyuşturucunun, yasa dışı bahis ağlarının ve suç örgütlerinin ağına düşmeyecek.

Bunun için de devletin suç örgütlerine karşı mücadelesi, kim olursa olsun, hangi şehirde olursa olsun ve hangi görüntü altında faaliyet gösterirse göstersin, hukuk çerçevesinde sürdürülmelidir.

ŞANLIURFA’DA DA AYNI SORUYU SORMALIYIZ

Gelelim Şanlıurfa’ya...

Şanlıurfa büyük ve hızla büyüyen bir şehir.

Mahallelerimiz genişliyor, nüfus artıyor, yeni yapılar ortaya çıkıyor.

Kentimizin birçok mahallesinde dernek, vakıf, öğrenci yurdu, eğitim merkezi, sosyal tesis ve farklı amaçlarla kullanılan çok sayıda yapı bulunuyor.

Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var:

Ben hiçbir cemaatin, vakfın veya derneğin tamamını suçlayan bir yaklaşım içerisinde değilim.

Tam tersine...

Kanunlara uygun çalışan, gençlere eğitim desteği veren, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştıran, topluma faydalı çalışmalar yapan vakıf ve derneklerin varlığı demokratik toplum hayatının doğal bir parçasıdır.

Ancak mesele başka.

Devletin denetiminden kimse muaf olmamalıdır.

Bir yapı vakıfsa vakıf mevzuatı çerçevesinde denetlenmelidir.

Bir dernekse dernek mevzuatı kapsamında denetlenmelidir.

Ticari faaliyet yürütülüyorsa bunun da mali ve hukuki boyutu incelenmelidir.

Kamu kaynağı kullanılıyorsa bunun hesabı sorulmalıdır.

Bağış ve yardım toplanıyorsa bu paraların nereden geldiği ve nereye harcandığı mevzuata uygun biçimde incelenebilmelidir.

“DENETİM VARSA KORKULACAK BİR ŞEY YOKTUR”

Buradan açıkça söylüyorum:

Kanuna uygun faaliyet gösteren hiçbir yapı denetimden korkmamalıdır.

Çünkü denetim yalnızca suç aramak değildir.

Denetim aynı zamanda temiz çalışan kurumların itibarını korumaktır.

Bir vakıf veya dernek hakkında kamuoyunda çeşitli iddialar dolaşıyorsa, yapılacak en doğru iş dedikodu üretmek değil, yetkili kurumların hukuka uygun denetim yapmasıdır.

Sonuç temiz çıkarsa o kurumun itibarı daha da güçlenir.

Bir usulsüzlük varsa da devlet gereğini yapar.

Bundan daha doğal ne olabilir?

URFA’DA BİR GAZETECİ OLARAK SORUYORUM

Şanlıurfa’da bazı mahallelerde aynı amaç doğrultusunda faaliyet gösterdiği ifade edilen çok sayıda yapı bulunuyor.

Bunların tamamının suçlu olduğunu söylemek mümkün değildir.

Böyle bir iddiada bulunmak da doğru değildir.

Fakat gazetecilik açısından sorulması gereken sorular vardır:

Bu yapıların tamamı ilgili mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteriyor mu?

Mali kaynakları mevzuata uygun mu?

Bağış ve yardım toplama faaliyetleri denetleniyor mu?

Kullandıkları binaların hukuki statüsü nedir?

Kamu kaynaklarından herhangi bir destek alıyorlarsa bu destekler hangi şartlarla veriliyor?

Öğrenci barındırılan yerlerde ilgili mevzuatın gerektirdiği denetimler yapılıyor mu?

Faaliyet gösteren dernek ve vakıfların amaçlarıyla fiili faaliyetleri arasında herhangi bir farklılık var mı?

İşte devletin ilgili kurumları bu soruların cevabını hukuk çerçevesinde araştırabilir.

DEVLETİN GÜCÜ DENETİMİNDEN GELİR

Adalet Bakanı Akın Gürlek de geçtiğimiz aylarda suç örgütleri ve çetelerle mücadelenin, yapıların hangi görüntü veya kisve altında faaliyet gösterdiğine bakılmaksızın hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde sürdürüleceğini açıkladı.

Bu yaklaşımın temelinde olması gereken ilke bence çok açık:

Kanun karşısında herkes eşit olmalı.

Siyasi görüşü ne olursa olsun...

Dini veya sosyal kimliği ne olursa olsun...

Ekonomik gücü ne olursa olsun...

Devletin denetimi herkese aynı şekilde uygulanmalı.

Çünkü devletin itibarı, yalnızca suçluyu yakalamasıyla değil, hukuku herkese eşit uygulamasıyla güçlenir.

GAZETECİNİN GÖREVİ SORU SORMAKTIR

Ben bir gazeteci olarak kimseyi suçlamak istemiyorum.

Benim görevim soru sormaktır.

Eğer ortada bir sorun varsa araştırılmasını istemektir.

Eğer bir kurum temiz çalışıyorsa bunu da kamuoyuna anlatmaktır.

Şanlıurfa gibi tarihi, kültürel ve sosyal yapısı güçlü bir şehirde faaliyet gösteren bütün derneklerin, vakıfların ve benzeri yapıların şeffaf, hukuka uygun ve denetlenebilir olması hepimizin yararınadır.

Devlet denetlesin.

Usulsüzlük yoksa sorun yok.

Suç varsa da gereği yapılsın.

Ama hiçbir kurum yalnızca adı, görüntüsü veya toplumsal kimliği nedeniyle suçlanmasın.

Devletin yapması gereken; delile, belgeye ve hukuka bakmaktır.

SON SÖZÜM

Bugün sokaklarda huzur istiyoruz.

Çocuklarımızın güvenli bir ortamda büyümesini istiyoruz.

Gençlerimizin suç örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin ve yasa dışı yapıların eline düşmesini istemiyoruz.

Bunun yolu da güçlü bir hukuk devleti ve etkin denetimden geçiyor.

Sayın Adalet Bakanı’nın suç örgütleriyle mücadele konusunda açıkladığı operasyonlar, bu başlığın devletin gündeminde olduğunu gösteriyor. Ancak mücadele yalnızca sokaktaki çetelerle sınırlı kalmamalı; suçun finansmanı, örgütlenmesi ve varsa arka plandaki bütün bağlantıları da hukuk çerçevesinde araştırılmalıdır. Bakanlığın son dönemde yasa dışı bahis, suç gelirlerinin aklanması ve organize suç yapılanmalarına ilişkin operasyon açıklamaları da bu yaklaşımın farklı alanlarda uygulandığını gösteriyor.

Şanlıurfa için benim çağrım da budur:

Kim temizse temizliği ortaya çıksın, kim yanlış yapıyorsa hukuk önünde hesabını versin.

Ne eksik ne fazla...

Çünkü güçlü devlet, vatandaşına güven veren devlettir.